Haberin niteliği eşittir ülkenin kalitesi

A -
A +

Norveç'te kırsal alanlardaki düşük doğum oranlarından dolayı köy okulları öğrencisiz kalmış. Hükûmet bunların kapatılıp az sayıdaki öğrencilerin ilçelere taşınmasını kararlaştırmış. Bazı siyasetçiler bu karara savaş açmış. Ülkede sosyal medya kullanma yaşı 13'ten 15'e çekilecekmiş. Norveç mahkemesi, halkta korku oluşturmaya meyilli oldukları gerekçesiyle bir motosiklet kulübünü suç örgütü olarak nitelemiş.

 

Finlandiya'da 2024'te işe gidiş geliş kazaları yüzde 8 artmış, iş yeri kazaları ise sabit kalmış.

 

Hollanda, iklim hedefini tutturamamaktan endişeliymiş. Müfettişler ofislere ani baskın yapıp çalışanların plastik bardak kullanıp kullanmadığını denetleyecekmiş.

 

İsviçre'de evini Airbnb'de pahalıya kiralayan bir kişi, dokuz ay hapis cezasına çarptırılmış.

 

İsveç'te dondurma kamyonetlerinde çalan şarkı trafikte sinir bozuyor, halkın sonbahar keyfini yaşamasına mâni oluyormuş. Bu yüzden şarkının yapımcı şirketini mahkemeye vermişler.

 

İrlanda'da kara yolları geçiş ücretine yıl başında 1 avro zam geliyormuş. Bu, tepki çekmiş. Kuzey İrlanda'da tutuklu ve hükümlü sayısı yüzde 10 artarak 1877'ye çıkmış. Bu, telaşlanma sebebiymiş.

 

Danimarkalılar su tüketiminin neden yüzde 2 azaldığını araştırıyormuş. Ülkede bisiklete binmek için vergi teşviki düşünülüyormuş...

 

Haberleri okuyunca 'memleketlere bak' dediğinizi duyar gibiyim. Zaten böyle düşünün diye sıraladım bunları.

 

Batılı ülkelerin tartıştığı meseleler, bizde fındık fıstık kabilinden konular.

 

Adamların "Breaking News" denilen son dakika haberleri, bir iki ölümlü trafik kazaları.

 

Biz ise baş döndürücü bir anaforun içindeyiz. "Narin cinayeti"nden "sur canisi"ne, 'Sıla Bebek'ten "Yenidoğan Çetesi"ne, "Öcalan açıklaması"ndan terör saldırısına kadar son bir ayda konuştuklarımızın şiddeti onlara iki sene yeter.

 

Haberin niteliği ve gündemdeki konuların biçimi ülkedeki hayat kalitesi hakkında ipuçları veriyor.

 

 

MEDYA NOTLARI

 

 

‘Hava’da kalan soru

 

 

 

* TÜRK medyası infial uyandıran bütün meselelerde hep aynı hatayı işliyor. Olayın sıcaklığıyla ne ilke bırakılıyor ne etik! Türk Savunma Sanayii'nin kalbi TUSAŞ'a yapılan kalleş terör saldırısından sonra bunu bir defa daha gördük. Dakikalar içinde sosyal medyada bina önünden çatışma ve patlama videoları akmaya başladı. Sonra içeriden güvenlik kamerası görüntüleri paylaşıldı. Çatışma sürerken teröristler deşifre edildi. Güvenli odalarda bekleyen çalışanların fotoğrafı rehine diye verildi. Akşam da saldırı TUSAŞ'ın tesis fotoğrafları eşliğinde televizyonlarda tartışıldı. Medyanın tavrı da Türkiye’nin ‘kale’sinden o görüntülerin nasıl yayıldığı da tartışılmalı.

 

* CUMHURBAŞKANI, Rusya dönüşü uçakta gazetecilerin sorularını cevapladı. Herkesin merak ettiği tek bir soru vardı. O da şuydu: Acaba Erdoğan, MHP lideri Bahçeli'nin "Öcalan gelsin Meclis'te konuşsun" çıkışıyla ilgili ne düşünüyordu? Açıklama yapılacağından bilgisi var mıydı? Fakat mülakatta işte bu kritik sorunun cevabı bulunmuyordu. Oysa oradaki gazeteciler de en çok bu sorunun cevabını arıyordu. Soru 'hava'da kaldı. Bu yüzden şifre tarar gibi satır aralarında mesaj arandı. Katılımcılar CHP liderinin “Uçakta gazeteci yokmuş” eleştirisiyle ezdirilmemeliydi!..

 

* HEMEN her konuda ayrışan Türk basını ilk defa FETÖ liderinin 'hain'liğinde buluştu.

 

* YENİ Asya gazetesinin yayın yönetmeni FETÖ liderine başsağlığı dilediği için tutuklandı. Aynı gün PKK lideri için 'sayın, siyasi aktör, başmüzakereci' denilerek övgüler düzülüyordu. Ve kimse yadırgamıyordu. Öcalan ve Gülen... İkisi de başhaindir, ikisi de eli kanlıdır, ikisinin bu millete ve ülkeye çok büyük fenalıkları dokunmuştur. Makul terör, makbul terör, ehven terör ayrımı yapılmamalıdır!

 

* İSMAİL Küçükkaya, şarkıcı tayfasının CHP'li belediyeleri söğüşlemesine isyan etti. "Popüler sanatçıların etkisi altına girmiş bizim belediye başkanları. 20 tane isim var elimde. Biri 1,7 milyon almış İstanbul'daki bir belediyeden. Biri 5 milyon liraya, biri 3 milyona anlaşmış. Bir başka sanatçıya 10 milyon lira teklif etmişler da kabul etmemişler. Yazıktık günahtır" dedi. Küçükkaya’nın "Bizim belediye başkanları" demesine mim koyuyor ve bu cesur çıkıştan dolayı alkışlıyorum.

 

'AÇIK Radyo' diye Batı fonlarıyla gündeme gelen bir mecra var. Burada sözde Ermeni soykırımı ile ilgili bir yayın yapılıyor. Dinleyici şikâyet ediyor. RTÜK 'yayın durdurma' cezası veriyor. Tebligat yapılıyor. Radyonun yetkilileri uymuyor ya da kulak ardı ediyor. Bunun üzerine kanun uyarınca lisans iptal ediliyor. Radyonun sahipleri bu sefer Türkiye'yi Avrupa'ya şikâyet ediyor. 'Bayan protesto' Greta Thunberg, İstanbul'a gelip radyoya destek çıkıyor. Maval okumaya gerek yok. Her şey Açık!

 

* ALMANYA'da gazetecilerin yazdığı haberlerle yapay zekâ tarafından üretilenler metinler mukayese edilmiş. Yapay zekânın metinlerinin daha az anlaşılır olduğu belirlenmiş. Gazeteciliğin özü insandır. Gazeteci makine değildir. Bu da ispatı.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.
Yalınız Efe30 Ekim 2024 13:13

Bazı sanatçılar(!) yolunu bulmuş. "Sömürüye karşıyız!" deyip halkın parasını alıyorlar. Üyesi oldukları "Sosyalist Enternasyonal" neden burjuvaziye birşey demiyor?!? Yoksa Kapitalist enternasyonal(!) mı demeli?!