Televizyonlarda, sürüyle köpeğin üzerine hücum ettiği küçük çocukların yerlerde çaresizce debelenmesini gösteren görüntüleri, her izlediğimizde daha bir dehşete kapılıyoruz! Nasıl bir can pazarıdır… Ve bu şekilde kaç tane çocuğumuz hayatını kaybetti. Kaç yavrumuz köpeklerden kaçmaya çalışırken can havliyle yola fırlayıp arabaların altında ezilerek öldü, bunu tam olarak biliyor muyuz? Hayır bilmiyoruz!
Üstelik sokaklardaki başıboş köpeklerin öldürdüğü sadece çocuklar değil. Kadın, erkek, yaşlı veyahut genç, her yaştan insanlarımız böyle felaketlere maruz kalıyor. Hemen her gün ve memleketin her vilayetinde, her ilçesinde bir "köpek terörü" söz konusu. Daha net biçimde ifade etmek gerekirse, sokaklardaki başıboş köpekler Türkiye için artık bir millî meseledir. Bu ifadeyi abartılı bulanlar ya tehlikenin farkında değil yahut da “köpeksever lobinin” (Bunun içinde mama lobisinden tutunuz da hayvanseverlik kisvesi altında pek çok farklı faaliyet gösteren, sayısız menfaat grupları var), propaganda ve telkinlerinin fena hâlde tesirine girmiştir. Başıboş köpekler meselesi, derhâl çözüm bekleyen bir konudur. Ne yazık ki, şimdiye kadar sık sık tekrarlanan bütün resmî söylemlere rağmen, henüz dişe dokunur bir şey yapılabilmiş değil.
Bakınız Türkiye’deki toplam sahipsiz köpek popülasyonu konusunda dahi net ve kesin bir bilgi yok? Türkiye genelinde, bu şartlardaki köpek sayısı kaçtır? Dört milyon ile on altı milyon arasında rakamlar konuşulmakta… Hatta 20 milyonu telaffuz eden var. Peki, bu rakamların hangisi doğru? Ülkede artan kuduz vakalarının sebebi sizce ne olabilir? Hâsılı başıboş köpeklerin sağlıklı veya hastalıklı olup olmadığına dair eldeki verilere ne kadar itibar edilebilir? Türkiye’deki mevzuata göre, sokak hayvanlarının takibi ve barınaklara alınıp kontrol altında tutulmasından belediyeler sorumludur. Büyükşehir, il, ilçe ve beldeler de dâhil 1392 belediye var.
Bunların içinde köpek barınağı olan belediye sayısı 240 civarında. Oysa sadece Büyükşehirlerin sınırları içinde 519 tane ilçe belediyesi var… Bu konuda Cumhurbaşkanı Erdoğan, Konya Büyükşehir ile Beykoz Belediyesinin yaptığı örnek çalışmalara işaret ediyor. Evet, 1392 belediye içinde acaba kaç tanesi gerekli yeterlilikte bir hayvan barınağı ve devamında o hayvanların beslenmesi, tıbbi bakımı, kısırlaştırılması ve gerektiğinde itlafı için tedbir almış bulunuyor acaba?
Sayın Erdoğan, Macaristan dönüşü uçakta gazetecilerin sorusu üzerine, bu konuda "Avrupa ülkelerinde nasıl bir çözüm bulunmuşsa, biz de aynı metotla gerekeni yapacağız" diyor. Cumhurbaşkanının şahsen bu konuyu takip ediyor olması çok önemli. Zira bu alandaki tehlike giderek büyüyor. Vâkıâ Avrupa ülkeleri ne kadar çözüm bulmuş orası da tartışılır doğrusu.
Avrupa ülkelerine gidenler mutlaka fark etmiştir. Başta Almanya olmak üzere, bu ülkelerin cadde ve sokaklarında köpek pisliğinden geçilmiyor. Bu, evcil yani sahipli köpeklerin pisliği!.. Güneşte kuruyan köpek pisliklerinin toz hâline gelip solunum yollarından insan bedenine girmesi ve devamındaki tehlikeleri varın siz hesaplayın... Benzer durum, bizim memleketimizde sokak hayvanları için söz konusu… Gelişigüzel sokağa dökülen yiyeceklerin bozulup kokması. Bir de sağlıksız ve ağır hasta olan sahipsiz sokak köpeklerinin saçtığı tehlikeleri düşünün. Bu tehlikenin kaynağı olan sokak köpekleriyle ilgili olarak, ciddi ve yeterli tedbirleri alan belediyeleri, diğerlerinin de örnek almasını tavsiye ederiz. Ancak bu mesele belediyelerin imkân ve kapasitelerinin üzerine çıkmış durumda.
İstanbul’un kenar ilçelerinde, günbegün sayıları hızla artan ve giderek, ormanlık alandan köylere doğru adım adım yaklaşan köpeklerin hâlini yakından bir gözleyin. Açlık ve susuzluktan bitap düşmüş hayvanların içinde, bir de belirgin şekilde hastalıktan erimiş olanların çektiği ızdırabı düşünün… Bunların hastalıklı ve yaşlı olanlarının uyutulması gerekmez mi? İngiltere’de her sene yüz binlerce köpeğin itlaf edildiği herkesçe malumdur. Keza Amerika Birleşik Devletlerinde itlaf edilen köpek sayısı çok yüksek rakamlarla ifade edilir. Türkiye’de, daha yeni yeni farkına varılan MAMA LOBİSİ bu itlaf meselesinin söz konusu edilmesine bile ortalığı ayağa kaldırarak mâni oluyor. Yerleşim yerlerindeki başıboş köpeklerin, insanların can güvenliğini bu derece tehlikeye atmasının konuşulup tartışılmasını önlemeye kalkışmak ne büyük küstahlık! Peki, bu MAMA LOBİSİ ve dahi HAYVANSEVERLİK kisvesi altında oluşturulan çeşitli platformlar üzerinden, yürütülen gölgeli faaliyetler ne kadar takip ediliyor? Güya köpek sevgisi yüzünden insanların hayatlarını hiçe sayanlar neyin peşinde ve bunlara ne zaman dur denilecek?