Dün HADEP, bugün DEM… Perşembenin gelişi çarşambadan belliydi, ama benzer sürecin yaşanması kaçınılmaz gibi görünüyor. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli: “Terörist başkan veya vekil istemiyoruz...”
Genel veya mahallî seçimlerde, DEM çizgisindeki partilerin aday tespitinde güttüğü asıl amaç nedir? Bu aday seçiminde özellikle izlenen stratejinin, dürüst siyaset yapmaya veya verimli hizmete taalluk etmediği gayet açık. Her nedense seçim mevzuatının ayrıntıları arasında engele takılmadan, seçilme yeterliliğini elde edebilen, ama sicili sabıkayla dolu, hakkında çokça davaların da derdest olduğu kişiler; sandıktan çıktıktan sonra da, izledikleri yasa dışı yolda yürümekten imtina etmiyor. Ve tabiatıyla bir yerde kanunun pençesine yakalanıyor… Görevden alınma ve yerine kayyım atanması hukuk prosedürünün bir gereğidir. Bazıları hariçten gazel okuyarak, âdeta ne yaparlarsa yapsınlar, mademki seçilmişler, o hâlde demokratik haklarını her hâlükârda sonuna kadar kullanabilmeliler diyor. Mesela yasa dışı örgütle olan iltisakı her seviyede devam ettirsinler!.. Peki, böyle midir? Fütursuzca suç işleyen kişilerin, müeyyide olarak kamu hizmetlerinden yasaklanması bir hukuk kuralı değil midir? Suç işleme ayrıcalığı diye bir şey olabilir mi? Mesela belediye araçlarıyla terör örgütüne lojistik destek verilebilir mi? Veya bizzat devletin resmî araçları terör eylemlerinde kullanılabilir mi? MHP lideri Devlet Bahçeli’nin ifade ettiği üzere, “Türkiye bir muz cumhuriyeti değil.” Şayet hukuk devletinden bahsediyorsak, hiç kimse devletin kanunlarını alenen ve pervasızca çiğneme bağışıklığına sahip olamaz. Böyle bir dünya yok! Sayın Bahçeli’nin şu sözü, her şeyi özetliyor: “PKK’lı sözde başkanın kirli yakasından nasıl tutulduysa, diğer kanun kaçkını sözde başkanların ve vekillerin de yakalarından öyle tutulacaktır. Terörist başkan ve vekil istemiyoruz…” HADEP’in ve onun yerini alan DEM’in “eş başkan” diyerek, belediyelere yerleştirdiği örgüt elemanlarının fiilen yönetimi ele alarak, sandıktan çıkan kişiler yerine, devletin imkânlarını bölücü terör örgütünün hedefleri doğrultusunda kullanmasına, kimse izin vermez. Bunu akıllarından çıkarmasınlar. Sandıktan çıktı diye, herhangi bir şekilde suç işlemelerine göz yumulabilir mi?
2019 mahalli seçimlerinde HADEP, 3 büyükşehir; 5 il, 45 ilçe ve 12 belde belediyesini kazanmıştı. Fakat yukarıda özetle temas ettiğimiz suç davranışları sebebiyle, üçü büyük şehir, beşi il, otuz üçü ilçe ve yedisi belde olmak üzere, 48 belediyede, HADEP’li başkanlar görevden alınarak, toplamda 48 belediyeye kayyım tayin edildi… Sadece eş başkanlar değil, 800 küsur belediye meclis üyesinin de üyeliği iptal edildi. Bu konuyla ilgili o kadar çok şey yazılıp çizildi ki… Gelgelelim ne yazık ki, ders çıkaran olmamış. Hatırlayınız, geçen dönemde on dokuz belediye başkanı hakkında da toplam 140 yıldan fazla hapis cezasına hükmedildi. Bütün bunlar, HADEP ve DEM çizgisindeki partilerin, siyaset kisvesi altında ne gibi hesaplar yürüttüğünü ortaya koyuyor…
Tabiatıyla, devlet bu süreci seyretmekle kalacak değil elbet! Hakkâri Belediye Başkanı M. Sıddık Akış’ın geçici olarak görevden el çektirilmesi üzerine, önceki dönem yaşanan aynı teraneler yine başladı. Demokratik hakların gaspından bahsedenler, acaba hangi tribünlere oynuyor? Bunu özellikle, Hakkâri halkının haklarına saygısızlık yapıldığını iddia eden CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in dikkate alması gerekiyor… DEM’le olan dayanışma ve iş birliğini kollamak için, hukuk kurallarını göz ardı etmek, ana muhalefet partisi genel başkanının yanlış tutum içinde olduğunu gösteriyor… Bir kere Hakkâri’nin görevden geçici el çektirilen başkanının sicili oldukça kabarık… İçişleri Bakanlığının açıklamasına göre; PKK/KCK yapılanmasında üst düzey görevler almak, örgüt adına sorgulamalara katılmak, örgüt adına sözde vergi toplamak, eylemlere katılmayan vatandaşları tehdit etmek. PKK’nın mahalle komisyonlarına katılmak, kırsalla irtibatı sağlayan isimlerden biri olmak, küçük yaştaki çocukların örgüte katılmasını sağlamak, eylem için Hakkâri’ye gelen teröristleri evinde barındırmak. PKK’nın kırsaldaki kamplarına giderek örgüt mensuplarıyla görüşmeler yapmak… Adı geçen şahısla ilgili hâlen derdest olan iki dava söz konusu. Bunlardan birinin duruşması esnasında gözaltı kararı çıkınca, İçişleri Bakanlığı da anayasa ve kanun gereği olarak, geçici görevden alma işlemini gerçekleştirmiş.
31 Mart seçimlerinde DEM, 3 büyükşehir, 7 il, 65 ilçe ve 7 beldede seçim kazandı. Buralarda dürüstçe siyaset yapıp hizmet üretirse ne âlâ… Ama öyle görünüyor ki, DEM Parti'den seçilen başka belediye başkanları (onlar ısrarla eş başkan diyor) da, görevden alınma durumuyla yüz yüze kalabilir… Tabii bunun önüne geçmek yine DEM’li başkanlara bağlı. Şayet hukuka uygun şekilde görev yapar ve bölücü terör örgütünden uzak dururlarsa, kimsenin diyeceği bir şey olmaz elbet. Velakin DEM’in böyle bir niyeti var mı? Bu sorunun cevabı, ne yazık ki olumlu değil...
Mükemmel bir yazı söylenecek bir şey yok Devletimiz bu israil ermeni uşaklarıni sari torbaya veya yargı eli ile kodese sokmaya devam edecek Şehidlerimiz rahat uyusun
İsmail bey bile bile lades olmasında tek suç bu cehenneme gidesi terörist ve yandaşlarının değil ysk nın suçu çok önemli bir işe girmek için teşebbüs ettiğiniz de nasıl bir inceleme yapılıyor peki seçildiğinde kamu hizmeti yapacak yönetici için bu yapılmamışmı sonra da 10 sene davası sürmüş içişleri bakanlığı el atmasa bizim değerleri kendiliğinden menkul hakimleri miz senelik izne mi ayrılmış ve bu terörist i durup dururken mağdur durumda getirmiş oldular yuh yani