Son zamanlarda sosyal medyada "Uzaylılar var, bazı hükûmetler bunu biliyor ama açıklamıyor, yakında her şey ortaya çıkacak" gibi çok sayıda paylaşım görüyorum. Gerçekten de evren bu kadar genişse, nasıl yalnız olabiliriz ki? Ancak kendime "Neden şimdi?" diye sormaktan da edemiyorum. Gerçekten nükleer yok oluşun eşiğinde miyiz? Ya da uzaylılar bizi kendimizden kurtarmaya mı geliyor? Bu sorular insanı gülümsetse de biraz ağızda acı tat bırakıyor.
Başlıktaki konuya dönersek: İnsanlık uzayı keşfetmeye başladığından beri, uzay ekonomisinde önemli bir büyüme gördük. öncelikle hükûmetler başladı, şimdi de özel sektörle birlikte ilerliyor. Meselenin geldiği noktada, farklı danışmanlık şirketlerinin ve haber ajanslarının bilgileriyle kısa bir özet yapmaya karar verdim. Çinli bilim insanları bugün çok önemli bir şey açıklayacaklarını söylediler. Onlar söylemeden ben analizi sizinle paylaşayım dedim.
İlk olarak bazı sayıları hatırlayalım: Şu ana kadar ticari uzay faaliyetlerinden elde edilen gelir 336 milyar dolara ulaştı ve devletlerin uzay programları için harcamaları 87 milyar dolara kadar çıktı. Bu trend devam ederse, uzay ekonomisinin 2040 yılına kadar yaklaşık 1,2 trilyon dolara ulaşması bekleniyor. Ayrıca, bu sektör önemli istihdam fırsatları oluşturuyor; örneğin, Avrupa'da uzay ekonomisinde yaklaşık 50.000 kişi istihdam ediliyor.
Bu konuda Türk Finans Yöneticileri Vakfı'nın analizine göz atmakta fayda var. Rapor, 2023'te Virgin Galactic’in gerçekleştirdiği ilk ticari uçuş ve Blue Origin ile SpaceX gibi şirketlerin yaptığı uzay seyahatlerinin bu alandaki yeniliklerin sadece başlangıcı olduğunu belirtiyor. Ayrıca, uzay madenciliği, uzaydan değerli kaynaklar çıkarma potansiyeli ile büyük bir ekonomik fırsat sunuyor. Mars'a yapılan iddialı misyonlar gibi projeler, risk sermayesi ve kurumsal yatırımcılardan önemli miktarda kaynak; bu heyecan, devletler tarafından yönlendirilerek yeni bir teknolojik çağın kapılarını aralayabilir.
Gelecekteki gelişmeler, 'Yeni Çağ'daki coğrafi keşif dalgasının bir devamı olabilir. Peki, uzay odaklı bu ekonomi gerçekten nasıl bir görünüm sunuyor? Evrenin keşifleri finansı nasıl değiştirecek? Bu konuda PwC'nin "Uzay Ekonomisi ve Vergilendirme" üzerine yazdığı rapor oldukça dikkat çekici. Raporda, "Özel sektörün uzay faaliyetlerine katılmak için bu kadar ilgilendiği bir dönem hiç olmadı" deniyor. 50 yıl önce Ay'a iniş gibi zaferleri kutlarken, bugün alçak yörüngeli ticari uçuşlar için biletler satılıyor. Hatta Mars’ı kolonileştirmeyi hayal ediyoruz. Bugünün uzay ekonomisinin büyük çoğunluğu uydu ve Ar-Ge faaliyetlerinden oluşsa da, uzay turizmi, uzay madenciliği ve lojistik gibi sektörlerin önemi gün geçtikçe artıyor.
Geleceği tahmin edemiyor olsak da, Morgan Stanley global uzay ekonomisinin 2040 yılına kadar 1 trilyon dolardan fazla gelir üreteceğini öngörüyor. Bu da uzay endüstrisine yatırım yapmanın önümüzdeki yıllarda artan bir trend olacağı anlamına geliyor. Ayrıca, UBS önümüzdeki on yıl içinde uzaydan yüksek hızlı seyahatin yıllık en az 20 milyar dolarlık bir pazarı temsil edeceğini öngörüyor. UBS 10 saatten fazla süren uzun mesafeli uçuşların, roketler kullanılarak noktadan-noktaya uçuşlarla değiştirilebileceğini de öngörüyor...
Uzay ekonomisindeki fırsatlar aynı zamanda düzenlemelerle şekilleniyor. Mali piyasaları etkileyen düzenlemelerdeki ve politikalarındaki değişiklikler, yatırımcıların algılarını ve yatırım stratejilerini belirliyor. Özellikle uzay madenciliği ve uzay turizmi gibi yeni ve yenilikçi alanlarda, düzenlemeleri yakından takip etmek büyük önem taşıyor. Ayrıca "uzay hukuku" gibi yeni alanlar ortaya çıkmış durumda. Bu alandaki önde gelen ülkelerden biri olan Lüksemburg, uzay kaynakları yasasıyla sektöre önemli bir destek sağlamış. Bu yasayla şirketlerin uzay madenciliği operasyonlarının sürdürülebilirliğini artırması bekleniyor. Diğer taraftan, Deloitte ve PwC gibi firmalar, uzay madenciliği sektöründeki düzenleyici ortamı şekillendirmede kritik bir rol oynarken, uluslararası düzenlemelerin uyumlaştırılması, risk yönetimi stratejileri ve teknoloji entegrasyonu konularında rehberlik sağlıyor. Bu rehberlikler, yatırımcıların ve şirketlerin sektördeki belirsizliklerle başa çıkmalarına yardımcı olabilir...
Şimdi başka bir tarafa bakalım: 2023 yılında Hatip Yurgiden'in yazdığı bir makale, uzay turizminin boyutları üzerine içgörüler sunuyor. 1961 yılından bu yana yaklaşık 600 kişi uzaya çıktı ve bu uzay turistlerinin çoğu, milyoner ve milyarderlerden oluşuyor. Amerikalı iş insanı Dennis Tito, 28 Nisan 2001'de Rusya üzerinden kişisel seyahatini finanse ederek ilk uzay turisti oldu. Tito’nun Uluslararası Uzay İstasyonu’na (ISS) gitmesi için 2001 yılında cebinden 20 milyon dolar ödediği biliniyor. Tito, Soyuz TM-32 ile birlikte iki Rus kozmonotla ISS’de 6 gün geçirdi ve bu süreçte ilk uzay turisti unvanını kazandı.
Virgin Galactic, suborbital uçuşlar için yaklaşık 600 bilet sattığını açıkladı ve suborbital bir seyahat için ön ödemeli bilet fiyatı 250.000 dolara düştü. Henüz gerçekleşmemiş olan bu uçuşlar, uzay turizmine ilgi duyan potansiyel yolculara daha geniş bir kitleye ulaşmayı hedefliyor. 2002 yılında Güney Afrikalı girişimci Mark Shuttleworth, ISS'yi ziyaret etmek için benzer ücretler ödedi; bunu 2005'te Amerikalı bilim insanı ve girişimci Gregory Olsen, 2006'da İran kökenli Amerikalı girişimci Anousheh Ansari, 2008'de Amerikalı video oyunu geliştiricisi Richard Garriott, 2009'da Amerikalı milyarder Charles Simonyi, Kanadalı girişimci Guy Laliberte ve 2021'de Japon milyarder Maezawa Yusaku ve asistanı Hirano Yozo izledi.
Guy Laliberte, uzay seyahati için 40 milyon dolar ödedi; bu, ilk turistlerin ödediği ücretten iki kat daha fazla. Jeff Bezos, Elon Musk ve Richard Branson gibi girişimcilerin uzay turizmini açan etkilerini hatırlamak önemli. Ayrıca, 2030 yılına kadar 5 milyon turistin uzaya seyahat etmesi bekleniyor. Yani "deniz kum güneş" turizminden daha büyük kazanımlar elde etmek mümkün. Sadece yukarı bakmak kâfi...
Prof. Dr. Emre Alkin'in önceki yazıları...