Türkiye, surların önünde; AB kalesinden içeri bir türlü giremiyor. Yukarıdan üstümüze sadece Rum ateşi atılmıyor, kızgın zeytinyağı da dökülmekte. Ateş eden, Yunanlılar, zeytinyağı kazanlarını boca edenler de Almanlar. Şu Almanları anlamak ne kadar zor. Dostlar mı düşmanlar mı? Tarih boyunca hem boynumuza sarıldılar hem de can-ciğer haldeyken böğrümüze bıçak sapladılar. Kale burçlarından aşağı sarkan Günter Verheugen adlı kale sözcüsü aşağıda bekleşen Türk akıncılarına sesleniyor: -Reformlarınızı takdir ediyoruz; fakat kapıyı açmamız için yetmez. Uygulamayı görelim. Akıncılar "kara dinli kâfir"e bağrışıyor: -Bre mel'un daha ne yapalım, ne itiraz edersiz? Burçlarından "Kıbrıs, Kıbrıs" sesleri geliyor. Ne tuhaf değil mi? Az gittik, uz gittik , üç yaz, bir kış gittik... Sonunda vara vara yine bir kaleye vardık. Kaleden içeri alınmıyoruz. AB'nin Genişlemeden Sorumlu Başkanı, Kopenhag'ta yapılacak üyelik müzakerelerinde Türkiye'ye bir takvim verilmeyeceğini açıkladı. Tabiî bu bir tesadüfi konuşma değil. 15 Ekimdeki 'gerekçeli karar'ın ön bilgisi. Bahane Kıbrıs... Yunanistan atakta. Başbakan Simitis ve Dışişleri Bakanı Papandreu Avrupa başkentlerini gezecekler. Bu ziyaretlerde diyecekleri şu. "Bir tarih verebilirsiniz. Lakin Türkiye, önce Kıbrıs'ın üyeliğine engel çıkartmasın". "Akıncılar"a karşı "Haçlı ittifakı". İşte problem burada. Onlar, 'Güney Kıbrıs, Kuzey Kıbrıs' demiyorlar. Bizim içinse KKTC diye bir devlet var. Nitekim Yunan Dışişleri, "siz Kıbrıs'ın önünü açın, biz de tarih verelim" demekte. Atina, isteğini sadece güneyle sınırlı gibi gösterse de bu yolla Ankara'yla AB'yi karşı karşıya getirme niyetinde. Türkiye, "güney girebilir" dediğinde AB bunu adanın tamamı şeklinde telakki edecek. Onların gözünde tek Kıbrıs var. Dışişleri Bakanı Şükrü Sina Gürel'in "Verheugen, bir memurdur; biz siyasi iradenin kararını bekliyoruz" demesi... Başbakan Bülent Ecevit'in "AB'nin mazeret bulması çok zor" tahmini, şu şartlarda çok da işe yaramayacak. Nitekim, Almanya tarih verilmesinden yana olsa bile takvime karşı. Çare şudur... Bir ara bayağı gündeme geldiyse de birdenbire kayboldu. KBD... Kıbrıs Birleşik Devletleri. Bir üst bayrak. Pasaport onun, para da onun. Bu üst kimliğin altında iki ayrı devlet. Türkler ve Rumlar. Türkiye, bu tezi kuvvetle ve ısrarla savunmalıdır. Sadece AB için değil, bizatihi Kıbrıslı Türkün refahı uğruna Kıbrıs meselesinin halli gerekiyor. Kaldı ki bugün Kıbrıs, Türkiye açısından AB'nin kilidi olmuştur. Kıbrıs hallolmadan bu kapı açılmayacaktır. Kaderimiz bu... Bir yerlere varmak için hep kale kapılarını açmak zorunda kaldık. Dün silahla bugün diplomasiyle.