ABD'nin hali

A -
A +

Kısaltılmış adı UCM olan Uluslararası Ceza Mahkemesi, önceki gün çalışmaya başladı. Yeni kurulan bu mahkemeyle ikinci dünya savaşından bu yana yaşanan milletlerarası yasal sistemin bir eksikliğinin telafisi derpiş edilmekte. Mahkeme, soykırım, harp suçları, işkence, seks köleliği, tecavüz ve saldırganlık gibi suçlara bakmaya yetkili. UCM'de bu fiilleri ika emrini veren devlet adamlarından askerlere, emri uygulayanlara kadar herkes yargılanabilecek. Bu mahkemeyi kabul eden devletler, suç sayılan fiili işleyen kendi vatandaşlarıyla yabancıları UCM'ye havale edebilecekler. UCM de tıpkı Lahey Adalet Divanı gibi Lahey'de. Aradaki fark, yeni mahkemenin münhasıran ceza alanında çalışmasından da öte bir beynelmilel güvenlik mahkemesi hüviyetinde olması. ABD, Roma andlaşmasıyla vücut bulan mahkemeyi kabul etmedi. Yabancı topraklarda görev yapan Amerikalı askerler de yargılanır diye çok sert bir üslupla UCM'ye karşı çıkıyorlar.. O kadar ki demokratları ve cumhuriyetçileriyle birlikte ülke çapında tedirginliğe kapılmış vaziyetteler. Cumhuriyetçi kongre üyesi Tom de Lay'in kuruluştan "haydut mahkeme" diye hakaretamiz bir ifadeyle bahsetmesi, Amerikalıların ruh hallerini bütün çıplaklığıyla ortaya koymakta. UCM'nin kurulmasına dair Roma andlaşmasına 139 devlet imza koymuş. İmza koyanlardan biri de ABD. Metnin altında zamanın başkanı Bill Clinton'ın imzası var. Buna rağmen ABD, mahkemenin faaliyete geçmesini tasvip etmeyen ülkeler arasında yer almakta. Tasvip etmemek ne kelime? Bosna'dan başlayarak dünyanın çeşitli bölgelerinde hizmet veren BM barış gücü askerlerinin vazifeye devam kararlarını veto etmeye başladı. Amerikan yönetimi, UCM karşısında ABD askerlerine dokunulmazlık verilmezse BM'nin barış gücünden çekilme tehdidinde bulunuyor. O da bir şey değil. Daha vahimi de mevcut. ABD temsilciler meclisi, UCM tarafından herhangi bir Amerikalı tutuklandığı takdirde başkan Bush'a kuvvet kullanmak dahil, her türlü yola müracaat ederek o vatandaşlarını kurtarma konusunda tam yetki verdi. Hadise şu. 79 Ülkenin onayıyla kurulup yargı sürecine giren milletlerarası bir mahkeme, mesela bir Amerikalı neferi yüz kızartıcı bir suçtan dolayı tevkif etse Amerika, komandoları, helikopterleri veya savaş uçaklarıyla cezaevine saldırıp iğrenç bir fiil işlediği için savcının talebi, hakimin kararıyla içeri alınmış bir zanlıyı kaçıracaktır. Bu niçin böyle? Bu kadar rahatsızlık neden? Amerikalının sinirleri bu kadar mı yorgun? O, artık dünya devletliğini taşıyamıyor mu? Amerikalı üstünlük hastalığına yakalanmıştır, bu bir. İkincisi adalet duygusu değer kaybetmiş durumda. Adaletsiz cihan devleti olmaz. Kendinden emin, icraatlarından razı olan bir idarede asap bozukluğu görülmez. ABD'de ise müthiş bir gocunma hali var. Askerlerinin temsil kabiliyetinden şüpheli. İşte isbatı. Mahkeme haberiyle aynı gün bir başka trajik haber. Afganistan'ın Urazgan bölgesindeki Kakarak köyünde düğün var. Mahalli adetler gereği düğünde eğlenceler sırasında havaya bir kaç el ateş ediliyor. Netice şu. Amerikan kuvvetleri uçak ve helikopterlerle köyü tam iki saat bombalıyor. 100 ölü. 100 yaralı. Ve bir açıklama. Yanlışlık oldu. Sanki alay edilmekte. O senatör hangi vicdanla UCM'ye haydut diyor da bir düğün evini bombalamayı kabul edebiliyor? Hakikaten yanlışlık olsa bile sahip oldukları teknolojiyle nasıl olur da iki-üç sorumsuzun davranışıyla masum bir düğün evi iki saat süreyle karıştırılır? Belki aralarında gelin ve damadın da olduğu 100 kişiyi katledenler işledikleri insanlık suçuyla mı kalsınlar? Üçüncü misal, Amerikalının hangi ruh halinde olduğunu göstermekte. Yukarıdakilerle beraber bu üç haber aynı gün çıktı. Leonard Gregg isminde bir itfaiyeci, fazla mesai almak için ormanda yangın çıkartıyor. Günlerce devam eden yangın, öyle bir hal alıyor ki Amerikan tarihinde görülmüş değil. Fail, hem hapis hem para cezasına çarptırılıyor. Yangın vahşetini işleyen bir tamahkâr cezalandırılıyor. Ya düğünevinde hayatlarını kaybedenler? Peki o Afganlıların ağaç kadar değeri yok mu. Demek ki bir Amerikan ağacı 100 Afgandan daha kıymetli. Adalete karşı çıkmak, adalet önünde imtiyaz istemek, mahkeme veya hapishane basmaya kalkışmak. Ve üç kuruş için milyonlarca hektar ormanı içindeki canlılarla birlikte mahvetmek. Amerika iyiye gitmiyor. Yıkılışlar, ekseriya en kuvvetli zamanda başlar. Fakat kuvvet ve haşmet o iç çürümeyi göstermez.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.