Adalet ve Kalkınma Partisi, çoklu vesayetin hâkim olduğu günlerde kuruldu. Ordu-sermaye-üniversite-adliye gasbedilmişti. Tek Parti Zihniyetinin kendinden gayrısına hayat hakkı tanımayan tek tipçi ideolojisi, her meydana çıkan yolu tutmuştu. Bir taraftan da 2001 İktisadî Buhranı, toplumu kasıp kavuruyordu. 28 Şubat yargısının Fazilet Partisini kapatmasıyla partisi kalmayan bazı siyasiler, yelpazeyi genişleterek bir araya geldiler. Turgut Özal’ın 6 eğilimi ANAP’la birleştirmesi misali yeni bir parti kurulmuştu. Bu siyasi yapının adı, kısaca AK Parti idi. Recep Tayyip Erdoğan, genel başkan seçildi. Kurucuların bazıları Millî Görüş akımından geliyor olsa da kurulan parti, kendi dünya görüşüyle doğuyordu.
14 Ağustos 2002’de hükmî şahsiyet kazanan AK Parti, ilk genel seçimlerin yapıldığı 3 Kasım 2003’te hükûmet oldu. O günden bugüne dek de girdiği bütün MV, CB, mahallî seçimlerle halk oylamasını kazandı. AK Parti’nin iktidar ömrü, 2028’de çeyrek asrı aşmış olacaktır. Eğer, o zaman da seçimleri kazanırsa CHP’nin 1923-1950 dönemindeki 27 yıllık iktidarı arkada kalır. Şu var ki CHP döneminde demokrasi yoktu. Çok partili hayat yoktu.
Aday adayları, âdeta tayinle vekil oluyorlardı. 1946’daki çok partili seçimlerse hileyle başladı. Buna mukabil AK Parti, 14 Mayıs ve 28 Mayıs 2023 seçimleri dâhil rakip partiler, vesayet unsurları, terör örgütleri ve sömürgeci başkentlerle mücadele ede ede kazandı…
AK Parti iktidarında yaşanan ilklerin en unutulmazları, milletin doğrudan kendi oyuyla CB seçmesiyle Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’nin hayat bulmasıdır. Biri 2014’de oldu, diğeri 4 yıl sonra. Sn. Erdoğan, doğrudan milletin seçmesiyle ilk Cumhurbaşkanı olduğu gibi, Cumhurbaşkanlığı sisteminin de ilk Cumhurbaşkanı’dır.
Recep Tayyip Erdoğan’ın “manşetlerle vuruşa vuruşa iktidar olduk!” diye meşhur bir sözü vardır. Bir gazete, Sn. Erdoğan’a siyasi hürriyet tanımamaya kalkışarak “muhtar bile olamaz!” diye başlık atmıştı.
Cumhurbaşkanı, şüphesiz ki burada “manşetler” derken yalnızca bir gazetenin münasebetsizliğini değil, topyekûn vesayet zorbalıklarını kastediyordur. Nitekim AK Parti, 3 Kasım 2002’de seçimlerini açık ara kazansa da tam manasıyla iktidar olması, yıllar alacaktı. Orduyu gasbetmiş cunta, 2007’de e-Muhtıra verdi. 2008’de ise milletin kahir ekseriyetinin oyuyla seçilmiş bir parti, sadece 1 oy farkla AYM’nin idam ipinden kurtulabildi. 5 yıllık bir nefes almanın ardından 2013’te Taksim’deki Gezi Parkı’nda ağaç bahanesiyle isyan çıkarıldı. Şiddet, Bayburt hariç bütün illere sıçradı ve bir ayda etkisiz hâle getirildi. Bu arada o günlerde “hizmet hareketi” diyerek milletin de devletin de gözünü boyayan takiyyeci ve dinler arası diyalogcu, devleti içten çökerten FETÖ örgütü, dershanelerin kapatılmasıyla çılgına döndü. İnsan ve para kaynağını kaybediyordu. Bu çılgınlıkladır ki ilerleyen zamanlarda 15 Temmuz 2016 akşamı darbe ve işgal teşebbüsü yapıldı. CB Erdoğan’ın e-Muhtıra’ya karşı koymasından öte bir cesaretle ihanete meydan okuması ve milleti meydanlara çağırması, milletin de ecdadına yakışır muazzam bir aşkla din, vatan ve istiklâl uğruna meydanlara akmasıyla bin yılın en örgütlü ihanet isyanı bastırıldı.
15 Temmuz şerri, bir hayra vesile oldu:
Cumhur İttifakı kuruldu.
MHP Genel Başkanı Sn. Devlet Bahçeli ilk andan itibaren seçilmiş meşru hükûmetin yanında yer aldı. Darbe teşebbüsünden sonraki seçimlere AK Parti, MHP, BBP ittifak hâlinde girdiler. İttifakın sayısı 2023 seçimlerinde çoğaltıldı. 2024 Mart ayında yapılacak mahallî seçimleri, İstanbul dâhil, birçok büyükşehir de dâhil Cumhur İttifakı’nın kazanacağı bugünden bellidir.
Bin türlü badireyi arkada bırakan AK Parti, arkada kalan 21 sene içinde kayıp asırlarımızı telafi edecek çok hayırlı hizmetlere imza attı:
Diplomaside ustalaştık. Ulaştırma, sağlık, savunma sanayii ve daha birçok sahada asrın en büyük hizmetleri başarıldı. Üstelik onlarca kalem hizmet, o vesayet ve ihanet odak ve örgütleriyle, vuruşa vuruşa yapıldı.
AK Parti, 21 yıl önce taze bir fidanken bugün dallı-budaklı kocaman bir ağaçtır. Bir asır sonra da devasa bir çınar olmalı. Vatandaş bugün, Sn. Erdoğan’ın dava adamlığına samimiyetine inanıyor. Bu inanç, bu dava ruhu, Tayyip Erdoğan’dan sonra da devam etmeli. Partinin ana fikri olan dava ve gönül hareketi, yerli ve millî olma vasfı, zayıflamamalı. Kitle partisi olma, özü zedelememeli.
Bundan böyle yapılacak olan ana fikre, varlık sebebine hizmettir. Şimdi hedef, manevi kalkınma, korunma ve müdafaadır. Maddi kalkınma elbette artarak devam etmeli ama aile, gençlik, ahlak, inanç, adalet, eğitim… ihmal edilememeli. Zarar çok, kayıp büyük. Bu sahalarda her şeye yeniden başlamalı. Bizi biz yapan, bu ihanet ve darbeleri çökerten ruh ne ise, o ruhu zehirleyen ne varsa onlara karşı kalıcı kesin tedbirler alınmalı.
Şimdi saldırı, manşetlerden ziyade fütursuz diziler, taşeron platformlar ve çürüten sosyal medyadan geliyor. Düşman dışarıda değil.
Mücadele bitmedi...
Bitmez!..