Filistinli Araplar, istiklal savaşı vermekteler. Memleketleri işgal edilmiş durumda. Bunu görmek lazım. Adaletsizlik sürdükçe intihar saldırılarının ardı-arkası kesilmez. Ne yazık ki bu saldırılar, sivil hedeflere karşı yapılıyor. O bir hata, hiç bir muharebede sivil halk hedef olamaz. Her ne kadar dünyanın "intihar" dediğine o toprakların insanları "Şehidlik hareketi" diyorsa da sivil halkın katli tasvip edilemez. Ama buna sebep kim? İsrail işgali ve israil ırkçılığı. Aslına bakarsanız, Arapların 1967 Sınırlarını kabul etmeleri bile tuhaf. Buna rağmen rıza gösteriyorlar. Öyleyse İsrail hükümetlerinin de, Yahudi milletinin de üzerine düşen fedakârlığı yapmaları gerekir. Onlar, bundan kaçınmaktalar. Devamlı kıtal, devamlı aşağılama, devamlı, işgal, devamlı zulüm. Adaletsizlik beraberinde haksızlığı da getiriyor. Şiddet şiddeti davet etmekte. Otobüsle işine giden veya çarşıda alışverişte olan şahıslar neden hedef olsun? Eğer adalet yok zulüm varsa, bir halk dünyanın gözü önünde binlerce yıllık vatanlarında perişan ediliyorsa siz o halktan soğukkanlılık bekleyemezsiniz. Tekrar ediyoruz. Buna sebep İsrail ırkçılığı ve emperyalist emelleridir. Dün, Madrit'te BM genel sekreteri, İspanya ve Amerika dışişleri bakanları, ortak bir deklarasyon yayınladılar. Yaser Arafat'a "seçilmiş başkan" diyorlar. Akıllarına yeni mi geldi? Madem ki seçilmiş ve meşru bir devlet reisi; öyleyse bu başına gelenler ne? Deklarasyonla işgalin ve şiddetin bitmesi istenmekte. Peki, niçin bu kadar beklediniz? Bu bir tavşana kaç tazıya tut politikası değil mi? Sanki tiyatro oynanıyor. Ya ABD dışişleri bakanı Colin Powell'a ne demeli? Bir gazeteci soruyor "Filistinlilerin işgal altındaki topraklarda yaptıkları bir direniş midir değil midir?" Powell, lafı ağzında geveliyor. Bir canlı yayında dünyanın gözü önünde bu kadar tarafgirlik olmaz. Tarafgirlik adaletten sapmadır. Adaletin olmadığı yerde de mutlaka kan ve göz yaşı dökülür. AB, BM, ABD ve RF işgale karşıymış. Dram artık işgali aştı. Toplu mezarların ortaya çıktığı yerde katliam vardır. Bülent Ecevit'in üstüne geldikleri kadar Şaron'a baskı yapsalardı insanlığa bir yararları dokunurdu. Amerika'daki Yahudi lobisinin hiddetine bakınız? Ellerinden gelse Türk başbakanını paralayacaklar. Washington'daki son temaslarla bu kızgınlığın yatıştırıldığı haber veriliyorsa da inanmayınız. Öyle bir görüntü veriyorlar. Ecevit affedilmeyecektir. Onun için tank ihalesinde ısrar lüzumsuz. Üstelik 70 milyonluk bir dev ülkenin 3.5 milyonluk bir kasabaya tank tamir ettirmesi insana ağır geliyor. Son olarak şunu diyebiliriz... Eğer, o kuruluş ve devletler yani AB'ler, BM'ler, ABD'ler RF'ler birer harf yığınından ibaret değil de duyan gören, hisseden varlıklarsa -ki öyleler- o halde ayak sürümeyi, Şaron'a zaman kazandırmayı bir tarafa bırakarak İsrail'i bir ân evvel durdursunlar. Şaron'un askerleri ev yıktıkça, adam kurşunladıkça karşı taraf da canı pahasına bile olsa taarruz edecektir. Onun için bu savaş... bu kan... bu göz yaşı... bu adaletsizlik... bu işgal dursun. Ve Miloseviç'ten beter savaş suçlusu Şaron yargılansın. İsrail savaş tazminatına mahkum edilsin. İşgalin kalkması, tankların çekilmesi yetmez. Adalet ve tazminat da gerekli. Ve Filistin devletinin dünyaca tez zamanda tanınması.