Daha farklısı ne olabilirdi ki?!..
Başlangıç böyle olmasaydı, zafere erişmek mümkün olmazdı:
Takvimler, 3 Eylül 2019’u gösteriyordu. Bir kere daha uykusuz bir gecenin mustarip sabahındaydı. Hesap etti; “Demek ki bu câniler, Kürt dâvâsı aldatmasıyla 40 yıla yakındır evlâtlarımızı kaçırarak, kandırarak dağa götürüp devletin askerine, polisine karşı silah çeken, ateş eden canavara döndürmekteler!.."
Böyle düşündü ve dişlerini ve yumruklarını sıkarak kendi kendine mırıldandı:
-Bu eşkıyalığa "dur!" demek lâzım. Dağın emrindeki o parti binasına gidecek ve hasretinden kavrulduğum çocuğumu isteyeceğim!!!...
Kararlıydı.
Kendi kendine söz verdi:
-Her ne pahasına olursa olsun gidecek, evladımı isteyeceğim!!!.. Beni mi öldürecekler? Zaten her gün ölüp-ölüp diriliyorum. Ellerinden geleni artlarına komasınlar! Allah’ın izniyle evlâdımı kurtaracağım!!!..
Azimliydi...
Abdest aldı ve suçlu olarak gördüğü partinin il binasına gitti. Maksadını açıkladı. Baştan savdılar. Dinlemediler. Hain gözüyle baktılar. Binadan çıktı. Öfke doluydu. Bilenmişti. O saatten itibaren o binanın önünde nöbete durdu.
Bu kadının adı Hacire Akar’dır.
Evlâdı için nöbetteydi…
Binadakiler, kaale almadılar. Usanır, gider sandılar. Ama O, usanmadı ve yılmadı. Bir süre sonra bu anadaki ısrar ve korkusuzluk, başka analara da sirayet etti. Kendisine yeni analar katıldı.
Bu kutlu kıyamı başlatan kadına "Hacire Ana!!" dendi.
Türkiye, bu büyük hak arama hareketine "Evlat Nöbeti" adını verdi. Vatan nöbetindeki bu yüreği yanık analarının ünvanı "Diyarbakır Anaları" oldu.
Onlar, Türkiye analarıydı…
Hacire Ana, sessiz bir çığlık olarak yola çıkmıştı.
Analar, bu sessiz çığlığı duydular.
Evlât hasretlisi daha başka analar da kopup yanına geldiler. Sayı 1 iken 5 oldu, 50 oldu, 100 oldu… derken takvimler 4 yılı arkada bırakırken nöbettekilerin sayısı 364’ü buldu. Evlat Nöbeti, komşu vilayetlere de cesaret aşıladı. Şırnak, Hakkâri, Van ve Muşta’da analar, aileler, emperyalizm taşeronu bölücülere karşı kıyama durdular.
Hacire Ana, Allah’a ve dâvâsına inandı. O tertemiz Müslüman Kürt ana ve aileler, O’nu yalnız bırakmadılar. Hacire Ana, geri adım atmadı, direndi ve evlâdını kurtardı. 44 aile daha yavrusunu terörün zulmünden aldı.
Diyarbakır Anneleri, yahut bizim ifademizle "Türkiye Anaları"nın her biri, aslan yüreklidir. Onları bu Vatan Nöbetinde hiçbir tehdit korkutamadı, sıcaklar, olumsuz şartlar yıldırmadı. Şimdi diyorlar ki: "Biz yalnızca kendi evlatlarımız için değil bütün Türkiye’nin evlatları için burada nöbetteyiz!"
Söyledikleri doğrudur.
Demeseler de gerçek bellidir.
Bölücü örgüt, bugün zelil bir vaziyete düştüyse bunun sebebi sadece asker, polis, jandarma, korucu, idari gayret ve istihbarat çalışması değildir. Anaların Büyük Kıyamı, zulmün çanına ot tıkamış, emniyet unsurlarımız da gerekeni yapmıştır.
O kahraman analara… Diyarbakır, Şırnak, Hakkâri, Van ve Muş’un evlat nöbetindeki pak alınlı, aslan yürekli yiğit analarına, ailelerine… analarımıza-bacılarımıza 85 milyon, teşekkür ve dua ile mükelleftir.
"Devlet Üstün Hizmet Madalyası"na lâyık bu kahramanlara bir ana şiiri armağan etmek isteriz. Eser, değerli kalem ve kelâm ustası Yavuz Bülent Bâkiler beye aittir. Şair, bu şiiri, anası için yazmış olsa da samimiyetle dokunmuş mısralar, her anayı baş tâcı eden güzelliktedir…
Daha niceleri gibi iyi ki bu şiiri de yazmışsın Yavuz Ağabey!..
İyi ki size "Ana Şairi" dedik.
Bu güzel duygu, düşünce ve tasvirleri, güzel insanlarla paylaşırken güzel olan ve güzeli seven yüce Allah’tan size sağlıklar ve afiyetler dileriz:
ANAMIN NAMAZLARI
Anam, namaza durur günde beş vakit
Bir serinlik duyarız duyduğu büyük huzurdan…
Aydınlanır içimiz, odalarımız
Yüzündeki ince, mübarek nurdan…
Beyaz başörtüsüyle savrulur gider sanki
Yakalar büyük sırrı, her ezan sesinde…
Kehribar tesbihinde sabır boynunu büker
Şükür, çiçek açar seccadesinde…
Üçleri, Yedileri, Kırkları mı düşünür?
Bir gariplik çöker üstüne her akşam.
Hem ağlar iplik iplik, sessiz sedasız
Hem namaz kılar anam.