ANKARA’NIN 3 DÖNEMİ

A -
A +
Yıldırım Bayezıd kumandasındaki Osmanlı ordusuyla Emîr Tîmûr Gürgân kumandasındaki Timur Ordusu, 28 Temmuz 1402’de Ankara civarındaki Çubuk Ovasında karşılaştılar. İki taraf da Türkçe konuşuyordu. İki taraf da aynı din ve aynı mezhebdendi.
 
İki Cihangir Müslüman Türk Hakanı, maalesef savaşa tutuşmuşlardı.
 
Timur’un ordusu, Yıldırım’ın ordusundan çok fazlaydı. Ayrıca, Emîr Timur’un ordusunda ağır muharebe unsuru olan filler vardı. Osmanlı askeri, bu dehşetli varlıklarla ilk defa karşılaşıyordu. Muharebe, ağır bir neticeyle bitti. Korku nedir bilmeyen Yıldırım Hükümdar, heyhat ki mağlup ve esir oldu. Esirler arasında iki şehzadesi de vardı. Esaret altında şehîd olduğunda 42 yaşındaydı.
 
Doğan boşluk üzerine merhum Padişahın 3 oğlu arasında saltanat kavgası başladı. Bir asır evvel kurulmuş Osmanlı Devleti, sarsıntılar geçiriyordu. "Fetret Devri" denen bu karışık dönem, 1413’e kadar 11 yıl sürdü. Çelebi Mehmed’in vaziyete hâkim olmasıyla bitti.
 
Yıldırım Bayezıd’in Doğu Roma’yı iki defa fetih teşebbüsü oldu. Nâm-ı diğer Anadolu Hisarı olan Boğaziçi’ndeki Güzelce Hisar’ın bânisidir. Ankara Muharebesi, gâyesinin tahakkukuna fırsat vermedi. Böylece Şarkî Roma’nın ömrü Fatih’e kadar uzadı.
 
Fatih Sultan Mehmed Han’ın meşihat makamından devletin dirlik ve düzenini muhafaza için kardeş katline cevaz veren fetva alıp ferman buyurmasındaki mecburiyet, belli ki Fetret Devrinde kardeş kavgaları yüzünden devletin parçalanma tehlikesi yaşamış olmasındandır…
 
1922’ye geldiğimizde devlet, yeni bir döneme hazırlanıyordu. Asya Hun Devleti MÖ 220’de Teoman tarafından kurulmuş, Mete Han ile cihan devleti çapına ulaşmıştı. Bugüne dek 16 devlet olan bu idarî ve siyasî teşkilatın üst kimliği Devlet-i Ebed Müddet’tir. Her devirde o devletin mensupları, devlete farklı yönetim isimleri vermişlerdir…
 
19. Asrın başından başlayarak asrın ortasında ve son çeyreğinde rejim şekli, saltanat, meşrutiyet, cumhuriyet şeklinde tartışılıyordu. Hatta sonraki bazı inkılaplar da bu tartışmalar arasındaydı. 23 Nisan 1920’de Ankara’da Millet Meclisi’nin açılması, bir devirden bir başka devre geçişin habercisiydi. 1 Kasım 1922’de saltanat idaresi arkada kaldı. Bir yıl sonra 29 Ekim 1923’te ise Cumhuriyet rejimine geçildi. 1789 İhtilaliyle Fransa, cumhuriyeti seçmiş, yaşanan ihtilal ve değişiklik çağın devletlerini etkilemişti. Bizdeki ilk tesir, 29 Eylül 1808 tarihli Sened-i İttifak’la gerçekleşmiştir. Kısmî yetki sınırlamasıdır. Onu Tanzimat Fermanı, Islahat Fermanı ve Kanûn-ı Esâsî takip edecektir…
 
20. Asrın ilk çeyreğinde ilk büyük dünya harbi arkada bırakılıp farklı bir devre geçilirken Türkiye Cumhuriyeti, tarih sahnesine çıktı. Bu süreci "Devleti, CHP kurdu" sözü ile takdim etmek, külliyen asılsızdır. Bir defa tespit ettiğimiz gibi devlet, Devlet-i Ebed Müddettir. Asya Hunlarından beri vardır. İkincisi, 29 Ekim 1923’te yeni bir devlet kurulmamış var olan bir devlette yönetim biçimi değiştirilmiştir. Devrin tek partisi Cumhuriyet Halk Fırkası, 9 Eylül 1923’te kurulmuştu. TBMM’de rejimin değiştirilmesine karar verildiği tarih 29 Ekim 1923’tür. Bir buçuk ayda iki göz kerpiç ev bile yapılamaz. 15. Devletimiz, Devlet-i Âli Osman, 16. Devletimiz, Türkiye Cumhuriyeti’dir. Bu intikalde karar sahibi Meclis’tir. I. Meclis de son Osmanlı meclisi olan Meclis-i Meb’usanın devamıdır ki o gün çok vekil, Meclis-i Meb’usan menşelidir…
 
29 Ekim 2023’te 16. Devlet, ilk asrını tamamlamaktadır. 14 Mayıs 2023 Milletvekili seçimleri ve 28 Mayıs 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimi, 2023 Büyük Türkiye yürüyüşünün inşa çalışmalarıdır. 28 Mayıs’ta Ankara merkezli olarak Türkiye Yüzyılının kapısı aralandı. Bir çağ kapanıyor, yeni bir çağ açılıyordu. Bu inkılap, şaşılası bir denklikle 29 Mayıs 2023’le örtüşüyordu. 14 Mayıs 2023’te hem CB ve hem de MV seçimi olmuşken gerekli oy yüzdesi bulunamayınca CB seçimi 28 Mayıs’ta ikinci tur olarak bir daha yapıldı. Seçimlerin ilkinde Cumhur İttifakı, 28 Mayıs’taki CB seçimini ise Recep Tayyip Erdoğan kazandı.
 
Türkiye Yüzyılı, her alanda ve her anlamda dünya ile rekabetin ve 2071 Cihan Devleti Türkiye’sine varışın, bir başka ifadeyle Beylik Dönemi’nden Cihan Devleti’ne geçişin adıdır.
 
Fatih Sultan Mehmed Han, Doğu Roma’ya son vermese, Konstantiniyye’ye Müslüman Türk’ün mührünü vurarak O’nu İstanbul yapmasaydı, Osmanlı, yüksek ihtimalle orta çaplı bir devlet hâlini aşamayacak, 16. Asrı bulamayacaktı.
28 Mayıs 2023 Akşamı Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nden dünyaya ilân edilen Türkiye Yüzyılı Beyannâmesi, haysiyetli, şahsiyetli, düzgün ve diri bir Kızılelma yürüyüşünün şanlı habercisidir.
 
Bunu, daha o akşam "Fransa Vilayetinin kralı" Macron dâhil onlarca dost ve daha mesafeli devlet reisi gördüler ve tebrik yarışına girdiler.
 
Asırlık çile.
 
Ömürler öğüten emek.
 
Gökler dolusu dua.
 
Ve görülen büyük rüyalarla ‘Çınar’ın kolları dört bir yana uzanmaya başlamıştır. Bu defa rüya, müşterektir ve bir Söğüt akşamında değil, Yıldırım’ın ahlarından sesler taşıyan Ankara gecesinde görülmüştür:
 
-Ey oğul, insanı yaşat ki devlet yaşasın!
 
Bundan sonra öfke bize, sabır sana yaraşır.
Ananı-atanı say, bereket büyüklerle beraberdir.
Bilesin ki atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli, derler.
Şafakla doğup, akşam ezanıyla ölenlerden olma!
Allah, yardımcın olsun.
 
Varlık sebebi ilâyı kelimetullah olan bu kutlu devlet, dünya durdukça yaşasın!
UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.