İki ülke istihbarat mensuplarının yaklaşık olarak 3 yıldan bu tarafa Türkiye-Suriye münasebetleri görüştükleri biliniyordu. 2022 yılının bitmesine az bir vakit kala müzakereler, bir üst dereceye yükseldi. 29 Aralık günü Moskova’da Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu’nun ev sahipliğinde Türkiye Millî Savunma Bakanı Hulûsi Akar ile Suriye Savunma Bakanı Ali Mahmud Abbas aynı masa etrafında toplandılar. Bakan seviyesinde ilk defa görüşme yapılırken müzakerede MİT Başkanı Hakan Fidan ile Suriyeli mevkidaşı da hazır bulundular…
Hayli soğuk bir Moskova ikliminde cereyan eden görüşmelerin, olumlu şekilde geçtiği hem Sn. Akar’ın ve hem de konuya dair mütalaada bulunan Dışişleri Bakanı Mevlût Çavuşoğlu’nun beyanatlarından anlaşılmaktadır. Millî Savunma Bakanı’mız, görüşmelerde Suriye’nin toprak bütünlüğü ve sulh ve istikrarından yana olduğumuzu tekraren ve bilhassa dile getirdiklerini açıkladı. Konuşmalara bakıldığında muhataplarına Türkiye’nin tek hedefinin ülkemizle Suriye ve bölgeye zarar veren PKK/PYD ve DEAŞ gibi terör örgütleri olduğunu net bir dille anlatmıştır.
Hulûsi Akar, Moskova’da dediklerini Ankara’ya gelince burada da tekrarladı.Bu gelişme, bölge ve dünya sulhü adına memnuniyet vericidir. Devamında iki kademe daha var. Başlangıç, istihbarat unsurlarıyla olmuştu. Onu Savunma Bakanları toplantısı takip etti. Sonrası yine Bakanlar seviyesinde olacak.
Bu defa Dışişleri Bakanları bir araya gelecekler. Hariciyecilerin toplantılarına Müdafaacılar ve İstihbaratçılar da iştirak edecek mi? Henüz belli değil. Nerede olacağı da daha açıklanmadı.
Tahminimiz o ki o müzakere de yine Moskova’da ve bu defa Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un ev sahipliğinde gerçekleşecek fakat yalnızca Hariciye vekilleri ve üst dereceleri memurları iştirak edeceklerdir.
Asıl gelişme ise bundan sonra gelecektir:Bir sonraki safha daha şümullüdür. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Başkanı Vladimir Putin ve Ukrayna Cumhurbaşkanı Vlodomir Zelenskiy’yi İstanbul’da Barış Masası’nda buluşturabilir. Bu buluşma ve devamı görüşmelerle Ukrayna-Rusya Harbi’nin bitmesi beklenebilir.
İstanbul Barışı’nı Moskova Barışı takip eder:Bu defa da Vladimir Putin, Moskova’da Türkiye ve Suriye Cumhurbaşkanlarını aynı masa etrafında bir araya getirebilir. Burada varılan kararlarla Türkiye-Suriye soğukluğunun nihayete ermesi umulur. Beşar Esad’ın daha evvel değil de böyle bir süreçten sonra Ankara’ya gelebileceğini tahmin ediyoruz.
Şu manzaranın hakikat olması, hem kuzeyimizde ve hem de güneyimizde sulh ve huzurun tesisi anlamına gelecektir. Suriye’de 11 yıldır, Ukrayna’da 1 yıldır yaşanan ölüm, yıkım, göç ve gözyaşı böylece son bulur. Barışın tesis edilmesiyle Suriyeli mültecilerin üçte ikisinin geri dönmesi beklenebilir.
Sn. Çavuşoğlu’nun da temas ettiği gibi vatanlarına avdet edecek muhacirlerin hak ve hürriyetlerinin teminat altına alınması olmazsa olmaz bir insani şarttır. Yetkililerimiz, Suriye rejiminin vatandaşlarını istediklerini haber veriyor. Gidecekler, gitmeyi ve yaşadıkları ülke insanları da bunu beklediklerine göre aranan tek husus sığınmacılara suçlu muamelesinin yapılmamasıdır.
Diğer taraftan Bakanlarımız, Suriye ile inşa edilecek bu yeni dönemin ardından terörle mücadeleyi müştereken yapmamızın da mevzubahis olabileceğini de ifade ediyorlar.
Tabiatıyla akla şu soru da gelmektedir?
-Hudutlar yeniden açılacak, Halep ve Gaziantep’te ortak Bakanlar Kurulu toplantıları yapılacak mıdır?
Evet, demek kolay değildir. O durum, bir asır sonra gerçekleşmişti. 11 sene, çok ağır ve yaralayıcı geçti. Bir asır olmasa da hayli zamana ihtiyaç var.
Acı olan, Devleti Aliyye döneminde vilayetimiz olan bir devletle şu yaşananlar ve onunla üçüncü bir Devlet üzerinden müzakere yapıyor olmamızdır. Buna rağmen vaziyeti müsbet karşılıyoruz. Sürece iyi ve diplomasinin bütün hünerleriyle sahip çıkmalı. Gerek Ukrayna ve gerekse Suriye Barışında kendini dışlanmış hisseden ABD, AB Devletleri, İran ve Çin’i unutmamak lazım. Rusya, Ukrayna ve Suriye’de ABD ile dolaylı olarak mücadele hâlindedir. Ukrayna’da AB ile de didişmektedir. Suriye’de ise ABD ile yer kapmaca çekişmesindeler.
Türkiye, Suriye’de ABD, İran ve Rusya ile esaslı şekilde mücadele veriyor.
Vaziyet, girift ve kördüğüm hâlindedir.
Diplomasi, içinden çıkılmaz böylesi hâlleri çözmek için vardır.
2011’de devrin Türkiye Hükûmetinin “Arap Barışı’’ adlı aldatıcı havada Suriye’ye müdahil olması, ülkemize pahalıya mal oldu. Evet; Esad’ın öz vatandaşlarını kıyıma uğratmasına seyirci kalınamazdı ama böyle de olmamalıydı.
Şimdi başa ve aklıselime dönme vaktidir.
Barış şafağı söküyor:Mülteciler, bir an önce yurtlarına, evlerine, bağlarına ve işlerine dönebilsinler.
Süleyman Şah Türbesi, hiç gecikmeden Caber Kalesi’ndeki Türk toprağına iade edilsin.
Bir gün yeniden ortak hükûmet toplantıları da yapılır.
Terörle mücadele, ortaklaşa yapılabilirse çok pürüz biter, çok hasret gerçek olur.
Bütün mesele samimi olmakta.