Bir dönemden diğerine

A -
A +

İsmet İnönü'yü sayamayız. O, önceki nesildendi. Zaten 70'li yıllar, son faslı olmuştu. 70'li yıllara damgasını vuran 4 liderdir. Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, Necmettin Erbakan, Alparslan Türkeş. Bu arada Ferruh Bozbeyli, Turhan Feyzioğlu gibi isimler de geldi-geçtiyse de onlar, ana kütleden kopan insanlardı. Parti başkanlıkları ömürsüz oldu. Bir de Osman Bölükbaşı gibi uzun müddet parti başkanlığı yapıp da daima hayal kırıklığına uğrayanlar vardı. Keza aynı dönemde Nihat Erim, Naim Talu, Sadi Irmak, Ferit Melen'ler de başbakan oldular ama onlar iz bırakmadan kaybolup gittiler. Saydığımız 4 isim iz bıraktı. O iz bırakanlara '80'lerde Turgut Özal eklendi. İşte... Türk siyasi hayatına 1965, daha isabetli tarihle 1969'dan beri damgasını bu 5 lider vurmuştur. En kıdemlileri Bülent Ecevit. 1957'de Meclis'e girdi. Bugün başbakan. Süleyman Demirel'in en amansız rakibiydi. 1997'den sonra inanılmaz derecede anlaştılar. Necmettin Erbakan, önce Demirel'in bürokratıydı. Sonra AP'ye girmek istedi, veto edilince Demirel'e dehşetli bir muhalif oldu. Herhalde Demirel'in siyasi hayatındaki iki büyük hatasından biri 41 arkadaşının kopuşunu engelleyememesi, diğeri de Necmettin Erbakan'ın partisine girişini engellemesidir. İkisi de 1969'da vuku buldu. Bu iki hata1965-69 başarısını tekrarlamasını hep engelledi. Demirel'le Alparslan Türkeş'in araları daima iyi oldu. Turgut Özal'a gelince. Özal, önce Demirel'in 'kardeş'iydi. Turgut, Korkut, Yusuf Özal kardeşleri keşfeden Süleyman Demirel'dir. Sol, bugün Tayyip Erdoğan'a yaptıklarını o tarihte Özal kardeşlere yapıyordu. "Takunyalılar" diyorlardı. Demirel'se onları "deha" diye savunuyordu. 80' darbesiyle araları açıldı. Demirel, siyasi yasakların sürmesi yönündeki kampanyası yüzünden Özal'ı affetmedi. Sonraki olaylarla da ciddi birer rakip oldular. Bu 5 isimden Özal ve Türkeş rahmeti Rahmana kavuştu. Erbakan yasaklıydı. Şu günlerde bir kere daha parlamentoya girip bir süre sonra SP'nin başına geçme planları içinde. Ecevit, malum vaziyette.. Demirel, bütün hücreleriyle siyaset teneffüs etse de siyaset üstü kalmakta. Bir de Deniz Baykal var. O da Ecevit'in bakanıydı. Sonra rakibi oldu. Ne 5'linin nesildaşı ne de sonrakilerin. Buna rağmen siyaset yolunun eskilerinden. İlk defa bir rüzgâr yakaladı. Ancak aynı zamanda kendi rakibini de kendi eliyle yetiştirmekle meşgul. Kemal Derviş'li CHP bir süre çift genel başkanlı intıbaı verecek, sonra da eşyanın tabiatı neyse o cereyan edecek. Türk siyasetinde bundan böyle "değiştim" diyen iki ismin etkisi hissedilecek. Recep Tayyip Erdoğan ve Deniz Baykal. Nedense basın yalnızca Erdoğan'ı mercek altına almakta. Bir süre sonra Baykal da sorgulanmaya başlanacaktır. Net zamanlamayla siyasetimizde çeyrek asra damgasını vuran, iz bırakan 5 isimdir. 5'den ikisi ebediyyen çekildiler. Biri siyaset üstü. İkisi eski yerlerinde değiller. Dolayısıyla bir geçiş dönemini yaşıyoruz. 25 yıla damgasını vurmuş olanlardan arkaya bir boşluk kaldı. Ve kalmaya devam ediyor. Onları seversiniz veya sevmezsiniz. Fakat lider olduklarını inkâr edemezsiniz. Konuşunca dinletirlerdi. Sizi meydana mıhlarlardı. Boşluğun tez zamanda dolmasını temenni ederiz. Sancılar biraz da bu geçiş dönemi sürecini yaşamamızdan ileri gelmiyor mu? Bir kısmı gitmiş. Bir kısmı kenara çekilmiş. Bir kısmı kenara çekilmesi gerektiğini kabullenemiyor. Arkadaysa yeni gelenler. Acaba 25 yıl sonraya yenilerden kaç isim kalır. Parti başkanı olmak kolay. Lider olmaksa zamana tahammülle mümkün. Zaman amansız bir değirmendir.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.