Bir kâbustan aydınlık yarınlara

A -
A +

Önümüze gelen fırsatların değerini bilmeliyiz. Vaktin yenilenmesi de bir fırsat. Bu sebeple karşımıza çıkan zamanın yüzümüze gülmesi için elden gelen gayreti sarf etmeli. Bitmeli şu Arjantin kıyaslamaları. Türkiye Arjantin olmaz. Arjantin olsaydı çoktan olurdu. Sadece maddi darlık, benzemek için tek başına yeter mi? Türkiye'yle Arjantin hangi bakımdan aynı ki!.. 2001'i bir karabasan, bir kâbus, bir kötü rüya olarak düşünüp yüzümüzü yarınlara dönmeliyiz. İşte önümüzde yeni bir gün, yeni bir hafta, yeni bir ay, yeni bir sene var. Dua edelim, bu yeni günler, yeni seneler.... güzelliklere, bereketlere, huzura, saadete, muhtaç olunan yüksek değerlere imkân versin. Hep şikâyetçi olmak, hep karamsar kalmak, hep yılgınlık yaymak yakışmaz. Câiz de değil. Kimin borcu yok ki? Borçlu olmaktan değil, borcu ödememe niyetinden korkmalı. O varsa borç ödenir. Milletçe derin, çetin, ağır bir imtihandan geçtik. Eğer 2001'den dersler alırsak tekrarına uğramayız. İşin esası, sevgi, ülkemizi, ülkemizin insanını ve insanlığı sevmek. İşin esası, çok çalışmak; başkasına yük olmayı günah saymak. İşin esası, kanaat. İşin esası, ayağı, yorgana göre uzatmak. İşin esası, ne oldum değil ne olacağım demek. Bir musibet bin nasihatten evlâdır. İktisadî kriz bir musibet olarak geldi. O sürerken ramazan da olanca haşmet ve rahmetiyle doğdu. O ayın kalblere nasıl ışıdığını, piyasaları nasıl rahatlattığını hep beraber gördük. Mavi gökte pembe hayaller dolaştırılmıştı. Milenyum denmiş; 2000 denmiş.... Kocaman kocaman laflar edilmişdi. Sanki 2000'le birlikte ölümsüzlük gelecek, bütün sıkıntılar bitecek, insanlar asla kötülük düşünmeyecek, kimse kimsenin kuyusunu kazmayacak, kimse yalan söylemeyecek, kimse kimseye iftira atmayacaktı... Sanki ideal, rüya bir dünyada yaşayacaktık. Beklenenin tersi oldu. 2000 14 Kasımda kriz patlak verdi, 2001'in 19 Şubatında tırmanışa geçti. Krizler olur, olabilir. Aslında bizim krizimiz 300 yıllık. Torunlarımız bile borçlu doğdukça ondan kurtulduk diyemeyiz. Çare borç alarak hayat idame ettirmekte değil, çare üretimde. Türkiye'nin krizi akçeden ziyade adama dayanıyor. Sağlam suvarilerle yol alamıyorduk. O kara günler bitecek. Bir dönem sona erecek. Pırıl pırıl kısraklar kendilerine layık suvariler bulacaklar. Kâbus geçmiş olsun. Bütün zamanlar, hayırlara vesile olsun. Takvim nedir ki? Onu insanlar, tayin ederler. Tayin edilemeyense güneşin doğuşu ve batışı. Tayin edilemeyen gece ve gündüz. Tayin edilemeyen mevsimler. Tayin edilemeyen, tutulamayan, hükmedilemeyen kayıp giden, kaçıp giden yıllar. Ha 1 Ocak; ha 31 Aralık. İki yokluk arasında var sayılan bir varlık. Hayatı kendimize ve çevremize zehir etmek yerine hayatı yaşanır kılmak hedefimiz olmalı.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.