BİR YALANIN YIKILIŞI!..

Sesli Dinle
A -
A +
1969’da İstanbul Hukuk Fakültesinin birinci sınıfındaydık. Terörün azdığı yıllardı. Her gün ölümler oluyordu. Sınıfımız bin kişilikti. Bir gün dersteyken bir patırtıyla kapı açıldı, içeriye yeşil parkalı, dehşet saçan suratlı, kabarık sarkık bıyıklı militanlar girdiler. Girer girmez de hocaya çıkmasını söylediler. Hoca, çantasını alıp bir gölge gibi kapıdan süzüldü…
 
Teröristlerin sınıfımızı seçmelerinin sebebi, burada bin kişinin ders alıyor olmasıydı. Bu bin genç, liseden henüz gelmişti. Beyinleri yıkanacaktı. Bu sözde devrimcilerin elebaşı, kürsüye geçti ezberlediği sloganları saatlerce anlattı. Kendini komünist yahut sosyalist sanan bu toy yoldaş, nutkunu atarken aynı zamanda Tek Parti zihniyetinin propagandasını yaptığının farkında değildi…  
 
İşçi-köylü sınıfını iktidar yapmaya soyunmuş genç militan yoldaşın arkadaşlarıyla birlikte sınıfı rehine alarak saatlerce anlattığı basmakalıp sözlerin hepsi, bir kapısından girip diğer kapıdan çıktı. Bir cümle ise tâ bugünlere dek bizimle geldi. O militan, o sabah, 10 yılda 15 milyon “genç yarattığını” iddia eden ideolojiye ait şu sözü sanki kendi fikriymiş gibi kürsüden sınıfa şöylece haykırdı:
 
- Bizim tarihimiz 1923’te başlar!!!..
 
CHP konuşmacıları, bir asırdan bu yana sıkıştıkları her ân, iktidar tarafına hep şöyle seslendiler:
 
-Cumhuriyet Halk Partisi, devleti kuran partidir!..
 
Şu iki cümle, birbirinin ters yüz edilmiş hâlidir.
 
İşin acınası tarafı, iktidar parti sözcüleri de ana muhalefet partisini kınadıkları vakitte bu parti mensupları o gün ne demiş veya ne yapmışsa “devleti kuran parti’’ olarak bu yaptıklarını- dediklerini kendilerine yakıştırmadıklarını bir asırdır tekrarlayıp dururlar.
 
Aynı iddia ve aynı kınama basmakalıp şekilde tekrarlanır.
 
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni, adını sonradan CHP olarak değiştirecek olan CHF-Cumhuriyet Halk Fırkası kurmamıştır. Türkiye Devleti, milattan önce 3. Yüzyılda Teoman zamanında Hun Devleti olarak kurulmuş, oğlu Mete yani Oğuz Han ile de Büyük Hun İmparatorluğu merhalesine geçilmiştir. O günden 1923’e kadar gelen devletlerin üst ismi, “Devlet-i Ebed Müddet’’tir.
 
Devlet-i Ebed Müddet’in 16’ncısı Türkiye Cumhuriyeti’dir.
 
MÖ 3. asırda tarih sahnesine çıkan bu devlet, 932’de Karahanlılar döneminde Abdülkerim Satuk Buğra Han, başta iken din olarak İslâmiyeti seçme talih ve şerefine kavuştu. Önceki 15 devletin her birinde yönetim ismi ve devlet reisinin ünvanı farklıdır. Bunlar han, hakan, hükümdar, sultan gibi isimlerdir. Büyük Selçuklu Devleti sultanlıktır. Devlet başkanın ünvanı ise sultandır. Anadolu Selçuklularında da durum aynıdır. Devlet-i Âli Osman’da devlet reisinin ünvanı padişahtır. Bir padişaha, sultan, hünkâr, han denildiği gibi bunlardan ikisinin birden ismin yanında kullanıldığı da olur.
 
Osmanlıda 1299’dan 1876’ya kadar saltanat idaresi vardır. Bu 477 yıldan sonra Tanzimat’la açılan yoldan gelen meşruti idare mevzubahistir.
 
1876-1922 arası meşrutî idaredir. Yönetimin başındaki padişahın yanı sıra yönetim mes’uliyetini paylaşan meclis, ayân/senato ve hükûmet ve bunları tanzim eden anayasa söz konusudur. Günümüze Japonya, Hollanda, İsveç ve İngiltere gibi bazı ülkeler, monarşi ile idare edilmekteler.
 
29 Ekim 1923’ten evvel de devlet, bütün unsurlarıyla birlikte burada, vatan dediğimiz bu topraklardaydı. Türkçe yine resmî dildi. Türk bayrağı aynı renk, hilal ve yıldızıyla mevcuttu. Tapu idaresi işbaşındaydı. 29 Ekim 1923 günü de vatandaşlar mülk alıp satıyorlardı. Mehmetçik, bu tarihte de hudutları bekliyordu. Kara ve deniz orduları işiyle meşguldü. Kapıdaki tabelada Dar’ül Fünun yazan üniversite açıktı. İlk, orta ve liseler mevcuttu. Hilal-i Ahmer/Kızılay, Dar’ül Eytam/Çocuk Esirgeme Kurumu, hastaneler faaldi. 29 Ekim 1923 günü de hekimler hastanelerde hastalarını tedavi ediyorlardı. Hatta, Beşiktaş, Galatasaray, Fenerbahçe ve daha birçok spor kulübü vardı. Gazeteler, mecmualar çıkıyordu. Bu listeyi bir kitap hacminde uzatmak mümkündür. O kadar ki 1876 Kanun-ı Esâsîsinin eki mahiyetinde olan 1921 Anayasası 1924’e dek yürürlükte olduğu gibi cumhuriyet ilan edildiğinde Hilafet de müessese olarak devam ediyordu.
 
29 Ekim 1923’te bir devlet kurulduğu iddiası doğru değildir. Var olan bir devlet, isim ve rejim yani idare şeklini değiştirmiştir. Devletin adı, 28 Ekim 1923’te Devlet-i âli Osman iken 29 Ekim 1923’te Türkiye Cumhuriyeti olmuştur.
 
Soru şudur:
Bu değişikliği kim yaptı?
CHP mi?
Hayır!...
 
CHP, 9 Eylül 1923’te kuruldu. Bu partinin kurulduğu tarihle yeni rejimin ilân edildiği 29 Ekim 1923 tarihi arasında sadece 50 gün vardır. 50 günde gecekondu yapılamaz.
 
Rejim değişikliğine kim karar verdi?
 
Devletin adının Türkiye Cumhuriyeti, yönetim şeklinin cumhuriyet, merkezinin Ankara…. olduğuna Büyük Millet Meclisindeki milletvekilleri karar verdiler. Diğer adıyla Birinci Meclis. O günkü vekillerin birçoğu, son Osmanlı Meclis- i Meb’usan’ı dağılınca 23 Nisan 1920’de çalışmaya başlayan TBMM’ye aynı sıfatla İstanbul’dan gelen vekillerdi.
 
Dahası da var:
 
“Türkiye Cumhuriyeti’nin Tapusu’’ diyebileceğimiz Misak-ı Millî, dağılmadan evvel son Osmanlı Meclis-i Meb’usanında kabul ve ilan edilmişti. Bu kabul ve ilan, Sivas Kongresiyle TBMM’de de aynen izâh, ikrar, tasvip ve tasdik edildi.
 
Netice:
 
CHP, devlet kuran parti değildir.
Aksini iddia asılsız bir saptırmadır.
Tarihimiz, 29 Ekim 1923’te başlamamıştır.
Bu iddia, bir parti kayrılmak istenirken Devlet-i Ebed Müddet’e hürmetsizlik etmektir.
 
UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.