Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı olduğu gibi İslâm ümmetinin de güvendiği liderdir. Keza mazlum, mağdur, fakir milletlerin de elinden tutandır. Bu hasletler, aynı zamanda milletimiz için de iftihar vesilesidir…
Bir dâvâ ve hitabet adamı olan Sn. Erdoğan,19 Eylül 2023’te bir defa daha Birleşmiş Milletler Kürsüsünde. BM, yıllar öncesinde ilk defa Başkan Erdoğan tarafından tenkit edilmişti. Bu konuşmanın yapıldığı on yıl öncesine kadar BM, âdeta lâyüseldi, sorgulanamazdı. Hâl bu iken Sn. Cumhurbaşkanı, "Dünya 5’ten büyüktür!" eleştirisini BM Genel Kurul Toplantısında 5 daimî üye ve diğer bütün üyeler hazır olduğu hâlde dile getirdi. Kendilerini üstünler, seçkinler olarak görenlere karşı birinin bir gün kürsüye çıkıp "artık yeter, buraya kadar!" demesi lâzımdı. O şeref bu millete nasip oldu. Bu milletin bizzat seçtiği ve kendi duasıyla himmet ettiği Cumhurbaşkanı, o gün üstüne düşeni pürüzsüz bir lisanla yapmıştı. O’nun bu dik duruşu ve korkusuzluğu, her hile, tuzak ve hatta 15 Temmuz gibi bir işgal ve darbe teşebbüsüyle cezalandırılmak istendi ama ilahî irade milletin duasını kabul buyurarak kendisini korudu.
300 milyonluk Türk Dünyasının, Mazlum Coğrafyaların ve 2 milyarlık İslam Âleminin sözcüsü olarak bir kez daha BM kürsüsünde yer alan Türkiye Cumhurbaşkanının gündeminde bu defa şunlar var:
-BM.
-İslâm düşmanlığı.
-Savaşlar ve işgaller.
-Terör ve taşeron örgütler.
-Göç, sığınmacı, mülteci meselesi.
-Fakir ülkeler ve tahıl koridoru.
-Ülkelerarası adaletsizlik…
BM, NATO ve hatta AB, soğuk savaş dönemi kuruluşlarıdır. SSCB’nin dağılmasıyla bunların ömürlerini tamamladıklarını en az çeyrek asırdır yazıp konuşmaktayız. Sn. Erdoğan’ın kürsüde BM’ye dair düşüncelerini şerh ettiğimizde dediği şudur:
-II. Dünya Harbinin galibi 5 devletin veto yani mutlak ret hakkına sahip olmalarının kabulü mümkün değildir. BM Güvelik Konseyinde 5 üyenin daimî varlığına son verilerek bunun yerine her devlete 15 Geçici Üyelik yoluyla BM yönetiminde karar alma yetkisi tanınmalıdır!..
Kanaatimiz odur ki ya bu hatalı yapı düzeltilecek veya BM ileride dağılacaktır. BM’nin kuruluş yanlışlıkları tashih edilirken merkezi de değişmelidir. Mademki tarafsız bir kurumdur öyle ise binası da tarafsız bir memlekette olmalıdır.
Diğer hayati konu ırkçılık ve İslam düşmanlığıdır:
Irkçılık, İslam düşmanlığını beslemektedir.
Avrupa’da ırkçı partiler yükselişteler. Hâl, bu olunca da İslâm düşmanları, Avrupa ülkelerinde fiilen veya yayın yoluyla Kur’ân-ı kerime ve Şanlı Peygamberimize -aleyhisselam- saldırmaktalar. 75 yıla yakın bir zamandır Avrupa’da yaşayan Müslüman Türklere, camilerine evlerine de zaman zaman kundaklamalar yapılıyor. Az şehit vermedik.
Türkiye, bu pervasızlıklara karşı şimdilik kınamalarla dikkat çekmekte. Eğer, ilgili devletler, bu haçlı yobazlıklarını fikir hürriyeti saymak gibi bir cahillikte ısrar ederlerse o zaman meşru müdafaanın gereği yapılır.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hitabetiyle BM kürsüsüne taşıdığımız Savaşlar ve İşgaller, Terör, Taşeron Örgütler, Göç, Sığınmacı ve Mülteci Mes’elesi, Fakir Ülkeler ve Tahıl Koridoru ile Yeryüzü Adaletsizliğini… çok yazdık ve çok konuştuk.
İcab ettiğinde yine yazıp konuşacağız. Irkçılık ve İslam Düşmanlığıyla, BM, NATO, AB önümüzdeki 25 yılın da ana gündem maddeleri olacaktır.
Dünya, biz Müslüman Türklerin yerkürede Nizâm-ı âlemi Yeryüzü Düzenini adaletle tesis etmemizle 17. Asrın sonuna kadar denge ve huzur içinde yaşadı. Müstemlekeci devletlerin ahlak ve vicdan tanımadan dünyanın en ücra köşelerine kadar işgal edip oralarda ne varsa talan edip garipleri köleleştirmesinden bu yana dünya huzura, adalete ve insanca yaşamaya muhtaçtır. Hindistan ve Brezilya gibi bazı memleketlerde yaşanan sürünenler ve zirvedekiler insafsızlığı devletler için de variddir.
I. Dünya Harbinde ciğer, kurdun boynuna asıldı.
II. Dünya Harbiyle kurtlar semirip azmanlaştı.
BM kürsüsü, NATO toplantısı, AB Parlamentosu netice itibarıyla Haçlı Dünyası’nın yüz kızartıcı ayıplarını masaya getirmemiz ve mes’elelerimizi anlatmak için birer fırsattır. Şu var ki onlardan merhamet beklenemez. Haçlı dünyası da Budist ve ateist dünya da merhametten uzaktır.
Türkiye’nin yapacağı, kalkınmak, TDT ile İİT’nı ayağa kaldırmak ve komşularımızla barışık yaşamaktır. TDT-5 asırdır görülen rüyadır. İİT-İslam İşbirliği Teşkilatı, layıkıyla çalışırsa uyuyan İslâm coğrafyasının dirilişi olur. Bunlar, bir şekilde kendi BM’miz ve AB’miz olmalıdır. Bu gerçekleşirse NATO’muz da kurulur.
Devlet, hayatında aylık yıllık değil; çeyrek, yarım ve bir asırlık düşünülür ve gereği için çalışılır.