BU YOL, NOBEL'E ÇIKAR

A -
A +

BM, bu yılki "Nansen Mülteci Ödülü"nü Angela Merkel’e verdi. Mükâfatın takdir sebebi, Almanya’nın, bu Başbakan iktidarında 1 milyon 200 bin mülteciyi kabul etmiş olması. 10 Ekim 2022’de Cenevre’de icra dilen ödül töreninde Birleşmiş Milletler Yüksek Komiseri Flippo Grandi yaptığı konuşmada "Çok zayıflara yardım etme konusundaki cesur ve emsal davranışı" sebebiyle Sn. Merkel’i bu armağana layık gördüklerini açıkladı. Türkiye’den ve Sn. Erdoğan’dan ise hiç söz etmedi. Hâlbuki Türkiye, Suriye iç harbinin ilk günlerinden başlayarak Almanya’nın 4 katı mülteciye kapılarını açmıştır.

 

Sn. Flippo’nun bu taş gibi hakîkati bilmemesi mümkün değil. Ama buna rağmen ideolojik veya Hristiyanî taassubu sebebiyle adil davranmadı. Ne Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ödül verildi ve ne de Türkiye’nin ve Sn. Erdoğan’ın adı geçti. Çok da umurumuzda değil ama BM, hiç değilse kendi itibarını kurtarma adına her iki lidere eşit davranabilirdi.

 

Bu yapılmadığı gibi Flippo Grandi bahsettiğimiz ayıbı işledi. Eski Şansölye Merkel bile bu haksızlığı gördü. Teşekkür konuşmasında Türkiye’nin 3 milyon 800 bin mülteciyi ağırladığını ve Almanya’dan daha fazla yük taşıdığını dile getirerek fikir namusuyla bir hakkı teslim etti.

 

Şu adaletsizlik dahi BM’nin ne kadar köhnemiş olduğunu ispata yeter. Çünkü UNESCO da daha evvel Başbakan Merkel’e aynı gerekçeyle Barış Ödülü vermişti…

 

Bu ayıplar, tarafgirlikler sahiplerine yeter.

 

Türkiye’ye ve Başkan Erdoğan’a gelince…

 

Önümüzde Nobel Barış Ödülü’ne giden bir yol açılmıştır.

 

Bu yürüyüş, Rusya-Ukrayna Harbiyle başladı. Antalya ve İstanbul’da çalışmaları oldu şimdi de bir başka Türk diyarı Kazakistan’ın Payitahtı Astana’da olgunlaşıyor. Müteakiben İstanbul’da menziline varacak. Rusya’nın Ukrayna’yı işgaliyle başlayan savaş sekizinci ayında serseri bir mayına dönmüştür. Muharebenin komşu devletlere sıçraması, NATO’nun sıcak çatışmaya girmesi, nükleer silahın patlaması dünyanın büyük endişesidir. Ankara, bu harpte devlet adamları, hariciyesi, savunması ve diplomasisiyle çok dengeli ve çok akıllı bir yol takip etti. Cumhurbaşkanı ve Bakanları, iki devletteki muhataplarıyla konuşan tek devlet biziz. Böylece yukarıdaki korkuları ötelemiş olduk. Önce, Antalya’daki Diplomasi Forumu’nda taraf ülke mümessillerini bir masa etrafına getirdik. Ardından İstanbul’da Dışişleri Bakanlarını toplayarak İstanbul Mutabakatı’nın imzalanmasını gerçekleştirdik. Böylece başta Afrika olmak üzere yüz milyonlarca insan açlığın eşiğinden döndü. Bunlar olurken Cumhurbaşkanı Sn. Erdoğan sürekli biçimde hem Sn. Putin’i ve hem de Sn. Zelenskiy’yi Dâr’üs Selâm’a, Dersaadet’e; selâmet, saadet, barış kenti İstanbul’a misafirimiz olmaya, aynı masa etrafında konuşa konuşa problemleri aşmaya dâvet etti. Dâvetini her vesileyle yeniledi.

 

Ukrayna-Rusya çatışması, içinde bulunduğumuz birkaç gün içinde daha bir alevlendi. Önce 16 kilometrelik Kırım Köprüsü’nde bomba yüklü bir kamyon infilak etti. Belli ki bu bir kundaklamaydı ve Rusya ile Kırım’ın tek bağı olan bir köprünün yıkılması hedef alınmıştı. Vladimir Putin, sabotajı Ukrayna istihbaratının yaptığını açıkladı. Ardından da Rus ordusu, Kiev dâhil Ukrayna’nın tamamına saldırdı. Ukrayna, 4 bölgesinin Rusya’ya ilhak edilme oyununa sabotajla karşılık vermiş Rusya da şiddetle mukabele etmişti. Bu arada Vlodomir Zelenskiy, sürekli şekilde AB, ABD ve NATO’dan yardım istiyor, onlar da en gelişmiş silahları yolluyor, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Moskova’yı “milim şaşarsan karşılık görürsün…” mealinde tehditlerle dikkatli olmaya çağırıyordu.

 

Bunlar olurken Kremlin Sarayı’ndan beklenmedik bir açıklama geldi. Sözcü Peskov, Putin ve Zelenskiy’nin Türkiye’nin ev sahipliğinde bir araya gelebileceklerini söyledi. Rusya, bir taraftan taarruzun şiddetini ve çapını arttırıyor bir yandan da sözünü güçlendiriyordu. Dmitri Peskov’un dediklerini Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Astana’da Erdoğan Putin görüşmesini işaret ederek zımnen teyit etti.

 

12-13 Ekim 2022’de Başkent Astana’da "Türkiye-Kazakistan Yüksek Mertebeli Stratejik İşbirliği 4. Toplantısı" yapılmakta. Cumhurbaşkanımız ve Türkiye heyeti bu sebeple kardeş topraklardalar. Eş zamanlı olarak aynı mekânda bir zirve daha icra ediliyor. "AİGK-Asya’da İşbirliği ve Güven Arttırıcı Tedbirler Konferansı". Altıncısı yapılan AİGK, AGİT-Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatının benzeri bir oluşuma yürümektedir.

 

Konferans’ta gözler Sn. Erdoğan, Sn. Putin ikili görüşmesinde olacaktır. Peskov ve Lavrov’dan gelen işaretler, şüphesiz ki Putin mahreçlidir. Buna rağmen Ukrayna’ya saldırıyı arttırması İstanbul’daki masada elini güçlü tutmak içindir. Erdoğan-Putin Astana ikili görüşmesinin gecikmeden İstanbul’da ev sahipliğimizde yapılacak olan Erdoğan-Putin-Zelenskiy Barış Zirvesine kalbolacağına dair ümidimiz güçlüdür. Buna karar verildiğinde geçici ateşkes ilân edilir. Masadan el sıkışarak kalkılırsa ateşkes kalıcı olur ve uzun fakat çetin görüşmelerle sulh ve sükûn geri gelebilir.

 

Savaş bitebilir.

 

Şehirlerin yıkılması, insanların ölmesi durabilir.

 

O zaman Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a Nobel Barış Ödülü verilebilir.

 

Mühim değil…

 

Mükâfatı Allah’tan uman bir kul için dünyalık unvanlar hiçtir.

 

Fakat hak yerini bulunca adalet, hakkaniyet kazanır.

 

Birileri belki utanırken vicdan sahipleri memnun olur…

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.