İstanbul Ruhu, medeniyetler buluşmasıyla 11 Eylülden sonra bir karabasan gibi dünyanın üzerine çökertilen medeniyetler savaşı kavramını tekzip etti. İstanbul Ruhu, bir bayram sevinciyle karşılandı. Şimdi o bayramın tekrar yasa dönüştüğü günlerdeyiz. İstanbul ruhunun bir reddiyesi vardı. İnsanları bir çizgiye getiriyordu. Kimse, "biz ve ötekiler" demiyecekti... Ne yazık ki bu bir temenniden öteye gidemedi. Böyle bir yeniden şekillenmenin olabilmesi için her şeyden önce fikrin toprağa düştüğü yerde devleti yönetenlerin o fikre inanmaları gerekir. Halbuki, artık olgunluğun zirvesinde olması gereken başbakan Bülent Ecevit, kameraların karşısına geçerek kaşlarını çata çata, dili sürçe sürçe kendi ülkesinin bir kısım mensuplarını alenen ötekiler olarak ilân etmekte. Unutulmasın ki kınanan insanlar şu veya bu partinin vatandaşları değil. Onlar Türkiye Cumhuriyetinin herkes gibi birer üyesi. Ne gariptir ki Türkiye'de çoğunluğun çocukları azınlıkların okula giden çocukları kadar okuma hakkına sahip değiller. Dahası da var. TBMM çatısı altında olup da Bülent Ecevit gibi düşünmeyenler de öteki.. Bunun adı adaletsizliktir. Ve o adaletsizlik sadece yurdumuzda da cereyan etmiyor. Dünyanın başındaki talihsizlik Bush'un şu dediklerine bakınız. Bush diyor ki: -Şaron, barışın sembolüdür!... Öyleyse Stalin, Hitler ve Neron da barış kahramını. Onlara tarihteki itibarları iade edilmeli. Kendilerinden özür dilenmeli. Herhalde duvarları utançtan artık kararmış olan Beyazsaray'da bu açıklama yapılırken aynı saatlerde ABD Dışişleri Bakanı Powell da bir başka hezeyanda bulunuyordu.... -İsrail kendini savunuyor. Hem bunu diyor hem de Kudüs'ü İsrail'in başşehri olarak gördüğünü söylüyordu. İnsanlık önünde yüzü kalmadığı halde Yahudi lobisinin güdümündeki Bush ve Powell'dan yüz bulan katil Şaron da şu yalanın arkasına sığınıyordu: -Filistin'in terör altyapısını çökertiyoruz. Barışın sembolü... kendini savunma ve terörü çökertmek... Her şey dünyanın gözü önünde cereyan ediyor. Şaron seçildikten beri öldürülen çocuk sayısının haddi hesabı yok. Teröristle böyle mi mücadele edilir? Türkiye de terörle uğraştı, böyle mi yaptı? Hale bakınızı ki banka soyguncusunu öldüren koruma içerde Şaron dışarıda. Bu mantıkla süper devlet ve dünya lideri olunamaz. Çünkü taraf tutuyorlar. Son saldırılarda bile binlerce masum katledildi. Bush ve Powell hiçbir şeyi görmüyorsa şu duvar dibinde babasının kucağında öldürülen çocuğu da mı görmüyorlar? Babası alıp götürüldüğü için kendini paralayan kız çocuğunun şiirini de mi işitmiyorlar? Babalarının kollarında mezara verilen öldürülmüş bebekleri de mi göremiyorlar? Ecevit, kendi vatandaşlarını dışlayarak mazlumlaştırıp öteki ilân ederken güya mazlumların yanında yer almak için Filistinlilere "can dostlarımız" diyor. Şüphesiz öyle ama aynı can dostları Bush, Powell ve Şaron da öteki sayarak terörist muamelesine tabi tutuyor. Yani sizin canlarınız başkaları için öteki. Ve siz kudurgan tanklarla canlarınızın canına malına kasteden katillere yüz binlerce dolarlık çekler uzatıyorsunuz. Aselsan'a rağmen, MKE'ye rağmen. Boşa itiraz etmeyin, boşa yorulmayın. Kişi sevdiği ile beraberdir.