Kanuna dair görüşlerimizi aşağıda yazacağız.
Esasa geçmeden evvel isimle alâkalı söyleyeceklerimiz var:
"Desinformation" Fransızca bir kelime. Telaffuz edilebilirse Türkçe’de "dezenformasyon" diye söyleniyor. Yurdumuzda yapılan bir kanunun ismi Fransızca olmamalıydı. O ecnebi kelimenin Türkçe karlığıyla "Çarpıtma Haber ve Bilgiyle Mücadele Kanunu" veya kısaca "Çarpıtma Haberle Mücadele Kanunu" denebilirdi.
Yapılan çalışmanın teknik tarafı da konuşulmalı:
Mevzubahis kanun 3 ayrı şekilde değerlendirilebilirdi.
1-Sosyal medya üzerinden suç işleyenlerle mücadele müstakil bir kanun olurdu.
2-Bu kanunu ihlal edenlere dair TCK-Türk Ceza Kanunu’nda ya ayrıca düzenleme yapılır veya 217. Madde yeniden yazılırdı.
3-İnternet gazeteciliği yapan meslek mensuplarının Basın Kanunu’ndan faydalanmalarıyla internet haber sitelerinin Basın İlan Kurumu ilanları ve reklamlarından istifade etmeleri de ilgili Basın Kanununda tanzim edilebilirdi.
Kanunlar ne kadar uzun ve atıflarla dolu olursa o kadar münakaşa mevzuu olmaktadır.
Kanunun dili açık, net ve metni kısa olmalıdır.
Benzer kanunlar çelişebilmektedir.
Kanun dili, bir lisanın en billurlaşmış hâlidir.
Esasa gelince:
Böyle bir kanun sadece bizde yoktur. Yeni bir şey keşfetmedik. Yeni zamanlarda gelişen teknoloji, internet, haberleşme kolaylığıyla birlikte doğan çok zararlı ve yıkıcı faaliyetlere karşı birçok devlet, koruyucu tedbirler almak cümlesinden olarak kanunlar yapmışlardır. Bu, bizde olduğu gibi onlara kimse "sansür kanunu çıkarıyorsunuz!" demedi. Diğer memleketlerde olduğu gibi bizde de bu kanunun yapılmasının sebebi sosyal medya denen imkânı bataklığa, mezbeleliğe, yıkım aracına çevirmek isteyen hain, zorba ve ahlâksızlara fırsat vermemektir. Yalan, asılsız, çarpıtma, ahlakı tahrip edici yazılı ve görüntülü haber ve bilgileri yayanlar ya cahil, ya hain veya dış istihbarat ajanlarıdır.
Böylesi her yönüyle yıkıcı faaliyetlere karşı kayıtsız kalmak bizatihi devlet olmanın anlamına aykırıdır. Devlet, koruma mükellefiyeti gereken yerde bunu icra edecektir. Çarpıtma Haberle Mücadele Kanunu’nun teklif ve kabulünün sebebi budur. Gönül isterdi ki muhalif partiler de bu kanuna evet demiş olsunlardı. Aksine, onlardan bazıları, işbu kanunun iptali için Anayasa Mahkemesi’nin kapısını çalacaklarmış. Boşa yorulacaklardır. 40 maddelik kanunda bilhassa 29. Maddeyi kabullenemiyorlar. Bir hukukçu olarak mütalaada bulunuyoruz ki 29. Maddede iptali icap ettirir, hukuka aykırı hiçbir husus yoktur.
Bu maddeye aşağıda yeniden döneceğiz.
Evvela bu kanunun ruhu üzerinde konuşmalıyız. Çarpıtma Haberle Mücadele Kanununda güdülen maksatları toparlayarak tekrarlayalım:
1-Çocuğu ve genci korumak.
2-Ahlâksız, sorumsuz ve vicdan tanımayan yayınları engelleyerek nesillerin bozulmasını önlemek.
3-Aileyi tahrip edecek, bozacak, dağıtacak bozukluklara mâni olmak.
4-Asılsız haberlerle vatandaşların şeref ve haysiyetlerinin ziyan görmesine izin vermemek.
5-Millet, devlet ve ülke aleyhine bölücü, yıkıcı, zararlı faaliyetlere fırsat tanımamak.
Bunlar ve benzeri suçları işleyen failler, elbette ceza görür.
Ve ceza görmelidir.
29. Madde ondan söz ediyor. Buna göre TCK’nın 217. Maddesinin 1. Fıkrasına "Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçu" A bendi olarak eklenmiştir. Mahkemede muhakeme sonucu sanığın suçu sabit görülürse verilecek cezanın alt sınırı 1 yıl, üst sınırı 3 yıldır. "Sansür" diye feryat edilmesinin sebebi budur. Hâlbuki ceza kanununun zikrettiğimiz maddesinde sayılan bütün unsurların bir araya gelmesi her zaman mümkün olmayabilir.
Ceza mahkemesinin suçu sabit görmesi ve fail veya failleri cezalandırması için 217. Maddenin 1. Fıkrasıyla A bendine topluca bakıldığında şu unsurların birleşmesi gerekmektedir:
1-Yayılan haber, asılsız ve çarpıtma olacaktır.
2-Ülkenin güvenliği ve kamu sağlığı aleyhine olacaktır.
3- Haber, halk arasında korku ve endişe çıkarma kastı taşıyacaktır.
4-Haber, kamu barışını bozmaya, halkı birbirine düşürmeye elverişli olacaktır.
5-Yukarıdaki fiiller alenen işlenecektir.
TCK 217’nin 2. Fıkrası ise failin hüviyetini gizlemesi veya bir suç örgütü hesabına çalışması hâlinde takdir edilen cezanın yarı nispetinde arttırılacağını yazmaktadır…
Basın mensuplarına ve vatandaşlarımıza hayrlı olsun.
Yarası olan, niyeti temiz olmayan rahatsız olur.
Uygulamayı görelim.
Zaman içinde çıkarsa aksamalar, eksiklikler düzeltilir.
AYM’nin de farklı düşüneceğine ihtimal vermiyoruz.