CHP ÖMRÜNÜ TAMAMLADI!..

Sesli Dinle
A -
A +
CHP 14 Mayıs 1950’de DP karşısında seçimleri kaybetmesinden bu yana bir defa bile kazanıp iktidar olamadı. ’70’lerden sonra bir iki seçimde birinci olduysa da çoğunluğu alamadığı için koalisyon hükûmetleri kuruldu.
Türkiye’de bugün siyâsi manzara şöyledir:
 
Bir tarafta 73 yıldır iktidar olamayan bir ana muhalefet partisi var. Diğer tarafta ise kurulur kurulmaz iktidar olan ve bu 21 yıl zarfında mahallî idareler, milletvekilliği ve Cumhurbaşkanlığını kazanan bir iktidar vardır. Bu cümle, farklı şekilde de söylenebilir. Bir tarafta genel başkan seçildiğinden beri girdiği hiçbir seçimi kazanamamış Kemal Kılıçdaroğlu, diğer tarafta istisnasız her seçimi kazanmış Sn. Erdoğan vardır.
 
CHP, Millet İttifakı, dünyadaki Erdoğan muhalifleri, FETÖ işgal, itikat bozma ve darbe örgütü ile PKK, 14 Mayıs 2023’e çok ümit bağlamışlardı.
 
Lakin CHP, Millet İttifakı… kim varsa hepsi birden hüsrana uğradılar. 14 Mayıs’ta milletvekilliğini, kaybettiler, Cumhurbaşkanlığı seçiminde açık ara geriye düştüler. 28 Mayıs’taysa Cumhurbaşkanlığını da kaybettiler. Ana muhalefet, Millet İttifakı partileri, siyaset-sermaye-basın üçgenindeki dış muhalefet, içerideki besleme medya, ikiyüzlü bir kısım sermaye ve terör örgütleri uçurumdan yuvarlanmışa döndüler.
 
Zafer, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Cumhur İttifakı’nındı. Batılı başkentler gözlerine inanamadılar. Bir tarafta 73 yıldır muhalefette olan bir parti, diğer tarafta 21 yıldır iktidarda olan bir parti. Tabiatıyla seçimi iktidarın değil muhalefetin kazanması gerekirdi. Aksi oldu ve şaşkına döndüler. Bunun üzerine daha seçim akşamından başlayarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı tebrik sırasına girdiler.
 
Her mağlubiyetin bir sorumlusu olur:
 
Millet İttifakı tarafında Kemal Kılıçdaroğlu, kaybın vebali benim omuzlarımda diyemedi. Bir yerde mağlubiyet varsa orada hesap sorulur. Mağlubiyeti sahiplenmesi gereken 6/7’li masayı kurduran, partisinden bilâ bedel milletvekilli dağıtan Sn. Kılıçdaroğlu olmalıydı. Fakat Kemal Bey, "olur böyle şeyler!" kabilinden bir havaya büründü. 12 yıldır hiç seçim kazanmamış bir genel başkan bir defa daha kaybediyor fakat istifaya yanaşmıyordu.
Bu arada önce Cumhurbaşkanlığına heves eden, bunu bulamayınca CB yardımcılığına râzı olan onu da kaçırınca aday gösterilmeyeceği için belediye reisliği de tehlikeye düşen Ekrem İmamoğlu, "değişim!" demeye başladı.
 
Söz, bundan ibaretti.
 
Değişim!..
 
Ne, nasıl, ne zaman, değişecekti? Cevap yoktu.
 
Ekrem İmamoğlu, şu lider cesaretini gösterememiş, İBB Başkanlığından istifa ederek harekete geçememişti. Bir eliyle İBB’yi muhafaza ederken diğer eliyle CHP genel başkanlığını tutmaya çalışıyordu. Kemal Kılıçdaroğlu ise partisini kasım başında kurultaya götürme çabasındaydı. Bunlar yaşanırken arka arkaya üç olay patlak verdi:
 
1-Ekrem İmamoğlu ve bazı CHP yöneticilerinin zoom üzerinden yaptıkları gizli bir toplantı dışarıya sızdırıldı.
 
2- ZP genel başkanı Ümit Özdağ ile Kemal Kılıçdaroğlu arasında akdedilmiş gözden saklı bir protokolü Ümit Özdağ kamuoyu ile paylaştı.
 
3- Bazı TV ve gazetelerle CHP arasında bu partiyi desteklemek için yüksek meblağlı sözleşmeler olduğu meydana çıktı…
 
‘Zoom’daki toplantıya CHP grup başkan vekili ve parti yöneticilerinden bazıları da katılmışlardı. Ümit Özdağ’la olan sözleşme Millet İttifakı’nın diğer ortaklarından saklanmıştı. Hâlbuki anlaşmaya nazaran ZP’ye biri içişleri bakanı olacak 3 MV ile MİT Başkanlığı verilecekmiş. TV ve gazetelerle böyle bir anlaşma görülmüş şey değildir. Bunların her biri CHP tarihinin skandal kara sayfalarından olan Güneş Motel skandalı gibi skandallardı.
 
Bu arada Kılıçdaroğlu "güveneceğim birini bulsam yerimi hemen bırakırım!" dedi ve herkeste hayret uyandırdı. Bu söz, CHP’de genel başkanlığa seçilmeye layık kimse yok demekti. İtiraf veya hakaret!..
 
Bütün bu olup bitenler, CHP’de "muhalefet krizi"ne yol açmış bulunuyor. Bütün dünyada hükûmet krizleri olur ama muhalefet krizi işitilmiş değildir. Bu kriz sürecinde Sn. İmamoğlu, "değişim" demekten bir adım daha öteye geçti. "Kuşak ve vizyon değişimi için genel başkan değişmeli!" demeye başladı. Çıkan haberlere göre Maslak ve Sarıyer’de iki otelde çokça oda kiralanmış. Birtakım akademisyenler Ekrem İmamoğlu için çalışıyorlarmış.
 
Kurultayda kaybederse ayrı bir parti kurulması da gündemdeymiş.
 
Bunların hepsi nafile çaba. 40 yılda nice isim geldi gitti. CHP aynı CHP. Yerinde çakılı duruyor. O kütleyi Ecevit, Baykal ve Kılıçdaroğlu, bir yere taşıyamadığı gibi İmamoğlu da yerinden oynatamaz. CHP dünyanın en tutucu partisidir. Lider çıkaramıyor. Milletle değer uyuşmazlığı var. Düne kilitlidir. Yarını yoktur. Yüz yaşında olması yetmiyor.
 
CHP, ömrünü tamamlamış bir partidir!
UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.