Babası işsiz, babası iş bulamayan, babası iş bulamadığından çocuklarına harçlık veremediği için öfkeli. O çocuğun dünyasında bayramlara yer olabilir mi? Çocuklar, şu televizyonlarda, gazetelerde görülenlerden ibaret değil. Çocuklar, bir kaç büyük şehrin, bir kaç zengin semtinin şanslılarından ibaret değil. Milyonlarca çocuğumuz var. O milyonların çok mühim bir kısmı daha 5-6 yaşından itibaren hayatın amansız şartlarıyla, çarklarıyla tanışıyorlar. Sadece sokak çocukları değil, analı-babalı olan bir o kadar çocuğun da neredeyse sokak çocukları kadar problemleri mevcut. Eskiden bir sokak çocukları vardı, bir de nisbeten fakir olanlarla alkole düşkün babaların dövdükleri. Erzurum doğunun büyük şehirlerinden biri. Orada gördüğümüz çocuklarla yüreğimiz yandı. Gecenin dokuzu; ara sokaklardan geçiyorsunuz tahta sandıklı çocuklar bir süre yanınız sıra yürüyor "boyıyalım mı abi?" Erzurum'da gadre uğramış üniversite gençliğiyle beraber olduk. Onlar bu çocuklarla her gün yüz yüzeler. Lüzumundan fazla ayakkabı boyacıları, sokakları, parkları, ana caddeleri doldurmuş. Duygularımızı, gençlerle paylaşmadık. Zaten yürekleri yaralıydı; bir de gözlerinin önünde cereyan eden bu fukara manzaralarıyla dağlanmasınlardı. Kriz en çok da çocukları vurdu. Önce babaları, sonra anneleri, sonra da çocukları. Gözyaşlarını birbirlerinden gizlediler. Ve gizliyorlar. Erken yaşta iş için sokağa çıkan çocukları beklemeyen tehlike yok. Sigaradan alkole sapık saldırısından uyuşturucuya kadar. Bütün ülkede böyle...Türkiye, Kadıköy, Ulus, Etiler, Çankaya, Kordonboyu'ndan ibaret değil. Yine büyük şehirlerde kırmızı ıışık manzaraları var. Arabalar durunca üstleri-başları kir içinde, elinde bir kirli bez veya süngerle arabanın üstüne gelen çocuklar. Bunlar tehlikenin her türlüsüne maruz. Çoğu mafyanın eline düşmüş. Problemli çocuklar çoktu. Ekonomik kriz onları beşe- ona katladı. Neden bu rahatlık, bu vicdani müsterihlik nasıl olabilir? Görmesi gerekenler nasıl oluyor da şu trafik çocuklarını, ayakkabıcı çocukları, simitçi çocukları, çırak çocukları, sokak çocuklarını görmüyorlar? Her 23 Nisanda bir tiyatro oynanıyor. Bu defa Meclis Başkanı da torunuyla birlikte oyuna katıldı. Oldukça iğretiydi, yapmacık ve komik. Tam bir halktan kopmuşluk numunesi. Kendisini içimizden kınadık. Birtakım iyi halli aile çocuklarıyla vekilcilik, bakancılık, valicilik... oynanmakta. Toplum sür'atle kamplara ayrılıyor. En fenası da çocukların dünyalarının birbirinden kopması. Bir tarafta varlık içinde gülüp oynayan, bayram yapanlar, diğer tarafta onlara uzaktan uzağa hasretle bakan çocuklar. Dini bayramlarda da böyle, millilerinde de... Dünkü 23 Nisanda bu trajediyi bir kere daha gördük Siz görmediniz mi? Çocukların dünyası yıkılmasın diyoruz ama... Onların dünyası çoktan yıkık. Denilmesi gereken o değil. Bu dünyaları yıkanlar kim, o yıkık dünyaları kimler imar edecek? Anneler Gününde senede bir kere annelerin hatırlandığı gibi çocuklar da senede bir kere hatırlanır oldu.