DEVLET DE HÜKÛMET DE MİLLET DE SAHADA!..

Sesli Dinle
A -
A +
AYD-Anadolu Yayıncılar Derneği’nin dâvetiyle 11 ve 12 Mart günleri 70 basın mensubu, afet yaşamış bölgenin bir kısmındaydık. Adı geçen derneğe CB İletişim Daire Başkanlığı destek olmuş. Bu gidişimizde Kahramanmaraş, Elbistan, Adıyaman, Elâzığ ve Malatya’yı ziyaret ettik.
 
Önce 11 Mart Cumartesi sabahı Kahramanmaraş’ta olduk. Burada bize AK Parti eski Grup Başkan Vekili Mahir Ünal refakat etti. Afetin ilk günüden beri vatandaşın yanındaymış. Birlikte konteyner kentleri gezdik. Çocukların bisiklet taleplerine şahid olduk. Kendisinden ilk ândan şu güne kadar yaşananları dinledik…
 
Kahramanmaraş ve gördüğümüz diğer yerlerde vaziyet şu:
En evvel çadırlar kurulmuş. Vatandaş tez elden soğuktan, kardan, yağmurdan kurtarılmış. Ardından konteyner kent safhasına geçilmiş. Konteyner ve prefabrik evler, TV’lerde de görüldüğü gibi bir ailenin ihtiyaçlarına cevap veren küçük mekânlar. Vatandaşlar, bir yıl bu şekilde hayatlarını idame ettirecekler. Ardından kendi evlerine dönecekler. Kendi evleri, ya eski yerlerinde inşa edilecek veya dağ yamacı gibi zemini sağlam yerlerde yeni yapılar olacak. Bunu Cumhurbaşkanı da defalarca açıklamıştı. Sn. Ünal, bizlerle paylaştığı gibi Kahramanmaraş Belediye Başkanı Hayrettin Güngör de Belediyede tafsilatıyla anlattı.
 
Elbistan’da ise AK Parti Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Özhaseki bizlere malumat verdi. Sn. Özhaseki, “nerede kentsel dönüşüme engel olunduysa bugün orası yıkılmış vaziyette. Mâni olmayın diye yalvardık. Fakat anlatamadık!” dedi.
 
Elbistan’dan Adıyaman’a geçtik. Adıyaman’da Ulaştırma Bakanı Adil Karaismailoğlu bizleri bekliyordu. Sn. Bakan da depremin olduğundan beri 34 gündür buradaymış. O da uzun uzun malumatlar verdi. Akşama kadar Adıyaman’da kaldık. Elâzığ’a gece 1’de varabildik. Sabah 10’da Malatya’ya intikal ettik. Malatya Belediye Başkanı Selahattin Gürkan, medya mensuplarına itfaiye binasında açıklamalar yaptı. Hakkını teslim etmeli ki çok inandırıcı, ârifane ve kahramanca konuşuyordu.
 
Mahir Ünal, Hayrettin Güngör, Adil Karaismailoğlu ve Selahattin Gürkan’ın verdiği bilgiler çok tafsilatlı oldu. İnandırıcı oldu. Samimiyetle konuşuyorlardı. Zelzelenin olduğu andan sonraki 5-10 dakika içinde Cumhurbaşkanının kendilerini araması, kendilerinin de AFAD, Kızılay ve ilgili bütün ekiplerle sahada yer almalarını tereddüde yer bırakmayacak şekilde paylaştılar. Konteyner çarşılar da kurulmuş. Gittiğimiz yerlerde vatandaş hâline şükrediyor, devlete ve millete dua ediyor. Teyzeler, amcalar, “Allah, Tayyip Bey’i başımızdan eksik etmesin, her şeyimiz var” diyorlar. En büyük arzuları evlerine kavuşmak. Çok şükür vatandaşlarımızı mânen güçlü gördük. Güven duyguları yüksek. Yapılanları, verilen sözlerin tutulması hususunda teminat olarak görmekteler.
 
Kahramanmaraş ve Adıyaman’da çok sayıda yıkılmış bina var. Bazı TV kuruluşlarının konteyner mekânlarda faaliyet gösterdiklerini gördük. Malatya’da 20 mahallî TV’nin ortak canlı yayınında değerlendirmelerde bulunduk.
 
Kahramanmaraş’ta enkazlar çok büyük miktarda kaldırılmış. Elbistan, Adıyaman ve Malatya’da enkaz kaldırılması devam ediyor. Bu faaliyetin faydalarından biri de şu ki sürekli yıkılmış, çökmüş, devrilmiş bina görmenin psikolojik darbeleri ortadan kalkıyor.
 
Elâzığ’da da ağır hasarlı bina çok. Ancak bu şehrimizde yıkılmış bina görmedik.
 
Malatya, 11 il içinde en ağır yara alan şehirlerimizden biri. 800 bin olan Malatya nüfusu 150 bine düşmüş. Giden nüfusun 50 bini Elâzığ’a yerleşmiş.
 
El Aziz’i gelişmiş, temiz ve derli toplu gördük. Aynı şekilde Harput’ta da memnuniyet verici gelişmeler var. Devlet, Elâzığ’da TOKİ evleri yaptığı hâlde çok fazla ilgi görmezken şimdi hiç boş ev kalmamış. Binaların sağlamlığı vatandaşta büyük bir talebe yol açmış bulunuyor.
 
Bu deprem, Asrın Afeti. 110 bin km2’yi yani Türkiye’nin 7’de biri büyüklüğünde bir sahada oldu. 13,5 milyon vatandaş doğrudan, kalan nüfus dolaylı olarak etkilendi. 48 bin kaybımız, 125 bin civarında yaralımız var. Afet bu kadar büyük olmasına ve kış yaşanmasına rağmen bugün çadırlarda, konteyner kentlerde veya sağlam kalan evlerde hiçbir yiyecek, içecek, aydınlatma, ısınma sıkıntısı yok. Bakanlar, yetkililer, Belediye Başkanları, Valiler âdeta nöbetteler. STK’lar, gönüllüler, millet, cepheye mühimmat taşırcasına hizmet verdi ve vermekteler. Bazılarıysa ne yazık ki klavye cellatlığı yapıyor…
 
Şimdi yapılması gereken, bir felaket üzerinden iktidar yıpratıp iktidar kazanma yoluna gitmek değildir. Eksikler elbette dile getirilsin. Tenkitler yapılsın. Ancak, insaf elden bırakılmasın, husumet olmasın ve asılsız haberlerle zihinler kirletmesin. Devlet de Hükûmet de 6 Şubat saat 04.22’den beri sahadadır. Anlatmalar, bunu isbat ediyor.
 
Bundan böyle yapılacak olan yarınlar için ders çıkarmaktır.
Önüne gelen inşaat yapamamalı.
 
Diğer birçok meslekte olduğu gibi herkes müteahhit olamasın.
İnşaatlar sağlam zeminlerde ve az katlı olsun.
 
Ruhsat sorumluluğu tam disipline ve cezai şartlara bağlansın.
Kent dönüşümünü idare tesbit ederek hayata geçirsin.
Hüküm şudur:
 
Birbirine düşme değil, bir musibetten bin nasihat alma günündeyiz.
UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.