Bütün zamanlarda Türkler için en büyük tehlike Hıristiyanlaşmaktır. Böyle bir tehlike var mı? Var. Üstelik son senelerde artarak devam ediyor. Şunu kat'i bir gerçek olarak zihinlerden çıkartmamalı. Asırlar boyu, millet olarak kalabilmişsek, bu başarıyı en evvel dinimize borçluyuz. Müthiş değişimler yaşanmakta. Ulaşım ve iletişim imkânları, baş döndüren bir hız sergiliyor. Teknolojinin sunduğu bu imkânlarla propagandalar yapılmakta. Resmi kanal dahil bazı televizyonlarla evlere giren diziler, yetişen çocuklar üzerinde kalıcı etkiler bırakmakta. Bir başka kültürün seyircisi için yapılmış o dizilerde papazlar sempatik, affedici, mübarek insanlar olarak takdim edilmektedir. Dualar Hıristiyan usullerine göre yapılmakta, haçlar çıkartılmakta, o dine mahsus adet ve figürler işlenmekte. Hıristiyan misyonerlerin birinci hedefi, çocuklarla gençler. İkinci hedefiyse bütünden koparmaya çalıştıkları Kürtler ve topyekun Müslümanlar. Kafalarına ayrılık fikirleri yerleştirilmiş birkısım Kürtlerin bir de din değiştirmeleri misyonerler için zafer olacaktır. Peki böyle bir faaliyetten devletin haberi var mı? Tedbirler alınıyor mu? Ciddi mânâda bir rahatsızlık olduğunu sanmıyoruz. İslamiyete mesafeli durulup, laikliğin hep yanlış anlaşılıp uygulanması sonucu büyük ziyanlar yaşadık. Nesillerin türlü telkinlerle dinden soğutulduğu bir vakıadır. Din ve din adamı, egemen sınıf tarafından horlanıp itildi. Bunun sonucu olarak ortaya ateist ve satanist akımlar çıktı. Ahlaki çöküntüler başladı, hızla da devam ediyor. Maddi ve gayri maddi her alanda boşluğa yer yoktur. Kalb de boş kalmaz. Orada İslâm dininin vazettiği inanç olmayınca başka itikadlar yer eder. Televizyonlarda dinin temel kaidelerinin uluorta tartışılması da kafaları karıştırdı. Zihinlere şüpheler sokuldu. İnsanlar şaşırtıldı. Bütün bunlar da zamanın derinliğinde bu coğrafya insanını Hıristiyan yapma emelini taşıyanların işini kolaylaştırdı. Bugün birçok ebeveyn, yavrusunun yarınlarından dolayı endişe duymakta. Birçok genç boşlukta sallanıyor. Fuhşun, uyuşturucunun, alkole yönelmenin sebebi budur. İstanbul'un her iki yakasında mantar gibi kiliseler yükseldi. TV, radyo ve internetle 24 saat Hırıstiyanlık propagandası yapılıyor. Gazetelerde bedava kitap gönderilen adresler yayınlanıyor. Vatikan faaliyetlere büyük paralar ayırmakta. Dikkat edilmeli. Bütün bunlar yaşanırken. Bir zaman aralığındayız. Avrupa Birliği'nde Hıristiyan bir dünya ile iç içe yaşanacak. Peki o günkü mânevî yapılanma nasıl olacak? Partiler, hükümetler, MGK, Diyanet Teşkilatı, Milli Eğitim Bakanlığı konuya ne kadar hassaslar? Türkler asimile olmaz diye ilahi bir teminat yok. Tehlikeyi önceden sezip tedbirini almalı. Şu veya bu partinin iktidar, şu veya bu politikacının başbakan olmasından önce bütün ırk unsurlarıyla birlikte Türk milletinin Müslüman olarak hayatiyetini devam ettirmesi mühim. Bu bir varolma-yok olma meselesidir.