DÜNYA DİLİ TÜRKÇE

Sesli Dinle
A -
A +
Bir soğuk savaş dönemi kuruluşu olan BM Teşkilatı’nın haksız uygulamalarından biri de Türkçeden yanadır. Türkçe, BM kürsüsünde konuşulan resmî bir lisan değildir. Kurumun tanıdığı diller Arapça, Çince, İspanyolca, Rusça, İngilizce ve Fransızcadır. Bu 6 lisanın yanında Türkçenin de olması hakşinaslık olurdu.
 
Türkçe, Adriyatik’ten Çin Seddi’ne kadarki Türk Mavisi Kuşağı’nda 300 milyona yakın Türk’ün ana dilidir. OMT-Osmanlı Milletler Topluluğu topraklarındaysa ses ve nakış olarak vardır.
 
Bu görüşümüze "1945’te resmî dili Türkçe olan devlet, yalnızca Türkiye idi" diye bir itiraz gelebilir. İtirazın sebebi, ülkemiz nüfusunun o sırada 18 milyondan az olmasıdır. Lakin, 1945’te dünya nüfusu da 2,5 milyar civarındaydı. Bugünse KTC ile birlikte 7 Bağımsız Türk Devleti vardır. Ayrıca birçok özerk Türk Devleti mevcuttur. Türkçe, Gökoğuzyeri’nden, Şarkî Türkistan’a kadar geniş bir coğrafyada konuşulmaktadır. BM yeniden yapılanırken o düzenlemede resmî dil tashihi de olmalıdır. BM en geç 10 yıl içinde sil baştan inşa olabilir. O meyanda Türkçenin de hak ettiği yeri almasını temin etmeliyiz.
 
Türkçeye dair bu cihanşümul çalışma, şimdilerde YEE-Yunus Emre Enstitüsü eliyle kalblere dokuna dokuna yol almaktadır. Zaten sevdirerek benimsetme, bizim ecdadımızdan tevarüs ettiğimiz bir hasletimizdir. Cedlerimiz, Afrika ortalarından Kırım’a, Macaristan’dan körfeze kadar hâkim olduğu hiçbir iklimde yerli ahalinin hayatıyla ana diline müdahale etmedi. İsteyenler, kendi rızalarıyla Türkçe öğrendiler. Müstemlekeci, Batılılarsa kendi dillerini zorla bellettiler.
 
2009’da faaliyete geçen Yunus Emre Enstitüsü’nün gayesi, Türkçeyi yaygınlaştırmak, Türk dili kullanan akraba, soydaş ve kardeşler arasında Türkçenin pürüzsüzce yazılıp anlaşılmasını temindir. Unutmamalı ki 19. Asrın ortalarından 20. Asrın ilk çeyreğine kadar bahsettiğimiz coğrafyalarda İstanbul’da çıkan Türkçe gazete, mecmua ve kitaplar okunabiliyordu.
 
Bu mevzuda MEB, Maarif Vakfı, TDV, gayrı resmî vakıflar da var ama muvazzaf, görevli müessese YEE’dir. Yunus Emre Enstitüsü, 2022’de 250 bin Türk ve Türkiye muhabbetli kişiye Türkçe öğretmiştir. Başkan Şeref Ateş Bey’in açıklamasına göre 2023 Hedefi, 1 milyondur. Bu verilerden, 2009’dan bugüne dek 2 milyondan fazla insana Türkçe öğretilmiş olmalı. O hâlde YEE’nin 2023-2053 aralığında 30 yılda 30 milyona Türkçe öğretmesi beklenebilir. MEB ve vakıfların verimi de hesaba katılırsa sayı yükselebilir.Türkçe öğrenen gençler, Türkiye ile memleketleri arasında gönül köprüsü olacaklardır. Nitekim cuma günü eskiden Darüşşafaka Lisesi olan ve şimdilerdeyse "Sultan Abdülaziz Han Üniversitesi" yapılmasını teklif ettiğimiz, Fatih’teki tarihî binaya uğradığınızda buradaki Sivasî Tekke Camiî’nde cumanızı eda edebilirsiniz. Bu esnada orada tedrisat gören UHL-Uluslararası İmam Hatip Lisesi talebelerinden bir genci minberde görecek ve herhâlde şaşıracaksınız. Afrika’dan ten rengini almış bu "Hocaefendi" temiz bir Türkçeyle çoğu Türk olan cemaate Türkçe hutbe irad ederken onu dinlediğinizdeyse çok memnun olacaksınız.
 
Kültür Bakanlığı’nın en gözde kuruluşlarından biri YEE’dir. Bu müessesemiz daha büyütülüp takviye edildiğinde saha genişler ve hedefe varılması çabuklaşır. Bu kuruluşu biliyoruz. Sao Paulo’da 2016’daki bir aydınlatma çalışmasında biz de konuşmacı olarak bulunmuştuk.YEE ve diğer kardeş kuruluşların çalışmaları ve TV’lerin mes’uliyetli yayınlarıyla Türkçe yerkürede yaygınlaşabilir. Bu kuvvet, Türkçeyi BM’de hakkına kavuşturur.
 
Bütün bunların hız ve kesafet kazanması, Kültür Bakanlığının esas işine ağırlık vermesiyle mümkün olur. Bu vesileyle paylaşmak isteriz. Adı geçen Bakanlığın adının "Millî Kültür Bakanlığı" olmasını rahmetli Turgut Özal zamanında Bakanlık kurulurken yazmıştık. Teklifimizi Sn. Recep Tayyip Erdoğan iktidarı işbaşına gelirken de tekrarladık. Bu kez bir kere daha dile getiriyoruz. Türkiye bugün Türkçeyi, Türk hars, irfan ve edebiyatımızı yaymak için heyecan verici bir çalışma içindedir. Turizmde de zirvelerdeyiz. O da ayrı ve büyük bir çalışmadır. Bu sebeple 2023 Seçimlerinden sonra yeni hükûmet teşkil edilirken KTB’nın "Turizm Bakanlığı" ve "Millî Kültür Bakanlığı" adıyla iki ayrı bakanlığa ayrılması çok yerinde olur. İstikbalde MKB adını almasını beklediğimiz bu bakanlık, YEE eliyle Türkçeye hizmet etmektedir. Diğer taraftan vakıflarla da müşterek mesai sarf ederek içeride ve dışarıda kalıcı eserlerimiz yeniden kazanılmaktadır. Rami Kışlası Kütüphanesi onlardan biridir. Rami Kışlası, bir Sultan Mahmud eseridir. 1828’de yapılmıştır. Hakan-Halife, "Asakir-i Mansûre- i Muhammediye" adı verilen yeni ordunun talimlerine nezaret için aylarca bu kışlada yatıp-kalkmıştı.
 
MKB’nın kurulması hâlinde Türkçeye ve kültürümüze verilecek hizmet çapının artması beklenir. Zira münhasıran bu faaliyetlerle meşgul olunacaktır. Böylece bir taraftan YEE hizmetlerini daha bir güçlenmiş olarak devam ettirecektir. Ayrıca Maarif Vakfı, TDV, gayrı resmî vakıflar ve diğerleri Türkçeyi öğretmeye devam edeceklerdir. İftihar edilecek bir durumdur ki Türkiye Üniversitelerinde 224 bin küsur yabancı talebe okumaktadır. Bu sayı 10 yıl sonra 2 buçuk milyonu 2053’te çok daha fazlasını bulabilir.TİKA, Yurt Dışı Türkler ve Akraba Topluluklar Dairesinin faaliyetleri ve bütün bu çalışmalarla Türkçe dünya dili olur, Türkiye Cihan Devleti!
UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.