DÜŞMANCA SUÇLAMA!..

Sesli Dinle
A -
A +

Müstemlekeci ve haçlı ruhuyla hareket eden devletler, en nihâî hedef olarak Müslüman devletleri Endülüs’ten, Osmanlı Devletini Balkanlardan çıkardıkları gibi Osmanlı evlâdı Türkleri de Anadolu’dan çıkarmak için I. Dünya Harbinde Payitahta dayattıkları Sevr projesinden hiçbir zaman vazgeçmediler…

 

O gün sıcak harple bunu yapmak istemişlerdi. Bugünse vekâlet savaşlarıyla ihtiraslarının peşindeler. 1984’te kurdurulan PKK bu kirli ideolojinin neticesidir. Adı geçen örgütle 40 yıla yakındır verilen mücadelede değişik safhalar oldu. Öyle ki ‘90’lı yıllarda bazı sözde aydınlar, bazı zavallı politikacılar, "verip kurtulalım!" şeklinde sözler bile edebildiler.

 

Türkiye, o günlerden bugünlere gelmiştir.

 

Biz artık uzunca bir zamandır terörist saldırısını bekleyerek mücadele yapmıyoruz. Güvenlik kuvvetlerimiz uzunca bir zamandır düşman kovalamaktadır. Teröristin olduğu her yer, bizim için hedeftir. Kuvvetlerimiz, meşruiyet içinde komşu ülkelere girerek terör unsurlarını ya cezalandırılmakta veya alıp getirmektedir. Bu azimli mücadelemizi içeride polis, jandarma, asker, istihbarat yaptığı gibi dışarıda da TSK ve MİT yapmaktadır. Verilen mücadele destânîdir. Karşımızdaki unsur, zâhiren bölücü terör örgütü olsa da aslında en semirmiş sömürgeci devletlerle çatışıyoruz. Söz konusu devletler, örgüte ev sahipliği yaptıkları gibi ne ihtiyaçları varsa onları da vermekteler. Uzunca bir zamandır mücadelemiz, yüksek muvaffakiyetle devam ediyor. Bunu sakatlamak için Suriye cephesi açılmıştır. Şimdi de Yunanistan cephesi açılmak istenmekte. Bu defa Suriye’deki hata tekrarlanmayacaktır. Ukrayna girdabına düşmediğimiz gibi Yunanistan hilesine de aldanmayacağız.

 

Büyük işlere imza attık:

 

TSK, Azerbaycan TSK’sı ile birlikte Karabağ’da 30 yıllık bir işgali zaferle neticelendirdi. Diğer yandan Mehmetçik, Libya, Somali ve Katar’da. Daha başka yerlerde de Bayrağımızı dalgalandırıyor. Mavi Vatan’la vatan yüzölçümünü 1 milyon 200 bin km2’ye çıkarttık. PKK, yurt içinden kazındı. Arkasında emperyalist dünyanın desteği olmasına rağmen Suriye’de Fırat’ın batısından -şimdilik- Fırat’ın doğusuna süpürüldü.

 

TSK ve MİT dünyaya parmak ısırtan muazzam başarılar sergilemekte. Sanki dağlar, vahşi teröristlerin başına yıkılmakta. Artık hafta, gün değil, neredeyse saat başı ya vurulmakta veya alınıp adliyeye teslim edilmekteler.

 

Mehmetçiğin, MİT’in kalbindeki yüksek mânevî güç ve elindeki yerli ve millî silahlar karşısında perişan olan örgüt militanlarını, uşaklık ettikleri sömürgeden sabıkalı devletler de kurtaramıyor. Hâl bu olunca yeni taktikler peşinde oldukları görülüyor. Yalan yoluna saptılar:

 

Hem Avrupa’da ve hem de Türkiye’de eş zamanlı harekete geçtiler.

 

TSK’nın Irak’ın kuzeyinde kimyevî silah kullandığını ileri sürüyorlar. TTB Başkanı, bunu iddia ediyor, yoldaşları da destek veriyor. Malûm kimsenin, örgüt kanalına bağlanarak ettiği lakırdıya göre örgüt haber ajansının videosunu incelemiş. İnceleme sonucu kanaati şu ki militanlara karşı kimyevi silah, sinir sistemini tahrip eden toksik gazlar kullanılmıştır. Bir hekim, bir teşkilat başkanı, bu kadar sorumsuz olabilir mi? Yalnızca video kayıt üzerinden hüküm çıkarmakta ve vatandaşı olduğu devleti suçlamakta. Ona göre "Türkiye, derin bir soruşturmaya tâbi tutulmalı"ymış. Bu dediğinde yalnız da değil. Kürtçü partinin eski eş başkanı hapishanede olduğu hâlde dışarıdaki bazı politikacılardan daha çok sesi çıkıyor. Bu da uluslararası araştırma başlatılmasını istemekte. Bir de Meclis içinden destek geldi. Son zamanlarda çam üstüne çam deviren, gaf üstüne gaf yapan ve bu hâldeyken seçim kazanma ve CB çıkarma hayalleri peşinde olan ana muhalefet partisinden bir milletvekili de iddiayı TBMM’ye taşıyarak önerge vereceğini tweet’le açıklamış bulunuyor.

 

Soru 3’tür:

 

1-TSK, MİT, Polis, Jandarma yani devlet kuvvetleri; en çetin şartlarda, "verelim kurtulalım!" âcizliklerinin dile geldiği günlerde dahi kimyevî silah kullanma merhametsizliğine tevessül etmediği hâlde bölücü örgütün 40 yılın en kötü günlerini yaşadığı şu vakitte neden bunu yaparak kendini dünya kamuoyu önünde zor durumda bıraksın? Ayrıca; olmayan silah nasıl kullanılır? Orduların hangi cins ve ne miktarda silaha sahip oldukları kayıt altındadır. Nitekim MSB, TSK envanterini hatırlatarak iddiayı külliyen reddetti.

 

2- TTB-Türkiye Tabipler Birliği, biz bildik bileli hep tartışma mevzuudur. Türkiye’nin menfaatine olan bir icraata destek olduğunu görmedik. Şu hâlde şunu düşünmek gerekir. "Türk", "Türkiye", "Millî" kelimelerinin kullanılması izne bağlıdır. Bu yapıdaki bir dernek, nasıl olur da isminin başında hâlâ "Türkiye" kelimesini kullanabilir?

 

3- Bir mahkûm, siyâsi ise diğer mahkûmlara nazaran imtiyaz sahibi midir? Hükümlü biri, cezaevinde cezasını çekmekte iken gündemdeki her konuda beyanat veriyor, taraf oluyor, suçlama yapabiliyorsa o zaman mahkeme kararının ne hükmü kalmış olur?

 

Seçimler yaklaştıkça gündeme daha çok yalanlar, iftiralar gelebilir.

 

Bazıları için bu son dönemeçtir...

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.