Bazı gazeteler, mahkeme kararını duyurdukları haberde yine "Tayyip" diyorlar, "Tayyip'in engeli kalmadı" veya "Tayyip'e yol açıldı" gibi, nezaket kaidelerini bir tarafa bırakarak "Tayyip" dedikleri Recep Tayyip Erdoğan. Erdoğan'a "Tayyip" diyerek küçümsemek isteyenler, Deniz Baykal'ın partisinin bir üyesine "Kemalcığım" ve "bizim Kemal" demesini ise kınıyorlar. Böyle tutarsızlık olmaz. Çok kaba çifte standart. Siyasi literatürümüzde Süleyman, Deniz, Mesut, İsmail... gibi tabirler yok. Demirel, Baykal, Yılmaz, Cem... var. Umumiyetle de bu soy isimlerin başına "sayın" kelimesi getirilir. Doğrusu budur. Onlar, büyük kitlelerin bir bölümünü temsil ederler. Bu kişilere hürmetsizlik aynı zamanda arkalarındaki yığınlara hürmetsizlik olur. Şaşırtıcı gerçeğe bakınız. Kendini elit sanalar, halkın içinden çıkmış bir sayın lideri horlamak, küçümsemek istedikçe o halk, ona daha sarılmakta, daha çok sahip çıkmakta. Tıpkı Menderes'e, bazı dönemlerde Demirel'e, Özal'a sahip çıkması gibi. Millet, Recep Tayyip Erdoğan'ı evladı, kardeşi kendinden, ailesinden biri olarak görmekte. Oy yüzdesi 25'leri aşmış bir insana karşı gösterilen bu medyatik haksızlık yarın faillerini utandıracaktır. Medyanın artık bu eli değnekli tavrından vazgeçmesi lazım. 5 Eylül Adli Yıl'ın başlangıcıydı. Recep Tayyip Erdoğan'ın sicilinin silindiği o gün açıklandı. Sayın Erdoğan'ı telefonla arayarak tebrik ettik. O arada bir miktar değerlendirme de yaptık. Meclis'in toplanarak iki partiden başka partilerin de barajı aşması yönünde düzenlemelere gidilmesine dair fikrimize katılmıyor. Sayın Erdoğan, açık farkla önde ve tek başına iktidar olduklarını söylemekte. Bir dönem için olsun ABD'deki gibi kuvvetli bir iktidar ve kuvvetli bir muhalefet modelinin denenmesini istiyor. Anlaşılan R. T. Erdoğan, bu modelin denendikten sonra tutacağı kanaatinde. 5 Eylül Erdoğan'ın mutlu günüydü. Sadece cezası silinerek Başbakanlık yolu açılmadı. Sayın Kutan da O'na bir iyilik yaptı. Bu lider dedi ki "AKP, ANAP oldu". Tenkid için söylenmiş bu sözün iyiliği için ayrıca yoruma hiç gerek yok. İdealist insanların hayatları işte böyledir. Sudan sebeplerle hapse atılırlar, küçük düşürülmeye çalışılırlar. Sonra? Sonrası başarı...