FİKRÎ SAVUNMA SİSTEMLERİ!

A -
A +

ABD Başkanı’nın bizzat kendisi, hiç de saklama ihtiyacı duymadan siyonist olduğunu söylüyor; ABD Dışişleri Bakanı da bizzat kendisi Yahudi olduğunu iftihar ederek dile getiriyor, aynı ABD, Filistin’de kasıtlı sivil katliamı olmadığını iddia edebiliyor, ayrıca “kalıcı ateşkesin günü değil!” diye garabet bir cümle sarf ediyor.

 

ABD, BM’nin ateşkes kararını [veto] kesin şekilde reddetti. İngiltere de redde yakın bir çekimserlikte kaldı. Zaten İngiltere Kralının İsrail’i bir çürük cümleyle olsun kınamamasının sebebi bu hesabîlikten dolayıdır.

 

Bu tercih, şu demektir:

 

İsrail, muhal farz mezalimden vazgeçse bile Beyaz Saray, “hayır, katliama devam!” diyecek, Londra da işmarla aynı şeyleri söyleyecektir. Böylesine ıslahı kabil olmayan tarafgirlik, tarihe bırakılan yüz kızartıcı vesikasıdır, insanlık ayıbıdır, suça iştiraktir, suça teşviktir, çok ağır bir vebaldir. Bu Amerika ve perdenin gerisindeki Birleşik Krallıkla iki devletli çözüm olabilir mi?

 

Türkiye Dışişleri Bakanı Sn. Hakan Fidan’ın Washington, DC’de söylediği söz, çok mühimdir ve çok şeye işaret etmektedir. Söz şu: “Bu mes’ele, İsrail ve Filistin’i aştı!..”

 

Bunlar cereyan ederken bizim Atina ile sıcak münasebetler kurmamız zamanlama olarak çok isabetidir. Aynı şekilde Şam ile de yeni bir beyaz sayfa açılmalıdır. İki yanımızın sağlam olması, şüphesiz ki işimize çok yarayacaktır.

 

1970/80’lerin ihtiyata zorlayıcı şartlarında çekingenliğin eseri olarak ismi “KKTC” konmuş olan KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ, Gazze’mize en yakın fiilî parçamızdır. KTC şimdiden sonra daha da değerlidir. Bir sıcak vuruşmada ikmal merkezi görevi yapacaktır.

 

Şunları ve bunlara benzer başka görüşlerimizi gerçeklerin kabulüne kadar tekrarda ısrarlı olacağız:

 

> İki devletli çözüm için İsrail’in 1967 hudutlarına değil, BM’nin kendisini devlet olarak tanıdığı 1948 hudutlarına çekilmesi gerekir. Aksi hâlde Filistin ve İsrail diye yan yana ve eşit haklara sahip iki müstakil devletin varlığı hayata geçmez.

 

Tekrar etmek istediğimiz bir husus da şudur:

 

> İsrail devletini kurma fikri 1848’de Londra’da doğdu. Bu istek, bir asır sonra 1948’de hayat buldu. Bu defa 1948’den bir asır sonraki tarih olan 2048 hedef alınmıştır. İsrail, kuruluşundan yüz sene sonra bu defa da Nil’den Fırat’a Büyük İsrail Krallığı’na varmak için faaliyete geçmiş bulunuyorlar. Gazze ve topyekûn Filistin’de yaptığı katliam ve imha siyasetinin sebebi budur. 2048’e 25 yıl kalmıştır. Bu 25 yıl, siyonistlerle siyonist muhaliflerinin mücadelesiyle geçecektir. ABD’nin BM’de 191 devletin kabul ettiği ateşkes kararını veto etmesinin arkasında bu sebebi aramalı. Şöyle bir itiraz olabilir:

 

- 7 Ekim’de tetiği çeken İsrail değil, Filistin kuvvetleri oldu!
Bu görünüş yanıltır. O akşam Filistin Millî Kuvvetleri suçüstü yaptılar. Eğer onlar taarruz etmeselerdi. Siyonist güçler saldıracaktı. Filistin kuvvetleri, yerlerinde otursalar bile İsrail saldıracaktı. Zira, bu çıbanbaşı devlet için riayeti dinî bir mecburiyet olan Nil’den Fırat’a Büyük İsrail idealinin gerçekleşmesi için son çeyrek asra girilmiştir.

 

İşimiz hafif değil:

 

Gazze Celladının yargılanma mahalli hakkında da çok esaslı şekilde çalışmak gerekiyor. Lahey Adalet Divanı’na ne kadar güvenilir, ne kadar inandırıcıdır? Netanyahu ve diğer bazı soykırım suçluları buraya sevk edilseler bile BMGK üyelerinden bir-ikisi bir şekilde bu yargılama işini baltalarlar. Sırp-Bosna Savaşı ve Sırp Kasabı Miloseviç ile bugünkü taraf, şart ve kişileri karıştırmamalı. Gazze Celladı ve suç ortakları için farklı ve hakikaten tarafsız bir ülke seçilebilir. Hatta orası neden Türkiye gibi bir İslâm memleketi olmasın? BM binası New York’ta, teşkilat kuruluşları, farklı Batı devletlerinde. Adı geçen bu beynelmilel ceza mahkemesi de Hollanda’da; yani bir İsrail destekçisinde.

 

Diğer yandan; ABD’nin BM’nin ateşkes kararını veto etmesi, yalnızca İsrail’in ideallerini tahakkuk ettirmesi için ona alabildiğine destek değildir. Washington, Rusya, Çin veya Türkiye’nin ikinci bir dünya gücü olarak ortaya çıkmasını, çift kutuplu olmaya dönülmesini istemiyor. Bundan dolayı Akdeniz’dedir. Bundan dolayı İsrail üzerinden bölgededir. Ukrayna-Rusya çatışması da gerçekten uzak değildir.

 

Ankara, bir taraftan havada, karada, denizde savunma sistemleri kurup onları geliştirirken diğer taraftan da aynı; hatta daha fazla bir ağırlıkla fikrî savunma sistemleri inşa etmeli ve bunu sürekli yapmalıdır.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.