FİLİSTİN DRAMI

Sesli Dinle
A -
A +
Binyamin Netanyahu, tekrar İsrail başbakanı olunca Filistinlilere yapılan siyon zulmünün artmasından kaygılanmıştık. Nitekim öyle oldu. Başbakanın aşırı politikalarından yüz bulan Yahudiler, Filistinlilere karşı taşkınlıklar yapmaktalar. Onlar da kendilerini ve değerlerini müdafaa etmek zorunda kalınca bu defa devreye tam donanımlı İsrail polisi girip bu sivil Filistinlileri darp etmekteler:
 
Yahudi yerleşimciler, Hamursuz Bayramı da denen Pesah Bayramları münasebetiyle Mescid-i Aksa’ya baskın yapıp Müslümanları uzaklaştırmak için aralarında bir çağrı yaptılar. Bu tehlikeli haber üzerine 4 Nisan’da kılınan teravih namazından sonra cemaatten bir kısmı, aralarında kadın ve çocuklar da olduğu hâlde Mescid-i Aksa içinde bulunan Kıble Mescidi’ne geçerek kapılarını kapattılar.
 
Bunu öğrenen İsrail Polisi, mescidin pencere camlarını kırdı, içeriye kauçuk kaplı kurşun sıktı, göz yaşartıcı bomba ve sis bombası kullandı. İçeri girdiğinde namazdaki Müslümanlara müdahale edip, namazlarını bozdu. Kıble Mescidi’nde bulunan Müslümanların el ve ayaklarına ters kelepçe takarak onları yüzüstü yere yatırdı. Coplarla vurdu. Hadiseler, ertesi gün de devam etti. Çeşitli yerlerden Mescid-i Aksa’ya sabah namazına gelen Müslümanlara izin verilmedi. Çok sayıda Filistinli yaralandı. Olaylara tepki veren Gazze tarafından İsrail tarafına basit bir roket atılması üzerine de 6 Nisan akşamı İsrail jetleri, Gazze’yi bombaladılar.
 
Bütün bunlar, adaletsizlik ve haksızlığın sonucudur. Adına "yerleşimci" denilen, değişik yerlerden gelmiş katı inançlı Yahudiler, hiçbir engel görmeden Filistinlilerin mülkü olan evlere ve topraklara zorla girip devlet destekli olarak buralara el koymaktalar. Bu yaptıkları azmış gibi bu defa şu yazdıklarımızı işlediler.
 
Dünyanın neresinde bir topluluk, bayram idrak ederken bir başka din mensubu topluluğa, onun malına, mülküne mâbedine saldırır? Bunun örneği yoktur. Fakat İsrail’de görülüyor. Müslümanlar, Ramazan-ı şerif ayındalar. Oruç tutuyor, namaz kılıyor, Mescid-i Aksa’da da ibadet ediyorlar. Hamursuz bayramını kutlayan bir kısım Yahudilerse Müslümanlara kötülük yapmak ve onları Aksa Mescidi’nden, söküp çıkarmak için örgütleniyorlar. Birazcık hukuk bilen, adalete saygısı olan hükûmet ve onun emrindeki polis, böyle bir durumda mâbedinde bulunan, onu gelecek tecavüzlere karşı korumak için bekleyen sivil ve sakin insanları değil, haydutlaşmış saldırgan yerleşimcilere müdahale ederdi. Görüldüğü gibi böyle olmadı. Mantık şudur; Yahudi’yse mutlak haklı. Müslümansa sonuna kadar haksız. Böyle bir devlet aklı olabilir mi? Böyle bir haksızlığa tutunan siyâsî teşkilata devlet denebilir mi?
 
Filistinli Müslümanlara bu mübarek ramazan ayı da zehir edildi!..
 
Kaçıncı ramazandır böyle olmakta!!
 
Kim bilir daha kaç ramazan bu azabı yaşayacaklar?
 
Filistin, geçen asrın başından ve bilhassa öz topraklarına İngilizlerin İsrail’i kurdurdukları 1948’den bu tarafa, hele 1967’den beri bu bitmeyen zulümlere maruzdur. Filistinlilerin büyük dedeleri böylesi zulümleri yaşadı. Bu gidişle torunları da yaşayabilir.
 
İsrail denen tartışmalı devlet, İngilizlerin Filistin’i Osmanlıdan yani bizden gasp ve işgal etmesiyle kuruldu. Hâlbuki daha evvel Yahudilerin, Filistin’e dair niyetlerini okuyan Sultan Abdülhamid Han, bu toprakların tapusunu kendi üstüne almıştı. İşgalci devlet, şahıs mülküne el koyamaz. Fakat tecrübesiz İttihadçılar işbaşına gelince o mülkü hazineye devrettiler ve dolayısıyla İngilizlerin işi kolaylaştı.
 
Bu laf anlamaz, şımarık İsrail’in insaf çizgisine çekilmesi gerekir. Bir kere mutlaka 1967 değil, 1948 hudutlarına dönmeye mecbur edilmelidir. Ankara, 1967 işgalini tanımamalı. Bu, şeddeli işgaldir. Filistin, Batı Şeria ve Gazze diye bölünmüşlükten ve Gazze açık hava hapishanesi olmaktan kurtarılarak Filistin Devleti yeni baştan ve tam anlamıyla kurulmalı ve İsrail de onu tanımalıdır. Mescid-i Aksa, iki milyar Müslümanın ilk kıblesi, ortak haremi ve mukaddesi olduğuna göre İsrail hiçbir şekilde ona ve oradaki Müslümanlara saygısızlık yapamamalıdır.
 
Bu dediklerimizi BM, AB, ABD yapmaz.
 
Yaşanan şu son saldırıda Beyaz Saray, yine bir 15 Temmuz ağzı kullanarak taraflara itidal tavsiye etti. Camide ibadetini yapan insanla silahlı polis güçleri eşit taraf olabilir mi?
 
Şu saydıklarımızı, hayata geçirecek olan ve asrı aşkın zamandır devam eden Filistin Dramına son verecek olan İİT-İslâm İşbirliği Teşkilatı, TDT-Türk Devletleri Teşkilatı ve herhâlde Arap Birliğidir. Onları harekete geçirecek tek Devletse Türkiye Cumhuriyeti Devletidir.
 
Türkiye’de Filistin’i ve cümle mazlumları dert edinmiş kadrolar, Hükûmet kaldıklarında ve Hükûmet olduklarında bu sulh, huzur ve adalet gerçekleşir.
UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.