FİLİSTİN, LİDERE MUHTAÇ!

Sesli Dinle
A -
A +

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın Çin’in başkenti Pekin’de, Müslüman Uygur Türkleri için "terörist" demesi. Büyük infiale sebep oldu. Temenni ederiz ki Sn. Abbas, bu iftirayı atmamıştır. Eğer öyle ise Çin istihbaratının kirli bir çarpıtmayla haber üretmiş olması akla gelmektedir. Mahmud Abbas, böyle bir sorumsuzluğa düşmediyse o zaman kendisine mal edilen haberi tekzip etmelidir.

 

Bununla beraber çok ümitli değiliz. Sn. Abbas’ın aldatıcı Çin iltifatlarına kanarak gaflete düşüp bu lafı etmiş olma ihtimali yüksektir…

 

Filistin Devleti, BM’de gözlemci üyedir. Türkiye başta bazı devletlerce himaye edilmektedir. Buna mukabil Batılı merkezler onu yok sayıyor. BM’de herhangi bir sebeple İsrail ve Filistin’le alakalı bir sıkıntı masaya gelse haçlı kesim, kimin haklı olup-olmadığına bakmadan doğrudan İsrail’in yanında yer alıyor. Soğuk savaş döneminin kuruluş hatalarını taşıyan BM mevzuatı da buna elvermektedir. Emperyal devletlerin vetoları, BM celselerinde İsrail için kuru bir kınama cezası çıkmasına dahi mâni olmaktadır. İngilizlerin başını çektiği sömürgeci devletlerin yirminci asırdaki en ünlü 3 zulmü varsa onlardan biri, Filistin toprakları üzerinde İsrail adında bir Yahudi devleti kurmalarıdır. Siyon rüyasını gerçek kılan bu oluşum, kuruluş tarihi 1948’den itibaren Filistin aleyhine olarak sürekli genişlemiş, Filistin milleti ya hicret zorunda kalmış veya kendi vatanında azınlık olmuştur. Daha fenası, ülke olarak Filistin, Batı Şeria ve Gazze diye fiilen iki parçaya bölünmüştür. Gazze Akdeniz kıyısındadır. Açık hava hapishanesine dönmüştür. İnsanlığın çağdaş dramlarından biri burada yaşanmaktadır.

 

Gazze’nin Akdeniz kıyı şeridinde olmasından dolayı Filistin’in de Akdeniz’de çıkan gaz gibi zenginliklerden faydalanması gerekirdi. Hakkaniyet bunu emretse de zayıf bir devlet, derdini kime anlatabilir? Adaletsizlik, Kudüs’ün gaspından, denizaltı servetten mahrumiyete kadar sürmekte.

 

29 Ocak 2009’da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Davos’taki bir açık oturumda İsrail CB Şimon Perez’le oturum hakemine, gördüğü haksızlıklar karşısında "one minute!" diye çıkışması, Filistinli çocukların katlini hatırlatması, İsrail’in Filistin’e tatbik ettiği mezalime duyulan Müslüman öfke ve hassasiyetinin neticesidir. Bizim nesiller, o duygularla donanmıştır. Ankara, Başbakan’ın dünyada gündem olan bu haddinizi bilin! ikazıyla kalmadı, Tel Aviv büyükelçisini de geri çekerek münasebetleri, maslahatgüzar seviyesine düşürdü. Bu köprü atılmış durum, en az 10 yıl sürdü. Bu tavırda gözetilen Filistin’in mazlumluğudur. Bunu Filistin milleti ve gençliği çok iyi anladı ve destekledi, anlıyor ve destekliyor. Mahmud Abbas’ta ise çok da sıcak bir yakınlık göremedik. Bu mesafeli tavrın nihayetinde Pekin’de üstelik de Kurban Bayramı öncesinde Müslüman Uygur kardeşlerinin kalbini kırdı.

 

1 milyar 400 milyon nüfuslu sosyalist Çin, 5 milyon nüfuslu Filistin gibi yaralı bir devletten ne bekler ki reisini dâvet veya kabul etmiş olsun?

 

Sebep çok açık ve nettir:

 

Çin, Afrika’da ülke genişliğinde topraklar satın almaktadır.

 

Yunanistan’da limanlar kiraladı.

 

Batıya doğru politik ve ticarî nüfuzla mevzi kazanıyor.

 

Akdeniz’e inmek, bir zamanlar Çarlık Rusya’sının hedefiydi. Ruslar, buna nâil oldular. Şimdi de Akdeniz’e gelmek, Çin’in emelidir. Akdeniz, bir açık denizler kapısıdır. Çin, adım adım hedefine yaklaşıyor. Korkarız ki Mahmud Abbas’a böylesine ağır bir söz ettiren Pekin, aslında yapılan antlaşmalarla Filistin’i temellük etmiş, mülkiyetini ele geçirmiştir. Bu niyet veya emrivakiye karşı Türk devlet şuurunun çok uyanık olması gerekir. Biz, Akdeniz’i Kıbrıs-Libya-Filistin üçgen tahkimatıyla muhafaza edebiliriz. Rodos, Girit kayıplarımızın yanına yeni kayıplar eklenmesinin bedeli korkutucu olur.

 

Mahmud Abbas, 1 milyon 600 bin km2 büyüklüğündeki vatanında 30 milyona yakın bir nüfusla yaşayan çileli Sünnî Uygur Türkü’ne terörist dediyse bu sözün altında ezilir. Böyle bir cümle, 85 milyonluk Türkiye’ye ve iki milyar İslam âlemine hakarettir. Unutulmasın ki Siyonistler de Filistinlilere bunu demekteler. İddianın asılsız olmasını dileriz. Ancak her hâlükârda Sn. Abbas, makamı bırakmalıdır. Oranın hakkını veremedi, unvanını taşıyamadı. Filistin dâvâsına dair ele gelir, hatırda kalır, kayda değer bir icraatı olmadı.

 

Belli ki Çin, Filistin üzerinde çalışıyor. Ankara, bu oyuna fırsat vermemelidir. Filistin’in dirayetli, cesur ve ne yaptığını ne dediğini bilen bir lidere ihtiyacı var. Lider çıkarma, bulma konusunda Türkiye, Filistin’e destek vermelidir. Filistin diye bir büyük dâvâ var fakat o dâvânın lideri yok.

 

Endülüs’ten Endonezya’ya, Kırım’dan Kızıldeniz’e Gönül Coğrafyamız, diğer bir ifadeyle Medeniyet İklimimiz, 5 asır boyunca kapitalist Kara Emperyalizmin sömürüsünde kalageldi. 70 yıl Kızıl Emperyalizmin zulmünü gördü. Şimdi de Sarı Emperyalizmin tehdidi altındadır.

 

Neye, hangi cepheden bakarsak bakalım çıkan tek sonuç şudur:

 

Hiçbir çelme ve engel tanımadan büyümeye sür’atle devâm etmeliyiz.

 

Türkiye, İslâm âleminin dînî, tarihî, fiilî ve tabiî lideridir.

 

Dün böyleydi.

 

Bugün de böyledir.

 

Büyük sosyolog ve tarihçi İbni Haldun’un tespitiyle coğrafya kader olduğuna göre yarın da böyle olacaktır!

 

İmâmı Rabbâni Hazretlerinin hükümleriyle noktayı koyalım:

 

-İş, budur; bundan başkası hiçtir!..

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.