Gözler Çankaya'da

A -
A +

Bugün günlerden 7 Haziran 2002. Bu perşembe ileride çok konuşulacaktır. Türk tarihinin zaferleri daima yaz aylarında olmuştur.AB'ye girmek bazılarına göre zaferdir. Bazılarıysa bunu felaket saymaktalar. Birinciler toplumun kahir ekseriyeti. İkincilerin kaygıları, kuşkuları, korkuları var. Ülkenin bölüneceğini, Sevr'de yapılamayanın yapılacağından korkmaktalar. AB'ye girmek isteyenler, Türkiye ve yarınlarımız için istemekteler. Karşı olanlar da Türkiye ve yarınlarımız için karşılar. Asker ve MHP fikirlerini tam olarak ortaya koyamasalar da karşılar. Türkçe ve Türkiye konusunda endişeleri var. İdam ayrı bir problem. Öyleyse... Taraftar olanların endişe taşıyanları ikna etmesi lazım. Aslolan niyettir. İsteyen de istemeyen de Türkiye'yi seviyor. Çankaya'da muhalif kanadın razı edilmesi yönünde gayret sarfedilecek. Böylece mutabakat elde edilmeye çalışılacak. Doğrusu da bu. Topyekûn bir arzuyla AB'ye irade beyan edilebilmeli. Bu yapılamadığı takdirde zaten gönülsüz olan karşı tarafa ciddi kozlar verilmiş olur. Endişe eden taraf haklı mıdır? Ortada misaller var. Türkiye, birliğe ilk girmek isteyen devlet değil. Almanya, Fransa, İtalya ve ötekiler girince ne dillerini kaybettiler, ne bayrakları indi, ne sınırları değişti. Hatta İngiltere'nin parası bile aynı. Bu bir devletlerarası ortaklıktır, hukuka tabidir. İşe gelmediği zaman çıkılır. Milli menfaatler, tehlikeye düşünce gerekli tedbirleri alacak kişi ve kurumlar her zaman çıkar. Üstelik...İç çekişmeler, AB'yle pazarlık fikrini unutturdu. Şartlar masaya getirilmeliydi. AB'ye girmek sadece bize mi lazım? En az bizim kadar AB üyelerinin de menfaatine. Her kaygı, her düşünce, her görüş andlaşmalara bağlanabilir. Müzakere yapmaktan maksat da bu değil mi? Ahmet Necdet Sezer, hayatının rolünü oynuyor. Sayın Cumhurbaşkanının alabildiğine inisiyatif kullanmalı, son derecede cesur ve atak olmalı. Riskleri göğüsleyebilmeli. Yurdumuz, bugün mecburen başkanlık sistemi içindedir. Tarihin kendisini övmesi veya yermesi şu gün yapabilecekleriyle yapamayacaklarına bağlı. Bugün, kritik gün, tarihi gün. Her şey olabilir. Liderler katılır, korkusu olanlar ikna edilir ve soğukkanlı bir devlet kararı çıkar. Artık tam yol ileri AB'nin üzerine gidilir. Biraz da biz onları köşeye sıkıştırırız. Veya ümitler bir başka bahara kalır. Zirveden söz etmek Başbakan Ecevit'in gelebilmesine bağlı. İcranın başı zirvede toplantıda yer alamazsa zirve orada dursun hükümet de kalmaz. Toplantı olduğu takdirde DYP Lideri Tansu Çiller'in tavrı da önem arzedecektir. Çiller, önce hükümet meselesinin görüşülmesini isteyebilir. Veya onun da konuşulmasında ısrarcı olabilir. Bahçeliyle Yılmaz ise küs ortaklar olarak masanın etrafında yer alacaklardır. Rüzgâr zirvelerde sert eser. Türkiye'nin menfaatleri haleldar olamayacak şekilde AB'ye tez zamanda girme kararı alınsa bile bu kararı hayata geçirecek muktedir bir hükümet lazım. AB meselesi, şanssız bir zamana denk geldi. Onun için Sezer'in olanca şahsiyetini ortaya koyması lazım. 7 Haziran zafer veya bozgun olacaktır.Dileriz her şeyin hayırlısı olsun.Dua ederiz ki zafer olsun.Bu ülkenin insanları birinci sınıf hayatlara layıklar.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.