Ali Müfit Gürtuna, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı. O'nu herkes tanıyor. Yumuşak, çelebi, güler yüzlü. Dedesi son İstanbul kadılarından Mustafa Alabora'nın da hakkı teslimiyle bir İstanbul beyefendisi. Hem İstanbul'un hizmetkârı hem de İstanbul beyefendisi dostumuzla İSKİ'nin beşinci katındaki odasındayız. Uzaktan Fatih Camii ve Fatih semti görünüyor. Bu defa kendisine Fatih ilçesinin bakımsızlığından, kimsesizliğinden söz etmiyoruz. Zaten bizi görünce önceki konuşmalarımızı hatırlamıştır. Birlikte olmamızdan dolayı çok samimi duygularını dile getiriyor. Yine her zamanki gibi güleryüzlü ama. Sıkıntıları var. Bırakmıyorlar diyor. Hizmeti engelliyorlar. Bilmiyoruz bizden ne istiyorlar... Ali Müfit Gürtuna, artık tarafsız politikacı. Bir partiye geçeceğini sanmıyoruz. Üstelik bu bir kusur da değil. Eski dostumuza üzülmeyin efendim diyoruz. İstanbullu sizi tanıyor ve seviyor. Bir tek hemşehrinizin bile sizden şikâyetçi olduğuna şahid olmadık. Bu arada İSKİ binasında olmamızdan dolayı tercih ettiğimiz suyumuzu yudumluyoruz. Kuzeydoğuda kalan Fatih ilçesi akşamın alacasıyla puslanıyor. O devam ediyor. Merter'de yaptırdığımız belediye binası bile tahkikat sebebi oldu. Ne yapalım? Merkez binamız bakıma alındı, Yoksa çok daha fazlasını kiraya verecektik. Başkanın sözünü kesiyoruz. 15 milyonluk koca kentin başkanı belli ki iyi dolu. Onu rahatlatmak için dertlerine değer vermiyoruz. Bunlar olacak diyoruz. Hizmet olan yerde sıkıntı da var. Hizmet ne kadar zahmetliyse mükafatı da o kadar çoktur. Buna rağmen o çelebi üslubuyla çektiklerini sıralamaya çalışıyor. Ne var ki şanssız bir gününde. Karşısındaki ya öyle mi vah vah demiyor. Aksine, bunlar olacak diyoruz. Çare yok. Bu ülkede, bu insanlarla birlikte yaşayacak fakat hizmete de devam edeceğiz. Bazılarına hayır nasip olmaz. Hayrı takdir edemezler. Onlar, ya kıskanır veya engeller. Başkanın yüzü daha bir huzurla doluyor. Bir iki satır da başka konulardan söz ediyor ve kendisini de şaşırtan bir kısalıkta ziyaretimizi noktalıyoruz. Yolda kendi kendimize soruyoruz. Başkan, bizi niçin seviyor? Cevabını buraya yazalım. Karşılıksız sevenler, sevilir. Ali Müfit Gürtuna, İstanbul'un son çeyrek asırdaki üç unutulmaz başkanından biridir. Önceki dönemden devam eden hizmetleri bitirdiği gibi yeni birçok dev projeye de imza attı. Onları tek tek sıralamaya ne hacet. Bütün İstanbul biliyor. İstanbul, bugün bir batılı şehir gibi. 5-10 yıla çehresi daha da değişecek. Başında gayretli bir İstanbul sevdalısı var. Şimdi bu kişiden ne istenir? Çalışmayan, karışmayan, bulaşmayan insanlar asla incitilmezken, bir tuğlayı diğerinin üzerine koyan her kim olursa olsun bir gün muhakkak adliye kapısından giriyor. Bunun adı insafsızlıktır, merhametsizlizktir. Herkesin namusu, haysiyeti, şerefi var. Yönetenlerine, çalışanlarına, iş yapanlarına bu kadar kara çalınan başka bir ülke mevcut mu? Herkes mi ahlaksız? İstanbulluya görevler düşüyor. Başkanlarına sahip çıksınlar. Yolu yapılanlar, vasıtası temin edilenler, suyu akanlar, çöpü toplananlar, burs alanlar ve hepsi. Ali Müfit Beye vefa günü. Yeter artık. İnsanlar bozuk para gibi harcanmasın. Harcama devam ederse yetişmiş insan azlığından da kimse şikâyetçi olmasın. İnsanlar imza atmaktan korkar hale geldi.