HAREKÂT ŞART OLDU!..

Sesli Dinle
A -
A +
Türkiye, 15 Temmuz 2016’da bir işgal ve darbe teşebbüsü yaşamıştı. Hayatımızı ortaya koyarak bu ihaneti milletçe çökerttik. Eğer, darbe muvaffak olsaydı, işgalin bir kolu da Suriye tarafından Türkiye’ye girecekti. İhanet, bozguna uğratıldıktan sonra mes’elenin bu tarafı masaya yatırıldı. Hemen her önemli kurumumuz gibi TSK da içeriden yara almış, kan kaybetmişti. Hakkımızda hesabı olanlar, uzunca bir zaman kendine gelemeyeceğini zannediyorlardı. Onlar, bu rehavetteyken Türk Ordusu, 15 Temmuzdan 40 gün sonra Fırat Kalkanı Harekâtını yaptı. DEAŞ, YPG ve diğer düşman güçleri Haleb’in kuzeyinden, El-Bab ve Cerablus’tan atıldı. Birçok başkentin keyfi kaçtı…
 
Fırat Kalkanı Zaferi, Türkiye’nin ağır zayiat verdiği bir zamanda kazanılmıştı. Bu zafer, bir oyunu bozdu. Bazısı müttefik, Batılı devletler Irak’ın kuzeyinden İskenderun’a uzanacak bir koridorda PKK’nın Suriye uzantısı PYD/YPG’yi devletleştireceklerdi. Bu terör yapılanması, güya DEAŞ’a karşı inşa edilecekti. Hâlbuki o da kendi eserleriydi.
 
Türkiye, Fırat Kalkanından sonra, Zeytin Dalı, Barış Pınarı, Bahar Kalkanı Harekâtlarını yaptı.
 
Son Harekât, 27 Şubat 2020 tarihlidir. 4 yıl içinde Fırat’ın batısını temizledik. Böylece güdenlerle güdülenlerin Akdeniz’e inme, İsrail’in elini güçlendirme hevesleri kursakta kaldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir yıl evvel beşinci harekâtı yapacağımızı birkaç kere haber vermişti. Şimdi masadan sahaya intikal etmeyen o harekâtın günü gelmiştir.
18 Mart 2023’te de "Diriliş Harekâtı"nın yapılması şarttır.
 
Niçin 18 Mart?
 
15 Temmuz işgal ve darbe teşebbüsünden 40 gün sonra nazik bir dönemimizde Fırat Kalkanı Harekâtını yaparak münafık, riyakâr, hasım ve düşman cepheleri hüsrana uğrattığımızı yukarıda dile getirdik. 18 Mart 2023 ise 6 Şubat 2023’te meydana gelen Asrın Âfetinden 40 gün sonraki tarihtir. Bu takvim, aynı zamanda 18 Mart 1915 Çanakkale Deniz Muharebeleri Zaferi’nin yıldönümüdür.
 
Neden Harekât?
 
Asrın Afeti’nden, 04.17’den en geç 1 saat sonra haberdar olduk. O saatten sonra kalem, kelam ve her imkânımızla milletimize, devletimize, bizatihi mağdur olan vatandaşlarımıza destek olmaya çalıştık ve çalışıyoruz. Memleketimizin neredeyse 5’te birinin yıkıldığını 13 buçuk milyon kardeşimizin bu zelzeleden etkilendiğini, şehid sayımızın 40 bini aştığını, yaralı yekûnunun daha da fazla olduğunu çok iyi biliyoruz.
Buna rağmen, iç ve dış destek yapılmasına imkân vermiş iken nasıl olur da büyük masraf demek olan bir askerî harekât telaffuz edilebilir?
 
Bunlar doğru…
 
Ancak; şu şartlarda bile Allah’a şükür ne 1915 ve ne de 2016 Türkiye’sinden daha darda ve daha zorda değiliz.
Unutmamalı ki afetten de beter olan vardır!
 
Asrın Afeti… daha beteri ne olabilir?
 
Afetten beter olan, vatanın parçalanmasıdır.
 
Düşman, içinde bunduğumuz şartlardan istifadeyle malum terör koridorunu yeniden eşelemeye başlamıştır. İstihbarat unsurlarımız, sinsi gayretleri haber vermekteler. Irak’ın kuzeyinden İskenderun’a uzanacak hat üzerinde yeni niyetlerle fırsatçılık peşindeler. Biz, derdimizle uğraşırken onlar, canımızı yakma, vatanımızı bölme peşindeler.
 
Bu işin başında Mihraç Ural isminde bir terörist bulunuyor. THKP-C Acilciler örgütünün elebaşı. Türkiye tarafından kırmızı bültenle aranıyor. Nusayrî olduğu için Beşar Esad ailesine akraba. Lazkiye’de mukim. Varlıklı biri. Lakabı "Sırtlan". Oğlu, Suriye ordusunda subay. Bu terör elebaşı, 2012 senesinde "İskenderun Sancağı’nın Kurtuluşu Halk Cephesi Suriye Direnişi Örgütü"nü kurdu. Hemen ardından 11 Mayıs 2013’te Hatay’ın Reyhanlı ilçesi, bombalı saldırıya uğradı. 53 sivili kaybettik. "İskenderun Sancağı" Hatay’ın Osmanlı idaresindeki adıdır. Hatay, Suriye haritasında Suriye toprağı olarak gösterilmekte.
 
Acilcilerin, yaşadığımız Asrın Afeti ağır şartlarından istifadeyle Hatay’a yakın Suriye köylerinden, Türk topraklarına silah, patlayıcı vs. sevkiyatı yaptığı haber verilmektedir. Pazarcık, Hatay, Reyhanlı, Samandağı, Defne, Armutlu gibi yerleri çalışma sahası olarak seçmişler. Haberlere göre, cami, kilise, cemevi, AFAD merkezi ve benzerlerinde kundaklama planları arasında. Yağmalama yapıp bunları da Suriyeli mültecilere yıkma hesabındalar. Böylece Sünni nüfusu bölgenden hicrete zorlayıp tek tipleştirme gayreti peşindeler. Buradan hareketle Gezi isyanı benzeri bir eylem dalgası ile bütün Türkiye’de bir ayaklanma başlatma hesabı yapıyorlar. Bunu başarabildiklerinde işgal, koridor ve ilhak emellerine varacaklarını kuruyorlarmış…
 
Sn. Erdoğan ve Sn. Bahçeli’nin Hatay’a gitmeleri yalnızca acıları paylaşma ziyareti değildir.
 
Mehmetçik, sırtlanlara geçit vermez!..
UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.