Bir gerçek hayat var, ağır, zor, sabır isteyen... dizlerde derman bırakmayan dünya. Bir de kurtarıcıların dünyası. Siyasetçiler, hep kurtarıcı. Laf bol, proje kıt. Gerçek hayatla münasebetleri kopuk. Kendilerine bir dünya kurmuşlar. Medyası, zenginler kulübü ve politikacısıyla bu dünya dar, kendine mahsus ve gerçeklerden uzak. Dün sabahın altısında banka önlerinde kuyruklar vardı. Sakallı, iki büklüm, elindeki bastona dayanmış veya ayakta kalmaktan yorulup kaldırım kenarına oturmuş işçi emeklileri. O insanlar iş hayatının gazileridir. Ne var ki onlar, hak etmedikleri bir muameleye muhataplar. Bankacılığın, iletişimin, internetin ve daha nelerle nelerin baş döndürücü hızla çalıştığı bir zamanda sabahın beşinde-altısında emekliyi banka önlerine dikiyoruz. Yorgunluğa dayanamayıp o kuyruklarda can veriyorlar. Nerede kaldı sosyal devlet, eşitlik, insan hakları? Üstelik ne uğruna? 25-30 yıllık emeğin karşılığı 200-250 milyon maaş. Emekli bu parayla 30 gün nasıl geçinsin? Onunla elektrik, su, telefon tabii gaz, kalorifer parasını mı ödesin? Yoksa çocuk okutsun veya düğün mü yapsın? Ne işe yarar maaş diye eline tutuşturulan 10-15 banknot? Bugün bir işçi emeklisi aldığı parayla ancak elektrik, su, telefon vs faturalarını ödeyebiliyor. Üstelik her gün birkaç tüketim maddesine birden zam gelmekte. Siyaset insana hizmet mesleğidir. Kim, nasıl hizmet edecek bunu açıklasınlar... Konuşmaları tahlil ediyoruz ortada proje yok. Sadece beylik laflar, rakip partiye saldırmalar o kadar. İşte müşahhas bir örnek. Buyurunuz. Emekli için ne yapacaksınız? Sizin iktidarınızda o yine sabahın erken saatinde kuyruklarda mı olacak? Sizin iktidarınızda da aldığı maaş, ancak üç-beş faturayı mı karşılayacak? Emekli için ne yapacaksınız? Hangi muafiyetleri getireceksiniz? Bu çilekeş insanların yüzünü nasıl güldüreceksiniz? Bunlara cevap veriniz. Siz biliyor musunuz o insanlar, kasapta sağına soluna bakınarak ancak 100 gram et satın alabiliyor. Tabii kasap o kadarcık eti satarsa. Emekli bir örnek. En mağduru olduğu için işçi emeklisini bir nebze anlatmaya çalıştık ama daha dul var, yetim, yoksul, işsiz, asgari ücretli var, okumak isteyen gençler var. Siz bunlar için ne diyorsunuz? Lütfen o kendi kapalı dünyanızdan çıkıp gerçekleri görünüz. Büyük meseleleri bir kenara bırakıp biraz da böylesine sıradan işlerle meşgul olunuz. Politika-medya-zenginler kulübü dışında sessiz çoğunluğun dünyasını tanımaya bakınız. Hizmet onların derdine derman olmakla başlar. İnsanların hayırlısı insanlara faydalı olandır. Faydalı olmak sizin takdirinizde onlarınsa vicdanında.