İSTANBUL’U EHLİNE EMÂNET ETMEK!..

Sesli Dinle
A -
A +
Sevgili Peygamberimizin- aleyhi’s salâtü ve’s selâm- Konstantiniyye’nin muhakkak fethedileceğini ve onu fetheden liderin ne güzel lider ve emrindeki askerlerin de ne güzel askerler olduğuna dair buyurdukları hadîs-i şerîfleri herkesçe malumdur ve çok meşhurdur. Bu yüce söz, şüphe yok ki bir mucizedir ve o mucize, günü geldiğinde kendi mübarek ismini taşıyan bir güzel cihangir emîr ve onun şahane askerleri vesilesiyle tecelli etmiştir.
“Öyle şehirler vardır ki onlar, Allahü teâlânın yer yüzüne armağanıdır!” Diyebiliriz. Şehirler anası Mekke-i Mükerreme öyledir. İslâm medeniyetinin temelinin atıldığı Medine-i Münevvere öyledir. İlk kıblemiz şerefli Kudüs öyledir. Şam-ı Şerîf, güzel Bağdat, İslâm sancağının Türkistan’da yükselen yıldızı Buharâ öyledir…
 
Ve İstanbul; İstanbul öyledir.
 
İstanbul, ihtişamdır, irfandır, zarafettir.
 
Müslüman Türk erkeğinin beyefendiliği İstanbul’da zirveye varmıştır.
 
Müslüman Türk kadınının hanımefendiliği İstanbul’la en olgun seviyesine kavuşmuştur.
 
Medeniyete, uygarlığa kazandırdığımız hangi hünerlerimiz varsa onlar
 
İstanbul’da yapılmış, yazılmış, yoğrulmuş ve hayat bulmuştur.
İstanbul diyoruz…
 
Hâlbuki; İstanbul, o ilahi armağanın isimlerinden yalnızca biridir. Her anlamda herkesten üstün olan o Peygamberler Peygamberinin muştusuna mazhar olmuş bu beldenin daha birçok isim ve sıfatı vardır. Vardır ve bir çırpıda saymak da kolay değildir. Bir denersek hatırlanacak olanlar şunlardır:
 
İslâmbol
İstanbul
Payitaht
Dersaadet
Dârü’l Hilâfe
Derâliyye  
Âsitâne
Bâb-ı âli   
 
Şair Nedim’in “Bu şehr i Stanbul ki bî mislü behâdır/ Bir sengine yekpâre acem mülkü fedâdır!” demesi, bugün eğer mübalağa olarak görülürse, bu, Beşiktaşlı Ahmed Nedim’in yanlışlığından değil, bu beyti anlama acziyetindendir. Nitekim Yahya Kemal, asırlar sonra  “Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer!’’ derken Türkçe’nin diğer bir ustası Nedim’i teyid etmektedir. Eğer, İstanbul olmasaydı şairlerin bir yanı eksik kalırdı. Şair olup da onun ruh iklimine girmeyen yok gibidir. O kadar ki İstanbul’a dair yedi asır içinde yazılmış şiirler bir güldeste olarak derlendiğinde devasa hacimli bir koca kitap tutmaktadır.
 
İstanbul’un kıymetini keşfeden sadece şuara değildir. Yerli-yabancı onlarca müellif de İstanbul’u yazmış, derin hayranlıklarını dile getirmişlerdir. Buna yaparken de gerek şairler ve gerekse münşiler İstanbul’a bir şey ilave etmemiş, adları şeref levhasına kaydolmuştur.
 
İstanbul, yalnızca Necip Fazıl’ın değil, öncesi ve sonrasıyla ümmet için de “O, benim zaman-mekân aşıp geçmiş sevgilim!” diye tarif ve terennüm edilen kubbe kubbe, minare minare yükselen güzelliktir.
 
İstanbul aşkının en çarpıcı ve gıpta edilecek örneği Rumeli ve Türkistan Müslümanlarıdır. Buralardan hacca niyetle yola çıkan müminler evvela Dârü’l Hilâfe’ye gelir ön ziyaretleri yapar sonra keremli Mekke’ye ve aydınlık Medine’ye yollanırlardı. Bugün Malezya’dan kalkan hacı adayları ilkin İstanbul’a gelmekteler.
 
İstanbul her çağda cazibe, çekim merkezi oldu.
 
Bugün de o çekim gücünden bir şey kaybetmiş değildir.
 
Burası kutlu bir şehirdir.
Ruhlar burada dinlenir.
İstanbul, ebedî Payitaht’tır.
İlmin, fikrin, sanatın, tasavvufun, edebiyatın, ihtişamın Türkçe’nin ve herhâlde akçenin başkentidir.
İstanbul’da yaşayan her insan, nerede yaşadığının farkında olmalıdır. Bu ulu kentin dört bir yanında sanki “edeb yâ hû!” yazar. Fatih, Eyüpsultan ve Üsküdar’da bir mescide girme hürmetinde olduğu gibi buralarda abdestsiz gezilmez dense layığıdır.
Yöneticiler bahsine gelince…
Her şehre hizmet, kıymetlidir.
İstanbul’a hizmetse ibadettir.
 
Gelin görün ki İstanbul’a hizmet şeref ve devleti herkese nasip olmaz.
İstanbullunun da imtihanı var:
 
İstanbullunun imtihanı, bu şehri, her zaman ehline emanet etmektir. Nâehil birine, ehil, layık olmayana emanet edilirse ağır bir vebal işlenmiş olur. Unutmamalı ki yüce Allah, Kur’ân-ı kerîmde emanetin mutlaka ehline verilmesini emir buyurmaktadır…
UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.