13 Kasım günü saat 16.20’de İstiklâl Caddesi’nde bir infilâk yaşandı. Duyulan patlamanın bomba olduğu ve kadın bir terörist tarafından yapıldığı kısa sürede anlaşıldı. Güya istihbaratçı olan failin izi bulundu ve yıldırım hızıyla yakalandı. Vak’a üzerine Cumhurbaşkanından laboratuvardaki teknisyene kadar devletin ilgili bütün kişi ve birimleri hızlı şekilde çalıştılar.
Bombacının bugün Ayn’el Arap denilen ve Osmanlı dönemimizde adı Arappınarı olan Suriye toprağında bulunan PKK merkezinden emir aldığı, Afrin’den kaçak yolla Türkiye’ye girdiği, bombanın TNT olduğu birkaç saat içinde ortaya çıkarılmıştı. Teröristin Yunanistan’a kaçırılacağı ve orada infaz edileceği teknik dinlemelerle tespit edildi. 1200 kamera kaydı incelenmiş, 21 adrese baskın yapılmış 46 şüpheli nezarete alınmıştı. Sadece bir gecede varılan bu netice Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’nin zaferidir. Şu elîm hadise de gösteriyor ki mezkûr Hükûmet Sistemi, devleti atalete iten, nemelazımcılığı teşvik eden bürokratik hantal yapıyı değiştirmede çok mesafe almıştır…
Saldırıda ölenlerin, yaralananların ve ağır yaralıların varlığı malûmdur.
Bombanın TNT olduğu, Em Gen. Md. Krm. Daire Başkanlığı tarafından açıklandı. O hâlde TSK’ya kimyevî silah kullandığı iftirasını atan müfterilerle onu destekleyen politikacılara şu soruyu sorma vaktidir:
-Kim, kimyevî silah kullanıyormuş, Mehmetçik mi, terörist mi?
Terör örgütünün kimyevî silah kullandığı bu vak’a ile sabit olmuştur…
Hadiseyi zaman, mekân ve imkân şartlarıyla birlikte tahlil etmeliyiz.Zamanı iki ayrı bölümde ele alabiliriz:
Her çeşidiyle terör, yurt içinde darbe üstüne darbe yemektedir. Bölücü örgüt, yurt içinde kazınmıştır. Kuzey Suriye ve Suriye’nin kuzeyinde ise inlerinden başlarını çıkarttıklarında çökertilmekteler. Onun için saldırı, intikam saikiyle ika edilmiştir. Teröristin kadın veya erkek olması fark etmez. Maksatları intikamdır.
İntikam duygularının devamındaki hedefse 2023 Seçimleridir. Türkiye 7 buçuk ay sonra genel seçimlere gidecek. Milletvekili ve Cumhurbaşkanlığı seçimi yapılacak. Emperyalist, sömürgeci dünya onların içerideki dostları ve haçlı dünyasının güdümündeki terör unsurları, seçimleri Cumhur İttifakı kazanmasın, Recep Tayyip Erdoğan tekrar Cumhurbaşkanı olmasın diye el ele, kafa kafaya çalışmaktalar. Türkiye, seçim sathına girmişken böylesi ses getiren ihanet atakları yapılacak ki yarın seçim güvenliğini ve seçim sonuçlarını tartışmaya açabilsin, "sandık emniyeti yoktu!" diyebilsinler. Nitekim hadisenin olduğu gece sadece patlamayı gerçekleştiren terörist ve 46 şüpheli değil, sosyal medyada çarpıtma haberlerle psikolojik yönlendirme yapma çabasındaki 25 hesap sahibi de yakalandı.Mekân ise bellidir:
İhanet için İstiklâl Caddesi seçilmiştir…
Niçin İstiklâl Caddesi?
Tercih, tesadüfî değil kastidir.
Bu yere "İstiklâl Caddesi" ismi 1927’de verilmiştir. 17. Asırdan beri adı "Cadde-i Kebîr"di. Büyük Cadde, neden İstiklâl Caddesi oldu?
İngilizler, işgal kuvvetleriyle beraberindeki Îtilaf Devletlerinin İstanbul’u ilk işgali 13 Kasım 1918’dir. Bu tarih fiilî işgaldir. 3 gün sonra tamamlanmıştır. Bombanın 2022 Kasımında patladığı günle 1918’deki işgalin aynı gün olması mânidardır.
İstanbul, "Karagün"e gark olunca, İşgalci komutanlar, Yunan generaller, bazı yerli Rumlar, İstiklâl Caddesinde bizi üzen taşkınlıklar yaptılar. Fatih Sultan Mehmed Han ve Fetihten intikam alma niyeti okunan kabına sığmaz davranışlarda bulundular. Bundan dolayıdır ki daha sonra 1927’de buraya İstiklâl Caddesi ismi kondu.
Şimdi yapılan saldırıyla denen şudur:
-İstiklâliniz elimizdedir. 1918 ve 1920’de geldiğimiz gibi yine geliriz! Üstelik vekâlet savaşçımız aynı günde aynı yerde yapacağını yapar!..
İmkân meselesine gelince:
Ceddimiz, "Yâ İstiklâl yâ ölüm; ölürüm fakat bağımsızlığımdan vazgeçmem!" diye söylenmesi gerekeni söylemiştir. Bu sözün kuvveti, sahip olduğumuz imkânlarla bugün her zamankinden fazla, hatta çok fazladır. 2023 Büyük Türkiye hedefine vardık, diyebiliriz. Türkiye, artık Mavi Vatanla birlikte 1 milyon 200 bin kilometrekaredir. Karabağ’dan Aden’e, Bosna’dan Libya’ya, Fırat’tan Tuna’ya kadar yeniden bölgedeyiz. Fırat-Tuna-Nil, üçgeni tekrar nüfuz sahamızdır. Bizi imparatorluktan eden sanayi inkılabı açığımızı, karada, havada denizde ve her yerde ve her şart altında millî silahlarımızı üreterek kapatma günlerindeyiz. Sahip olduğumuz yüksek teknoloji imkânıyla bugün artık teröriste kan kusturan bir Türkiye var. O Türkiye, oyun kuran ve oyun bozan tecrübesiyle dünyanın kibirli kesimini şaşırtmaktadır.
2023 Haziran Seçimi, Büyük Türkiye’nin ilânı olacaktır.
2053 Büyük ve Güçlü Türkiye’dir.
2071 ise Cihan Devleti Türkiye.
2071 Kızılelma’ya varışımızdır.
26 Ağustos 2071 Yeniden Nizâm-ı âlemi kurma tarihimizdir.
Son söz:
Bunlar, 40 yıldır yazıp konuştuğumuz ve -Allâh’a şükür- devlete mal olmuş gayelerimizdir. Haçlılar doğrudan veya taşeronları ile bundan sonra da Kızılelma yolunda önümüze çıkabilirler. Tedirginliğe mahal yok!.. Şakîleri aşıp geçecek imân, cesaret, tecrübe ve imkâna sahibiz. Arkamızda ecdadın himmeti, mazlum milletlerin duası var.Basiretle bakan bu gerçekleri görür.