Emperyalizmin, FETÖ adlı taşeron örgütle Türkiye’de yapmaya kalkıştığı darbe ve işgal teşebbüsü, muvaffak olsa, hedefine varsa neler olurdu?
1. Dinlerarası Diyalog adıyla hükmü kalmamış, yürürlükten kalkmış eski semâvî dinler, Kur’ân-ı kerimin "Allah indinde din, İslâmdır!" buyruğuna rağmen onlar, İslâmiyet’le eşitlenecek ve karma bir inanç ve uygulama sistemi hayata geçirilerek hayat, Müslüman Türk’e zindan edilecekti.
2. Fetullah Gülen, Amerika’dan Ankara’ya getirilerek Halife ilân edilecek, içeride güdümlü menfaatçi kişi, çevre ve şirketler derhal biate koştukları gibi Anglo-Sakson vesayetindeki bazı İslam ülkeleri de bu sahte Halifeyi tanıyacaklardı.
3. İmralı Hapishanesinin kapıları açılacak, teröristbaşı Güneydoğuya yollanacak, yer yer bir kahraman olarak karşılanacaktı.
4. Bölücü teröristler, askerden arındırılan Irak ve Suriye hududundan girecek, Kandil’deki elebaşları gelecek ve tez elden sözde bir meclis toplanarak, bağımsızlık ilân edilecek, kurgu devlet başkanı ve tedariklenmiş bir kadroyla hükûmet kurulacaktı.
5. Yeni seçim için TBMM feshedilecekti.
6. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yakın çalışma arkadaşları ya derhal infaz edilecek veya düzmece bir yargılamayla hayatlarına kastedilecekti.
7. Önceden listesi çıkarılmış, siyasetçi, kanaat önderi, iş adamı… gibi kimseler toplanacak ve her birinin başına türlü hâller gelecekti.
8. Yurtta Sulh Konseyi, millî devlete son verildiğini ve güneydoğuda kurulan Kürdistan ile kısa süre içinde federatif bir yapıya gidileceğini ilân edecekti.
9. Ayasofya, câmi olma nimetine kavuşmamış olacak ve belki de bir daha böyle bir imkânı bulamayacaktı.
10. İşgalci devletler, Suriye ve Irak’ı parçalayacak ve onlardan bir kısmı Kürdistan’a dâhil edilerek, Türkiye ile arazi ve nüfus dengelemesine gidilecekti.
11. Libya bölünecekti.
12. Mavi Vatan kurulmamış olacaktı.
13. Rusya-Ukrayna harbi değil, Türkiye-Rusya harbi çıkarılacak, Türkiye ciddi bir kan kaybına uğrayacaktı.
14. KKTC’ye son verilecekti.
15. Karabağ’da Ermeni işgali devam edecekti.
16. TDT-Türk Devletleri Teşkilatının hayali bile olmayacaktı.
17. Karadeniz’de gaz bulunamayacak, Gabar’da petrol çıkarılamayacak, TOGG imâl edilemeyecek, İHA, SİHA ve öteki cihazlarla hava savunma sanayiinde tarihî hamleler yapılamayacaktı.
18. Yetişmiş insan kadrolarımız, yeniden yurt dışına aktığı için içeride kaht-ı ricâl bitmek bir yana daha şiddetlenecekti.
19. Küçülmüş, federatif yapıya bürünmüş Türkiye Cumhuriyeti’nin dünyada ve bölgede esamesi okunmayacaktı.
20. "2023 Büyük Türkiye" ve "2071 Cihan Devleti Türkiye" bir dönem kullanılmış sözlerden ibaret kalacaktı…
21. Türkçe, tek resmî dil olmaktan çıkarılacaktı.
22. Covid-19, milleti kırıp geçirecekti.
23. Afet yaşayan 11 vilayetimiz, harabeye dönecekti…
15 Temmuz 2016 Cumartesi akşamı saat 20.30’da başlayıp ertesi akşama kadar devam eden bu kanlı darbe ve işgal teşebbüsünü, bu büyük felâketi isimli-isimsiz kahramanlar, önlediler. 15 Temmuz Zaferi’nde o gece yakın adalara geçme teklifini reddederek aile efradını da yanına alıp uçakla Yeşilköy’e inme cesaretini gösteren, milleti meydanlara çağıran Cumhurbaşkanı Sn. Erdoğan’ın, 7 Haziran 2015 Seçimleri neticesinde ortaya çıkan koalisyon hükûmeti formülünde kendisine teklif edilen Başbakanlığı kabul etmeyen ve 15 Temmuz gecesinde de seçilmiş meşru Hükümetin yanında olduğunu ânında açıklayan Sn. Devlet Bahçeli’nin, Eskişehir’deki hava üs pilotlarına isyancı hedefleri bombalamaları için en kararlı talimatı veren Başbakan Binali Yıldırım’ın, bombalar altındaki TBMM’de parti gruplarını toplantıya çağıran Meclis Başkanı Sn. İsmail Kahraman’ın ve bu toplantıya icabet eden Sn. vekillerin ve canlarını ortaya koyan sivil halkın, polisin, askerin 251 azîz şehidimizin… Ömer Halisdemirlerin, Erol Olçok ve oğlu Abdullah Tayyip Olçokların, bir kısmı ağır yaralı 2 binden fazla gazimizin büyük payı vardır…
Birilerinin…
Evet; birilerinin, daha nicelerinin payı var.
Görünmeyen, bilinmeyen kahramanların:
Bu zaferde her yaştan, her şehirden, her köyden, hatta Filistin’den Brezilya’ya kadar her memleketten yana yakıla dua eden İnsanların, kardeşlerimizin de payı ve hakkı var. Ninelerin-dedelerin, anaların-bacıların… mübarek gözyaşı var. Dua ordusunun yani leşker-i duanın yakarışları, okuduğu Fatihalar, Yasinler, hatimler… hainleri, zalimleri, hakir ve zelil, Allah yolunda olanları azîz kıldı.
Sanki, Bedir Şehidleri, Fetih Şehidleri… imdada geldi.
O şühedanın hakkı var.
Ulemanın, evliyanın payı var.
Bugün de Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, Litvanya’dan yurda, "İsveç Sefer-i Hümâyunu"ndan dönercesine zaferle döndüyse; bu hâl, bu milletin başını göğe erdirdiyse; Başkan Biden, bükemediği elle tokalaşmak zorunda kaldıysa, birçok engel ve zorluk şaşılacak bir kolaylıkla geçildiyse ve geçilmekteyse…
Bunda o meçhul ve çoğu da garip samimî ve hakîkî Müslümanların dualarının hakkı ve payı vardır.
Allahüteala razı olsun Rahim Abi