İstiklâl Caddesi’nde bomba patlatarak istikbalimize gönderme yapılmaya kalkışılması, bardağı taşıran son damla oldu. İsminden dolayı orası bilhassa seçilmiş ve günlerce devam eden keşifle de "ne kadar çok sivil ölürse yankı o kadar büyük olur!" hesabı yapılmıştı.
Bunun üzerine Mehmetçik, Suriye ve Irak’ın kuzeyinde Hava Harekâtı yaptı. Suriye’de Ayn’el Arab denilen Arap Pınarı, Tel Rifat, Cizire ile Irak’ta Kandil, Asos, Hakurk’taki barınak, sığınak, mağara, tünel ve depolar savaş uçaklarımız, İHA ve SİHA’larımızla hallaç pamuğu gibi atıldı. 70’e yakın hava aracımız kullanıldı. 89 Hedef imha edildi. Terör unsurlarından hiçbir karşılık gelemedi. İstiklâl Caddesi’ndeki 6 kaybımızla yaralıların kanlarını yerde bırakmama sözü edâ edilmişti.
19 Kasım 2022 gece yarısı icra edilen Hava Harekâtımıza "Pençe-Kılıç" ismi verildi. Bu, beklenen 5. Harekât değildir.
Bâriz tarafları şöylece sıralamak mümkün:
> Eş zamanlı olarak iki ayrı ülkede yapılması.
> ABD ve Suriye bayrağı çekmiş terör hedeflerinin de imha edilmesi.
> Suriye’de 140, Irak’ta 90 km derinliğe kadar gidilmesi.
> Arap Pınarı’nın ilk defa hedef seçilmesi.
> Jetlerimizle yerli üretim İHA ve SİHA’larımızın ahenkli çalışması.
> Hiçbir kayıp vermemiş olmamız.Harekât üzerine en yakından en uzağa hiçbir başkentte çıt çıkmadı. Çıkamazdı; zira, tebrik etme dürüstlüğü gösteremezlerdi. Tenkid etme cür’eti de gösteremezlerdi. Teröristler Taksim’e bu bölgelerden gelmiş ve buralardan yönlendirilmişlerdi.Şam ve Bağdat’ta can sıkıcı bir söz edilmemesi de memnuniyet vericidir. Harekât, ne Suriye devletine ve ne de Irak devletine karşı yapılmıştır. Aksine; bu defa da bu iki ülkenin toprak bütünlüğü için emek vermekteyiz. Bunun anlaşıldığını ümid etmek istiyoruz.
Ayrıca yeri gelmişken şunu izah etmenin de bir ihtiyaç olduğu kanaatindeyiz:
Biz, "Mehmetçik" derken artık sadece askerimizi kastetmiyoruz. Asker, istihbarat, jandarma, polis, bekçi, korucu… yâni; ordu, polis, istihbarat… olarak vatan hizmetinde, millet emrinde canını ortaya koyan her yiğit vatan evlâdına "Mehmetçik" diyoruz...
Şu soru merak edilmekte
> Kara harekâtı da yapılacak mı?
Askerlikte "zafer, piyadenin süngüsünün ucundadır!" diye meşhur bir kaide vardır. Bu gerçek dün böyleydi, bugün de böyledir, yarın da böyle olacaktır. Havadan tahribat, yerden temizlik yapılır. Zannederiz vakt-i merhun, tayin edilmiş zaman geldiğinde kara harekâtı da olur. Nitekim Katar dönüşü Sn. Erdoğan da bunu haber verdi. Karadan girmekle de 5. Harekât da yapılmış olabilir.
MS Bakanlığı, Pençe-Kılıç Hava Harekâtını "Hesap Zamanı" üst başlığıyla duyurdu. Bu söz, mânidardır. I. Cihan Harbinden kalma görülecek hesabımız var. Emperyalist işgalcilerin cetvelle çizdikleri haritalar, ilânihâye duvarda asılı kalmayacaktır. Bugün aynı anda iki ayrı coğrafyada cezalandırma harekâtı yapabilmemizin tercümesi 2071 Kızılelma yürüyüşünde olduğumuz gerçeğidir. Büyük düşünmeliyiz. Sıradan günlerde değiliz. İki asır sonra tarihin ve talihin yeniden yüzümüze güldüğü kader kavşağındayız. Bu güzel yazıdan dolayı şükrümüz çok, azmimiz kavî olmalı.
Haçlı dünyası bilmeli ki bu milletin bir ordusu ve bir de dua ordusu vardır. Dua ordusu, sabi-sübyandan 90’lık pîrî fânilere kadar uzar. Onların duaları, hele seher vaktindeki yakarışları, Malik’ül Mülke arzları, Mehmetçiğin arkasında dağ olur durur, gök kubbede rahmet olur yağar.
Bir gerçek daha var:
Saatin dişlileri gibi, emir-komuta muntazaman işleyip, vazife layıkıyla eda edilince zafer mukadder olmaktadır. Eskiden yalnızca CB’ler değil MS Bakanları da sembolikti. Şimdi Başkomutan sıfatıyla Cumhurbaşkanı emretmekte, Millî Savunma Bakanı, harekâtı sevk ve idare etmektedir.
Mehmetçiği tebrik ediyoruz.Gazanız mübârek olsun!..
Bu birinci tebrikimiz, 19 Kasım 2022’de savaş tarihine geçecek bir zafer kazandığı içindir. Kut bölgesindeki muzaffer askerlerimizle, şehidlerimizin ruhları şâd olmuştur.
İkinci bir tebrikimiz daha var:
BM Andlaşmasının 51. Maddesine dayanarak icra ettiğimiz bu meşru müdafaa harekâtımızda kılıç, öylesine ustalıkla kullanılmış, pençe öylesine isabetle vurulmuştur ki tek sivilin dahi burnu kanamamıştır. Bu netice İslâm ahlâkının vicdanîleşmiş olmasındandır. Merhamet Medeniyetinin kurucusu Sevgili Peygamberimiz -aleyhisselâm- daha ilk sefere çıkan ser’iyyeye; 10 kişilik mücahid mangasına şunu emretmişlerdi:
> Gittiğiniz yerlerde çocuklara, kadınlara, yaşlılara, din adamlarına zarar vermeyeceksiniz, mâbedleri yıkmayacaksınız, ağaçları yakmayacaksınız!Mehmetçik, emre itaat ediyor...