Şanlı Peygamberimiz -aleyhisselâm- vatan sevgisi îmândandır buyurmaktalar. "Hubb’ül vatan, mine’l îmân". Vatan muhabbeti, milliyetçiliğin, millî ve yerli olmanın olmazsa olmaz şartlarından olduğuna göre Sevgili Peygamberimizin, şu üç kelimeyle terennüm buyurdukları bu muhteşem hadislerinden daha üstün bir milliyetçilik tarifi olamaz…
Kelime, günümüzdeki gibi olmayabilir ama muhtevası itibarıyla milliyetçilik, Türkler, tarih sahnesinde ilâhî takdirin verdiği mukaddes vazifeleri edâ etmek için yer aldıklarından beri onların hayatının en ehemmiyetli değer birimlerinden olarak hep mevcut olagelmiştir:
Malazgirt’te, Bizans önlerinde ve Viyana kapılarında yahut Sarıkamış ve Çanakkale’de can veren, gazi olan mübarek Mehmetçik belki de Milliyetçilik diye bir kelimeyi işitmemişti.
Ama; onlar, îmân, ezân, iffet, namus, bayrak, Kur’ân, vatan, aile, yuva, şeref, şehadet , Allah için sevme ve Allah için düşmanlıkla idealler ideali, mefkûreler mefkûresi, ülküler ülküsü i’lâ-yı kelimetullahı biliyorlardı. Milliyetçilik, saydığımız değerler manzumesinin sevdalısı, âşığı, müdâfiî olmak ve safını belli etmektir.
Şu hâlde:
Milliyetçi kimdir?
-Milliyetçi, Müslüman Türk’ün adıdır…
Türk kavmi, İslâm’la şereflenmesinden itibaren uğruna öleceği kıymetlere kavuşmuştur. Yüce Allah’ın ve Kahraman Peygamberin ordusu olmuştur. Bu ordu-millet, bin yıldır İslâm’ın Sancaktarıdır, Bayraktarıdır. Kanunî Sultan Süleyman Han, nasıl ki sömürgeci Portekiz yağmacıları önünde kimsesiz kalan Açe Sultanlığı’na denizcilerimizi yollayıp onları kurtardıysa kalbindeki imândan kuvvet alan aslan yeleli Mehmetçik bugün de Bosna’da, Arakan’da, Libya’da, Somali’de, Fırat Kalkanı ve çevresinde, Kerkük bölgesinde, Dağlık Karabağ’da aynı mukaddes vazifeyi edâ etmektedir.
Biz, güçlü olduğumuzda dünyaya nizâm-ı âlem mührünü vurmuştuk. Yeryüzü dirlik içinde yaşamıştı. Eğer, şu gün Rusya-Ukrayna kapıştırılması bölgeye ve oradan daha geniş coğrafyalara yayılmadıysa ve bazı milletler, tahıla ulaşamamaktan dolayı aç kalmadıysa bunda en büyük pay, semâda ve karada büyük bir savunma sanayii hamlesi yapmış olan Türkiye’nindir.
Milliyetçilik, ırkçılık değildir.
Irkçılık, bizim devlet ve millet hayatımızda yoktur. Bin yıllık tarihimizde onlarca alt aidiyet âdil şartlar, samimî komşuluk ve kucaklayıcı örf içinde aynı topraklarda yaşamıştır. Bu uygulama, ilhamını emsalsiz İnsan Hakları Cihanşümul Beyannamesi olan "Veda Haccı Hutbesi"nden alır…
14 Mayıs 2023 bir seçim değil, istiklâl ve istikbalimizin oylaması olduğunu aylar evvelinden söylemiştik. Aynen de böyle cereyan etmekte. Bir tarafta Müslüman Türk’ün terki, vazgeçilmesi asla mümkün olmayan yüksek ülkülerine sevdalı taraf var, diğer tarafta emperyalist devletlerin güdümünde ve terör örgütleriyle iş birliği içinde olanlar var.
14 Mayıs’ta milliyetçiler, ülkücüler; Müslüman Türk, TBMM’de kesin bir üstünlük kazandı. Cumhurbaşkanlığındaysa kazanmaya ramak kaldı. Yüzde yarım daha elde edilseydi o da kazanılırdı. Her şeyin doğrusunu Allah bilir ama galiba, takdir-i ilahî… İki aday arasında Müslüman Türk lehine 2 buçuk milyon fark vardı… Yüzde 63 ile kazanmak varken niye yüzde 50 artı 1 olsun?
Müslüman Türk, azîz ceddi, surlar önünde, aşılmaz sanılan kale kapılarında, Rum ateşi altında hangi millî duygularla, hangi ülkü ve gâyelerle zaferlere kavuştuysa 28 Mayıs 2023’te de yine aynı milliyetçilikle, aynı asîl duygularla Bayrağı burçlara dikecek, Ayasofya’nın ürpermesine, Ezan’ın ürpermesine, yarınların kararmasına izin vermeyecektir.
Cumhur İttifakı, 28 Mayıs’ta da tek niyet, tek yürek ve tek cephe olarak yekpâre halde ve aynı ülkülerle hareket edecektir. İslâm ahlâkıyla ahlaklanmış olanlar dâvayı satmaz.
Her yaştaki yüksek idrak sahibi seçmenimiz, teröristlerle birlikte çalışmak fayda getirmeyince dönüp milliyetçiliği suiistimal edenlere yüz de oy da fırsat da vermeyecektir.
29 Mayıs 2023, Allahü teâlânın izni, Şanlı Peygamberin şefaati, Fetih Şehîdlerinin ruhaniyetiyle Çifte Bayramdır!..
Kutlu olsun.
Müslüman Türk’ün Kızılelma yürüyüşü durmasın!
İnsanlığın, bize yeniden ihtiyacı var…