Milli Takımın dünya kupasına iştiraki sebebiyle çıkılan seyahate bakan eşlerine varıncaya kadar bir sürü alakasız kimseyi para krizindeki bir memleketin fakir-fukara kesesinden Seul'e götüren federasyonu kınıyoruz. Milli Takım oyuncuları gurbette cuma namazı kılarken onlarla aynı vecdi, aşkı heyecanı paylaşmayan teknik direktörü kınıyoruz. Takımımız oralarda zorlu mücadeleler içindeyken yurda dönmelerini bile beklemeden başlarındaki hocayı yerden yere vurarak moralleri bozan, böylece sonuçta menfi payı olan kalemleri kınıyoruz. Tarafsız olması gerekirken Türk-Kore dostluğuna rağmen karşımızdaki takımın yanında yer alan Güney Koreli hakemi kınıyoruz. Hakemi şaşırtarak hatalı penaltı kararı verilmesine sebep olan Brezilyalı şöhreti kınıyoruz. Hakemin hatasını tescil eden FİFA'yı kınıyoruz. Aynı kuruluşu hilebaz futbolcuya layık olan ağırlıkta ceza vermediği için kınıyoruz. Bu haksız kararları yok ettirmek için hukukun her yolunu deneyip adaleti temin için yorulmayan devlet bakanlığını kınıyoruz Koreli hakeme kızmasından dolayı haksız bir şekilde Beninli hakeme yüklenen, ona yüklenmekle kalmayıp ülkesini de küçük gören, o ülkeye 52 Türk şirketinin ihracat yaptığını nice sonra fark edince de özür dileme nezaketi göstermeyen gazetelerimizi kınıyoruz. Bütün dünya TV'leri canlı yayın yaparken herkesin gözü önünde yan hakeme vurarak imajımızı lekeleyen futbolcumuzu kınıyoruz. Maçtan sonra rakip takım oyuncusunun uzattığı eli havada bırakan futbolcumuzu kınıyoruz. O teknik direktörü, o kalemi, o futbolcuyu aynı ideal için yetiştirmeyen sistemi kınıyoruz. Maç saatinde basın toplantısı düzenleyen başbakan içinse diyecek laf bulamıyoruz... Spor, bir oyun olmaktan çıkmıştır. O, artık bir propaganda vasıtasıdır. O, bir silahtır. Bunları fark edemeyenleri de kınıyoruz.