KÜLLÎ DÜŞÜNCELER…

Sesli Dinle
A -
A +

Recep Tayyip Erdoğan, üçüncü defa Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığına seçilince 3 Haziran 2023 akşamı Küllîye’de "Cumhurbaşkanlığı Göreve Başlama Töreni" adıyla bir merâsim tertiplendi.

 

Gerçekten görkemli bir tören, hakikaten ihtişamlı bir merâsim oldu. Yerli ve yabancı misafirlere köklü bir devletin; Devlet-i Ebed Müddet’in varlığı hissettirildi. Türklerin kurduğu devletlere ait bayrakları tutan gürbüz askerlerin önünden geçilerek dağdağalı bir salona girildi. O akşam dünyanın 81 devletinden değişik derecede konuklar vardı. Onların hem içinde bulundukları bu mekândan ve hem de göz kamaştırıcı parlak törenden etkilenmemeleri mümkün değildi. Bu itibarla Ankara’nın Beştepe semtinde yapılan ve devlet reislerimiz için tahsis edilmiş bu yapıya dair söylenen ithamlar haksızdır. Çankaya Köşkü, bir asır evvelin dar imkânlarıyla tesis edilmiş, ömrünü tamamlamış ve artık müze değeri olan bir yerdir. Vakti gelince bugünkü yeni Meclis yapılarak ilk TBMM de tahliye edilmişti. Hükûmet üyelerinin açıklanma misalinde olduğu gibi Çankaya, üstelik tasfiye de edilmiş değildir.

 

Bahsettiğimiz görkemli binanın adı da doğru telaffuz edilmelidir. Oranın ismi, yaralayıcı bir dille söylenen "Saray" değil; ana bina, Millet Câmiî, Millet Kütüphânesi, sergi salonu ve daha ne var ise tamamıyla birlikte Küllîye’dir. Küllîye, kucaklayıcı kelimesi medeniyet birikimimizden bir altın damladır. Yerine ne gafletle "kompleks" veya yersiz yere "yerleşke" tutturulmaya çalışılmaktadır.

 

Küllîye’ye muhalefet edenlere defalarca cevap verdik. Fatih, Topkapı Sarayı’nı, Abdülmecid Han, Dolmabahçe Sarayı’nı torunlarına miras bırakmadılar. Milletin parasını harcamışlardı. Bunun gibi Sn. Erdoğan da milletin parasıyla vücuda gelmiş olan Cumhurbaşkanlığı Küllîyesi’ni vazifesiyle kaim olarak kullanmaktadır. Vazifesi bitince milletin yine doğrudan tensibiyle seçilen bir Türk vatandaşı orada olacaktır.

 

O tarihî cümleyi tekrar etmeliyiz:

 

Temsilde tasarruf olmaz!..

 

2071’i Cihan Devleti gâyesini hedef seçmiş muktedir bir devlete yakışan bu şaşaalı ev sahipliğiydi. Dâvetiyede "Cumhurbaşkanlığı Göreve Başlama Töreni" yazdığını yukarıda ifade ettik. Bu işe memur insanlar da şimdi temas edeceğimiz tarihî cümleyi belki kullanmak istemiş fakat yersiz bir sataşma ve tartışmaya meydan vermemek için sarfı nazar etmişlerdir. Bu törenin adı, o kadar uzun bir cümle değil "Cülûs Merâsimi"dir.

 

Osmanlıya, Padişahlara, tarihimize karşı şifa bulmaz illetlere sahip bazı peşin hükümlülerin, "Tayyip Erdoğan Padişah mı ki dâvetiyeye ‘Cülûs Merâsimi’ yazılsındı?” diyeceklerinden hiç şüphe yok. Hayır! Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanıdır. Kendisinden öncekiler, bu unvanı taşıdıkları gibi sonrakiler de Cumhurbaşkanı unvanını taşıyacaklardır. "Padişah" unvanı 16 devlet içinde yalnızca Osmanlı Devleti’nde kullanılmıştır. Diğerlerinde farklıdır. Devlet-i Âli Osman’ın, Allah, millet ve tarih önündeki vazifesi bitince de bu unvan nihâyete ermiştir.

 

Ancak unutulmasın ki devlet, ömrünü tamamlar fakat o dönemdeki kurum, gelenek ve isimler devam eder. Bu bir milletin umran, irfan, kültür servetidir. Çok uzunca bir dönem, Osmanlı her şeyiyle reddedildiği için nice değerimiz ateşe verildi. Şimdi şimdi bâzı değerlerimiz küllerden kurtarılmakta. Bu ayıbı artık hatırlamamalı; bir asır sonra bu milletin devlet katında hiçbir kaygı taşınmadan "Cumhurbaşkanı Cülûs Merâsimi" diye yazılabilmeliydi. Bu yapılabildiğinde tarihe ön yargı ile bakılmamış olur. Böylece olgunluk kazanılır.

 

Nitekim o akşamki Cülûs Merâsimi’ndeki sahne düzeni iç barış adına yerindeydi. Cumhurbaşkanı Sn. Erdoğan, konuşmasını yaparken TC’deki ruhânî temsilciler, başı açıklar, kapalılar, gençler kademe kademe diziliydi. Keza dâvetliler arasında cemaat temsilcileri vardı. Bu manzara, bir arada yaşama medeniliği adına geçmişimize lâyık, günümüz için ihtiyaç ve geleceğimize de numunedir. Mazimizde çok kültürlülük, Sevgili Peygamberimizden -aleyhisselam- başlayarak İslâm devletleri ve çok geniş biçimde Osmanlıda hayat bulmuştu.

 

Buna rağmen merhum Başbakan Necmeddin Erbakan’ın Çankaya’da cemaat temsilcilerine iftar vermesi, darbe gerekçesi yapıldı. Oysa vereceğimiz şu misal çok şeyi anlatıyor olsa gerek…

 

Osmanlı adalet sisteminde ekalliyet yani azınlıklar, kendi dâvâlarına kendi mahkemelerinde bakıyor, ihtilafları kendi içlerinde hallediyorlardı. Mamafih devletin mahkemeleri onlara da açıktı. "Benim dâvâma devlet mahkemesi baksın" diye müracaat eden teb’a da kabul ediliyordu.

 

2023-2028 arası geçecek 5 yıl, kemiyet kalkınması kadar keyfiyet kalkınmasına, Millî ve Mânevî Kalkınma da sahne olmalıdır. Tarihî bir cümle, bugün olmuş tedirginlik sebebidir. Bu tedirginlik çok şeyi söylüyor olmalı. Yoğuran değerler, süzülerek çekinmeden günümüze taşınmalı ve uygulamaya konmalıdır.

300
UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.