KUR’ÂN-I KERÎME HÜRMET!..

A -
A +
Mukaddes kitabımız, rehberimiz, mutlak ilâhi kelâm Kur’ân-ı Kerîm’le mescîd ve câmilerimize ve zaman zaman da Müslümanlara saldırı, yakma-yıkma, hakaret, darp ve aşağılamalar devam etmekte. Avrupa’da yaşanan bu çirkinliklere Danimarka ve İsveç’teki bazı haçlı artıkları öncülük ediyorlar…
 
Kahramanlar Kahramanı Şanlı Peygamberimize birkaç yıl evvel Danimarka’da bir dergi karikatürlerle saldırmıştı. Bu defa o aşağılık fiili, Kur’ân-ı Kerîm yakma cinayeti takip etti ve suç tekrarlandı. Durduğuna dair de hiçbir intiba yok. Danimarka’nın ardından bir benzeri İsveç’te yaşandı. Tekrarına kalkışıldı. Bunları yapanlar avamdan kimseler değil. İslam’a ve Müslümana karşı hınç ve nefretle dolu bu kişiler, medya mensubu veya parti lideridir. İslâm korkusu yayma, ırkçılık ve ötekileştirmekte öncülük ediyorlar.
Almanya’da gece yarısı Müslümanların evlerinin ateşe verilmesi, Fransa’da Müslüman gençlerin katledilmesi, Yunanlıların, sığınmacıları tekne tekne Akdeniz’e gömmeleri aynı haçlı nefretinden kaynaklanmaktadır.
 
Kur’ân-ı Kerîm yakma, yırtma, tekmeleme… gibi çılgınlıklar, Avrupa devletlerinde her ân tekrar edebilir. İşin garip tarafı, Sevgili Peygamberimizi ve iki milyar Müslümanı rencide eden karikatürleri basıp-yayma, Kur’ân yırtma, yakma… gibi suçlar, adı geçen devletlerde fikir hürriyeti olarak görülmekte. Böyle telakki edildiği için de mâneviyat cânileri, suçlarını polis koruması altında işlemekteler. Böyle bir yorum, tam bir ahmaklık, kıt zekâlı olma örneğidir.
 
İnsanlıktan, medenilikten, seviyeden zerrece nasibi olan herkes, hangi dine, hangi Peygambere ve hangi mukaddes kitaba karşı yapılmış olursa olsun bu hürmetsizliği, haddini bilmezliği, hem çok sarih bir dille reddeder ve hem de kınar…
 
Avrupa’da İslamiyet’e Şanlı Peygambere -aleyhisselam- ve Kur’ân-ı Kerîme bu saldırı ve saygısızlıklar yapılırken İslâm ülkeleri Hükûmetlerinde -maalesef- ses getiren bir karşı duruş görülmüyor. En kararlı söz yine Ankara’dan yükselmekte. Edepsizlikleri bir ceza görmeyince vahşiler, bildiklerini okumaya devam ediyorlar…
 
Danimarka’da polis nezareti altında yine Kur’ân-ı Kerîm yakılması üzerine İİT-İslâm İşbirliği Teşkilatı, toplanma kararı aldı. Bu defa, bir defa olsun İİT toplantısından, BM’nin üçte birini temsil eden bu üye devletlerden gür, tok, mert, sert ve caydırıcı bir ses yükselmelidir. Orada kalmayarak Danimarka ve İsveç’e ticarî ve iktisadî müeyyideler uygulanmalıdır. Unutmamalı ki nefret insanlık suçudur. Haçlı tortuları, çekinmeden nefret suçu işlemeye devam ediyorlar. İİT’yi olması gereken canlılığa kavuşturacak olan İslâm’ın bin yıl boyunca sancağını taşıyan ve o mübarek sancağı bugün de taşımakta olan Türkiye’dir.
 
Danimarka ve İsveç’e anlayacağı dille konuşmalı. “Kur’ân-ı Kerîme yapılan saldırıları ya durdurun veya olacakların sorumluluğu size aittir!” demelidir. Kimse şüphe etmesin ki Avrupa’da yaşayan 10 milyon Müslüman’ın gözü her zaman Ankara’dadır.
 
İlgili devletlerle, Avrupa Birliği ve BM, bu kışkırtıcı, inanç soykırımı çılgınlıkları mutlaka ve kat’i şekilde durdurmak zorundadır. Kur’ân-ı Kerîmle dînîmize saldıran edepsizlerin tasmalarına hâkim olunmazsa mukabele-i bi’l misil ve meşrû müdafaa hakkından dolayı yayından fırlayacak Serdengeçti Türk akıncıları durdurmakta Ankara bile zorlanabilir.
 
Bizim bin yıllık, hatta 15 asırlık medeniyet hâkimiyetimizde hiçbir din ile o dinin din adamı, kitabı ve mâbedi zarar görmemiş aksine ihtiyaçlarına destek verilmiştir. Bu itibarla Haçlı ve Nazi devamı bu saldırganların, düne veya bugüne dair hiçbir gerekçe ve haklı sebepleri yoktur. İİT, ricacı değil netice alıcı olmalıdır…
 
Diğer taraftan gerek Avrupa ve gerekse Türkiye ve İslâm ülkelerinde yaşayan Müslümanlara da vazife düşmekte. Hiçbir din, insan, devlet rencide edilmeden Danimarka ve İsveç’te durmayan bu vahşete karşı hukuk çerçevesinde kalarak ses getiren toplantılar yapılmalıdır.
 
İlki 30 Temmuz’da Diyarbakır’da gerçekleşti. “Peygamber Sevdalıları Vakfı”nın hazırladığı bu “Kur’ân’a Saygı” buluşmasında on binlerce vatandaş, mukaddes kitabımıza yapılan hakaretleri gök gürültüsünü andıran nidalarla kınadılar. Bu toplantıya HÜDA-PAR genel başkan seviyesinde iştirak etti. Hükûmet ve diğer partiler de temsilci göndermeliydi.
Diyarbakır Valisi orada olmalıydı…
UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.