Bölücü örgütün, eşkıyası ve politikacısıyla neler söyleyebildikleri şu günlerde hemen bütün gazete manşetlerinde. Hiç bu kadar fütursuz olmamışlardı. Eğer yarın daha da ileri gidip "PKK 14 Mayıs’ta 7’li Masanın teminatı ve silahlı unsurudur!" derlerse buna şaşılmasın. Zaten bugünden meydan okuyorlar:
“-Ya sandıkla, ya silahla!"
İstekleri sandıkla yerine getirilsin diye de seçimlere kadar silahlı çatışmayı durdurduklarını söylemekteler. Öyle ki Kandil’dekiler, yurt dışında kaçak olanlar, parlamentoda bulunanlar konuşma ve gözdağı yarışındalar. İmaralı’yla Edirne’dekinin salıverilmelerini, özerklikten başlayarak federasyona giden bir çalışmanın başlatılmasını, dil mevzuunun iddiasını gütmekteler.
Bölücü örgüte bu cesareti, ana muhalefetin her nasılsa başı olan Kemal Kılıçdaroğlu verdi.
Meral Akşener’in masayı devirmesi üzerine o vakte kadar masanın altında olan HDP, Sn. Kılıçdaroğlu ile "6’lı Masa" için kıymete bindi. O ana dek hakkında kapatma davası açılmış olmanın endişesiyle pek de sesi soluğu çıkmazken oldukları yerlerden başlarını çıkarttılar ve biz buradayız diyerek CHP genel başkanını partilerine dâvet ettiler. Kılıçdaroğlu, masayı temsilen HDP genel merkezine gitti. Orada neler konuşulduğunu bilmek zor değil. Onları ülke gündemiyle birazcık meşgul olan herkes bilir. Zaten belli başlıları şu yazdıklarımızdır.
HDP ve bölücü örgüt, Kılıçdaroğlu ve 6’lı Masa için bir unsurdur. Diğeri ise FETÖ örgütüdür. Onlar da sosyal medya üzerinden saldırı hâlindeler. Bilet aldıklarını 15 Mayıs’ta geleceklerini ileri sürüyor ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Cumhur İttifakı’na demediklerini bırakmıyorlar. 15 Temmuz işgal ve darbe teşebbüsü ihanetinde olduğu gibi bu iki taraf, iki örgüt tam dayanışma hâlinde. Diğer taraftan içeride de onlara açıktan veya dolaylı omuz veren gazete ve televizyonlar var.
Seçime giderken neler olacağı, az-çok tahmin ediliyordu ama ya seçimi kazanarak almamız gerekeni alırız veya aksi hâlde silahla hedefimize varırız! Deneceği, bu kadar cesaret gösterecekleri tahmin edilmezdi. Örgütle, yandaşlarını emri altındakilere bu cür’eti “6’lı Masa” verdi. Kemal Kılıçdaroğlu, Meral Akşener, Temel Karamollaoğlu, Ahmet Davutoğlu, Ali Babacan, Gültekin Uysal’ın sorumsuzlukları verdi. Tayyip Erdoğan nefreti sebep oldu.
Bu nasıl bir nefretmiş ki iş buralara kadar geldi? Bugün iki terör örgütü tarafından sımsıkı kuşatılmış durumdalar. Kandil veya Pensilvanya’ya rağmen bir laf etmeleri mümkün değil. Hiç unutmasınlar! Yarın, Rıza Tevfik Bölükbaşı ve daha nice Abdülhamid düşmanı İttihadçı gibi kafalarını taştan taşa vurur fakat zamanı geriye döndüremezler.
İki asra yakındır bu memleketin çektiği, kifayetsiz aydınlar yüzündendir. Bereket versin ki milletin sağduyusu yerinde. Afetzede 11 ilde bizzat yaşadık. Evi enkaza dönmüş, yakınlarını kaybetmiş o az tahsilli fakat yüksek basiretli, mütevazı hayatlı asil kardeşlerimiz şunu diyorlar:
-Allah, Devlete-Millete zeval vermesin! Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı başımızdan eksik etmesin!
Onlar bunu derken yarınlarımız, Devlet ve Memleket pazarlık masasında. O zaman sormak hak değil mi? "Ey Meral Hanım, hani PKK’nın olduğu masada olmazdınız?" Hem masadasınız ve hem de 6’nız birden, masaya sonradan dâhil olan tarafından vesayet altına alınmış bulunmaktasınız. Vatandaş, seçmen her şeyi görüyor ve hükmünü vermiş durumda. Önceki yazılarımızda söylediğimizi tekrarlayacağız:
-14 Mayıs seçim değildir! 14 Mayıs, vatanın istiklâlinin oylanmasıdır!
Şunu kimse unutmasın:
Örgüt ve partisi "ya sandıkla, ya silahla!" dedi diye bu Devlet de bu Millet de zerrece taviz vermeyecektir. Bugün doğudan-batıdan tehdit savuranların arkasında sömürgeci devletler olduğu gibi bir asır evvel de yine onlar vardı. Devletin zor bir ânında masasına Sevr paçavrası bırakılan Sultan Vahideddin, meclis kabul etmiş olsa bile bunu imzalamadı, tasdik etmedi. İngilizlerin zoruyla yurt dışına çıkmaya katlandı ama vatanın bölünmesine, Ayasofya’nın işgaline fırsat vermedi.
Bu ülkenin başındaki bir devlet reisi, çok zor bir zamanda bu duruşu göstermişti. Türkiye, bugün son 3 asırda olmadığı kadar güçlüdür. Sn. Erdoğan, Sn. Bahçeli ve Cumhur İttifakı, böylesi kurusıkı tehditlere baş eğmezler. 15 Temmuz bunun en yakın ispatıdır. Seçimlere kadar silah bırakmışlarmış. Sen ne yaparsan yap. Devlet ve onun asker ve polisi silah bıraktı mı? Seçim günü bile size mağaralar dar edilebilir.
Namus gibi vatan, istiklal ve istikbal de pazarlık konusu yapılamaz. Yapanlar, 14 Mayıs’ta derslerini alacaklar. Onların politik ömürleri de 2023 sonunu bulamayacaktır. Bir gerçek daha var. Bu millet Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a Sn. Devlet Bahçeli’ye ve Cumhur İttifakı’na dua etmektedir.
Öfkeyle, kinle kalkan ziyanla, pişmanlıkla oturur.