Madem ki...

A -
A +

Başbakan yardımcısı Devlet Bahçeli'nin konuşmasındaki anahtar kelime "madem ki"dir. Bu kelime, karşısındakinin mantığıyla fikrini çürütmek için kullanılır. Burada da öyle. MHP genel başkanı, siyasi belirsizlik olduğunu kabul etmemektedir. Seçimlerin de vaktinde yapılmasından yanadır ama 'madem ki büyük çoğunluk siyasi belirsizliğin varlığını kabul etmekte ve ekonomideki kötü gidişatı da buna bağlamaktadır. O halde erken seçime giderek bu belirsizliği ortadan kaldırmalı'. Demek ki kerhen yapılmış bir çağrı bulunmaktadır. Peki, sayın Bahçeli'nin ani çıkışının sebebi ne? Daha bir hafta evvelki liderler zirvesinde seçimin 2004'te olmasına dair karar alınmıştı... Bunun birçok sebebi olabilir. Kocayayla'ya istenen miktarda taraftar gelmemiş olabilir. Veya MHP teşkilatı, halkın istekleri karşısında zorda oldukları yönünde genel merkezi ikna etmiştir. MHP, seçimden kaçıyor imajını vermemek için sürpriz çıkış yapmıştır. Yahut, Bahçeli, Hüsamettin Özkan'a yapılan vefasızlığa reaksiyon göstermiştir. Her ne olursa olsun. Çağrı yerindedir. Şimdi bütün mesele bundan sonrasıdır. Çünkü, konuşmada bundan sonrası adeta bazı şartlara bağlanmıştır. Onlar da 1 Eylül'de toplanmak, 3 Eylül'de seçim kararı almak, başbakan Bülent Ecevit'in başkanlığında seçime gitmek ve bu seçimi 3 Kasımda yapmak. Bahçeli'nin "başbakanımız" sözü bilhassa dikkat çekicidir. 'Sayın Ecevit, başbakan Ecevit' değil de "başbakanımız"... Büyük bir benimseme duygusu. Galiba, Bahçeli, zor zamanında onu yalnız bırakmak istememektedir. Bu ihtimal doğruysa Özkan'a yapılan muameleye reaksiyon ihtimali ortadan kalkar. Şuna da dikkat etmek lazım. MHP lideri, bunları olmazsa olmaz şartlar olarak mı ileri sürmüştür, faraza tarihler, bir hafta önce veya sonraya kaysa çok mu mühim? Elbette değil. En dikkat çekici husus, Bülent Ecevit'in başbakanlığında seçime gitmek veya gitmemektir. DSP, dün erken seçime taraftar olmadığını açıkladığına göre MHP ne yapacaktır? 'Ecevit yoksa biz de girmeyiz mi diyecektir, yoksa bizden bu kadar mı' denecektir? Ortada bir de AKP'nin formülü var. AKP, ANAP'la MHP'nin Bahçeli'nin başkanlığında yeni bir hükümet kurmaları halinde destek olacaklarını açıklamıştır. MHP buna sıcak bakar mı? Herhalde hayır. Şöyle düşünme ihtimalleri çok yüksek. 'Madem ki ortada bir cenaze var, onu kaldıran neden MHP olsun?' Gelinen noktada MHP'nin geri adım atma şansı yoktur. Atarsa kayıpları büyük olur. Seçimi yalnızca DSP istemiyor. MHP, 'Ecevit istemiyorsa o takdirde liderler zirvesindeki görüşler, devreye girer' diyemez. 'Ülkeyi biz seçime götürdük' demek varken 'seçimden kaçtılar' ithamına muhatap olmayı herhalde arzu etmezler. Bahçeli, 57. hükümetin büyük işler yaptığını iddia etmekte. 57. Hükümet, vatandaşı her yönden perişan etmiştir. Eğer hakîkaten büyük işler yaptıysa işte sandık. Bu millet, nankör değil. Hizmet edeni baş tâcı eder. Onun için Türkmen kurultayında söylenenleri tarih önünde verilmiş söz kabul edip, 3 kasımda seçime giderek ülkeyi bu belirsizlikten kurtarmalı. "Madem ki..." demeye lüzum var mı? Belirsizlik sadece siyasette değil, her alanda yaşanıyor. Kimse, yarınından emin değil, piyasalarda yaprak oynamıyor. 3 Kasım isabetli tarihtir. Seçim kaçınılmaz şart olmuştur. Uzun lafa ne hacet? Batı, İngiltere'nin öncülüğünde Türkiye'ye tekrar "Hasta Adam" demeye başladı. O halde nerede o büyük başarılar? Bir hükümeti, hortlayan şu aşağılayıcı yakıştırma bile ortadan kaldırmaya tek başına yeter. İmaj hortladı, kimseden çıt çıkmıyor.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.