Orta ve yüksek tahsil kurumlarımızın diploma basan fabrikalar ve vasıfsız eleman çıkan kapılar olma hâline düşmemesi için ders kitabından hocaya, öğretmene, binaya kadar iğneden ipliğe her cephesiyle ele alınması, tahlil edilmesi, üzerinde düşünülmesi, aksayan, faydalı olmayan, gelecek vadetmeyen, yanlış olan… ne varsa bunlara dair hep birlikte kafa yorulması şarttır.
Şart üstü şarttır…
Devlet hayatımızın değişik zaman ve dönemlerde bakanlıklar oldu. Sayıları, arttı-eksildi. Onlardan iki sakanlık, ön isim olarak mümeyyiz vasfa sahip oldu. Geçen asrın ortalarından bu yana iki bakanlığımızın adının başında “millî” kelimesi yer alır:
Millî Eğitim Bakanlığı
Millî Savunma Bakanlığı.
Mesela dışişleri, sağlık, içişleri, maliye gibi daha nice bakanlık çok ehemmiyetli müesseselerdir. Buna rağmen bunlarda ve diğer bakanlıkların tamamında “millî” olma vasfına atıfta bulunulmaz. “Millî” millet ve milletin değerlerine ait ve bağlı olan demektir.
İşbaşındaki 20 yıllık yerli ve millî kıymetler aidiyetli iktidarın mesela savunma sanayii, mesela, sağlık, mesela ulaştırma, mesela haberleşme… gibi sahalarda kaydettiği muvaffakiyetler, yüksek çaptadır. Bu sahalarda kazanılan başarıları bugün içeriden ziyade dünya takdir ediyor. Yarın da gelecek nesillerin takdir ederek şükranla yâd edeceğine şüphe yoktur. Dediğimizi şöyle de izah edebiliriz. İki ön kimlik adı taşıyan bakanlığımızdan Millî Savunma Bakanlığımızın hakkı, son iki asırda görülmedik biçimde verilmiş ve bugün Türk ordusu, yeniden bir kudret hâline gelmiştir. Askerimizin, istihbaratımızın, emniyetimizin yurt içi ve yurt dışında karaya, havaya ve denize attığı imzalar tarihî ve destani önemdedir.
Ne var ki.
Ne yazık ki…
Maalesef…
Eğitim alanında, maarifte yani Millî Eğitimde aynı iftihar edici cümlelerin yarını miras bırakma talihine sahip değiliz. Bundan dolayı da müteessiriz. Aynı teessür hislerini devleti sevk ve idareyle mükellef zevatın yaşadığına da şüphe yoktur. Hâlbuki, artık, MEB bütçesi MSB bütçesinden fazladır. Öyleyse aynı iktidarda millî ünvanlı iki bakanlıktan biri, o şahane şavkımayı gösterirken diğeri neden arkada kalmıştır?
Bu suale mutlaka ve layıkıyla kafa yormak gerekir.
Birçok sebebi var. Onlardan biri, atın süvarisine göre kişnemesidir. Önceki bazı eğitim bakanları, bu neticeden mes’uldür. Durum böyle olduğu için 2023 seçimlerinden sonra yeni hükûmet kurulurken Sn. Yusuf Tekin’in Millî Eğitim Bakanlığına getirilmesi memnuniyetle karşılandı. Sn. Tekin, eğitimde iç ve dış tecrübeye sahip bir isimdir.
Şu an Yusuf Tekin Hoca’yı yılların birikmiş ümitleri ve işleri beklemekte. Millî Eğitim Bakanlığının, başındaki süvarinin koşturmasıyla 2023/24 Eğitim-öğretim dönemine ve takip eden zamanlara Türkiye Yüzyılı ruhuna yakışır bir seviye, verimlilik ve kıymet anlayışıyla hazırlandığından eminiz.
Yusuf Tekin, eğitimci, politikacı değil.
İşiyle meşgul.
Bundan dolayı bir görüşünü milletimizle paylaştı. Sn. Bakan, fikrini söyler söylemez, laikçi çevrelerden üstüne çamurlar sıçratılmaya, âdeta linç edilmeye kalkışıldı. Öfkenin sebebi, Sn. Bakan’ın münhasıran kız ve münhasıran erkek liseleri açılmasına dair teklifiydi. Bu sözde yadırganacak hiçbir taraf yoktur. Kız ve erkek liseleri, Tanzimat’tan beri hayatımızda vardı. Buralarda sağlıklı şekilde eğitim de verilmekteydi. Yüzlerce isim sayılabilir. Cağaloğlu Kız Lisesi, Fatih Kız Lisesi, Erenköy Kız lisesi, İstanbul Erkek Lisesi, Adana Erkek Lisesi…. gibi. Bunlardan bazılarının orta kısımları da mevcuttu. Bendeniz de AEL-Adana Erkek Lisesi mezunuyum. Şu saydığımız erkek ve kız liseleri daha birçok emsali gibi asırlık ilim yuvalarıdır. Bu yuvaları yıkan 28 Şubat Taşeron Darbesi oldu. Bugün yeniden kız ve erkek liseleri açılması, hakkın, sahibine iadesi olacaktır. Hatta o kadar ki onlardan bazıları, İHL yapılmıştır. Bu tarafından da vazgeçilmelidir. Kâfi miktarda İHL mevcut.
Sn. Bakan’ın görüşüne laiklik tez yahut kaygısıyla muhalefet ediliyorsa buna da çare var. O zaman şunlar yapılabilir. Böylece her dünya görüşü, kendine göre bir mekân bulabilir:
-Erkek orta okulu.
-Erkek lisesi.
Kız orta okulu.
-Kız lisesi.
-Karma orta okul.
-Karma lise…
Millî Eğitim Bakanı Sn. Yusuf Tekin ve kadroları, çok iyi bilirler ki hayırlı işin mânisi çok olur. Plan ve projelerden asla taviz verilmesin. Paylaştığımız gibi her ailenin kendini bulacağı bir imkân sunulabilir. Üstelik böyle bir tarz, sadece bizim geçmişimizde değil, bugün dünyada da mevcut. Şimdiden sonra her şey, yerli yerine oturmalı. Eğitim hayatı, ideolojilerden, çarpıtmalardan, sloganlardan uzak olmalı. Saat dakikliğiyle hizmet verecek bir yerli ve millî bir tahsil hayatı doğmalıdır.
Herkesten ve her müesseseden evvel, Millî Eğitim, 2023 Büyük Türkiye başlangıcından 2071 Cihan Devleti Türkiye menziline varma mükellefiyeti altındadır.
Türkiye Yüzyılı, Türk asrı, en evvel maarifin borcudur.
Allah, mahcup etmesin…