Hazreti Musa'nın şeriatine mensup Yahudi asıllı vatandaşlarımıza mühim vazifeler düştüğü kanaatindeyiz. Biz, onlarla asırlardır aynı yurdu paylaşmaktayız. Bundan da bir şikâyetimiz yok. Rumlar gibi... Ermeniler gibi Musevîler de bu cemiyetin bir parçası. Yahudiler, memleketimizin en zenginlerinden. Türkiye, onlara iki kere sığınak oldu. Birincisinde İspanyol zulmünden kaçıyorlardı. İkincisinde Nazi zulmünden. Kendileri de doğrusu bu tarihleri unutmadılar. Osmanlıya ilticalarının 500. yılında ecdadımıza minnettarlıklarını ifadeden hiç yüksünmediler. Bu bir vefaydı. Türkiye, bir imparatorluğun devamı. Bu itibarla imparatorluk kavimleriyle zenginleşerek hayat süreceğiz. Musevîlerle hiçbir dönemde öyle muharebe sayılacak cinsten bir çatışmamız da olmadı. Ermeni ve Rumlarla da olmamasını çok isterdik. Fakat ne yazık onların içinden bazıları Doğuda ve Ege'de memleketimizi işgal eden düşmanla işbirliği yaptılar. Bu yüzden mecburen tehcir siyaseti gelişti. Bununla beraber o günler artık tarih malzemesi. Hatta eve dönen insan misali son senelerde eski azınlıkları aramızda görmekten dolayı memnunuz. Bizim azınlıklarımız şimdiki kadar değildi ki. Bulgarlar, zenciler, Ruslar başkaları da vardı. Vatanımız, Balkanlı, Kafkaslı, Orta Şarklı, Türkistanlı ırkların beşiğiydi. Şimdi onlarla tekrar bir arada olma sürecindeyiz. Türk milletinin bakışı böyle. O halde şu Filistin Dramı'nda Türk Musevîlerinin harekete geçmesi lazım. Hiçbir din, zulme rıza göstermez. Hiçbir din mensubu zalimlerle olamaz. Şu gün Filistin'de bir taraf, diğer tarafı eziyor, öldürüyor, yok ediyor. Bebekler katledilmekte, analar kahrolmakta. Tesirleri asırlarca geçmeyecek düşmanlık tohumları ekilmekte. Şaron adlı bir despot, Yahudi ırkına tarihin en büyük kötülüğünü yapıyor. Orada iki taraf bulunuyor. Bir taraf Musevî, diğer taraf Müslüman. Bir taraf Türk Musevileriyle dindaş diğer taraf da bizimle. Müslüman Türkler, zulümler önünde artık dayanamaz hale geldiler. Artık öfkelerini sohbet toplantılarında değil, mitinglerde de haykırmaya başladılar. Buna devam da edecekler. Peki Musevi Türkler ne yapıyor? Neden susmaktalar? Şaron katilinin zulmü tasvip mi edilmekte? Buna evet demek o vatandaşlarımıza hakaret olur. Azınlık da bu ülkenin yüksek hasletlerinden nasibini almıştır. Onların soykırıma yakın böylesi bir vahşeti kabul ettiklerine inanamayız. O halde susmamalılar. Susmaya devam ederlerse haklarında şüpheler uyanacak. Bakınız internet ortamında Yahudi mallarına boykot çağrısı yapılıyor. Aleyhine kampanya yapılan şirketler dünya markaları. Bush'tan yüz bulan Şaron'un zulümden vazgeçmeyeceği görülüyor. Zulüm, kıtal ve vahşet devam ettikçe öyle bir gün olur ki Müslüman halkı kimse durduramaz. O zaman bazı yerli markalar kara listeye alındığı gibi -Allah korusun- yeni 6-7 Eylüller de gündeme gelebilir. Bunları yaşamamak için Musevi vatandaşlarımız, derhal harekete geçerek Şaron'un ırkçı saldırılarını şiddetle kınadıklarını açıklamalılar. Onunla da kalmasınlar. Amerikan ve Avrupa Yahudi lobilerini de yanlarına almalılar.. O kadarla kalmayıp yardım kampanyaları başlatmalılar. Musevi vatandaşlarımız şunu düşünecek kadar zekidirler. Araplar ilk defa İsraili tanıyacaktı. Dünya da Filistin'i devlet olarak tanıma hazırlığındaydı. İşte o sırada her şey oldu. Sebep petrol. Sebep silah sanayii. Sebep Ortadoğu'nun huzura hasret kalması.