Turgut Özal'ın geçen zaman içinde daha iyi anlaşıldığı kanaatindeyiz. Daha doğrusu anlaşılmalı, bu yönde gayretler sarfedilmeli. Onu anlayanlar, meslektaş ve yaşıtlarından çok yetişmesinde emeği geçen çocuklardır. Çocuk diyorsak da şimdi onlar artık çocuk değiller. Yavaştan yavaşa Türkiye yönetiminde varlıklarını hissettirme gayretinde gençler. Bu gençler, daha iyi tahsil yapmış ve daha hoşgörülüler ve dünyayı daha iyi tanıyorlar. Hayata bakışları gerçekçilik üzerine. Onların kendilerini hissettirmeleriyle Türkiye bir şans daha yakalıyabilir. İnsan, düşünmek bile istemiyor. Eğer Turgut Özal diye bir isim, bir dönem Türkiye'ye imzasını atmamış olsaydı şu ân nerelerde olurduk ve ne yapıyorduk? Bir hayal ediniz. Özal dönemi diye müreffeh bir vakit geçmemiş ve Türkiye hâlâ yokluklar ülkesi. Ve bu ülkede kasım ve şubat krizleri meydana geliyor. Herhalde Somali'den beter olurduk. Şimdilerde Somali gibi değiliz -Allah onları da kurtarsın- ama ne yazık ki geri gitmiş bir Türkiye'de yaşıyoruz. Somali'yle mukayese edilmiyorsak da Arjantin'le birlikte anılıyoruz. Türkiye, Turgut Özal zamanında kendine bir vizyon çizmişti. 21. Asır Türk Asrı olacak diyordu. O'nun vefatıyla adım adım bu vizyon kayboldu. Artık kimse dile almıyor.. Devlet adamında bulunması gereken en vazgeçimez hususiyet nedir? Bir kimsenin devlet adamı olabilmesi için bir çok hususiyetler gerekli. Zaten devlet adamı olunmaz devlet adamı doğulur. Vazgeçilmez hususiyeti söyleyelim, cesaret. Özal, cesur bir insandı. Risk almasını biliyordu. Dünyayı takip ediyor ve meselelerin üstüne gidiyordu. Reformlarıyla Türkiye'yi allak-bullak etmiştir. Bir çok solcu da sağcı da adeta çarpıldı. Dünya şaşırdı. Türkiye, Turgut Özal döneminde sadece ekonomide değil diğer alanlarda da rahat nefes aldı. 2002 Türkiyesi O'nun zamanını aramakta.. Türkiye'ye hakîkaten çağ atlattı. Sonraki dönemlerdeyse sanki gerisin geriye atlandı. Türk milleti, dönem dönem dahiler çıkartır. Şanssızlığı bunu arka arkaya yetiştirememesi. Her canlı mutlaka ölümü tadacaktır. Bu kaçınılmaz son. Kalanlara düşen Özal'dan istifadedir. Bilmiyoruz şu ân kaç üniversitede Özal araştırmaları yapılıyor, kaç üniversite mezunu Özal üzerine lisans üstü çalışmayla görevlendirilmiş. Fikir hürriyeti, teşebbüs hürriyeti ve din ve vicdan hürriyeti Turgut Özal reformunun belkemiğidir. Bunların hakkıyla anlaşılıp layıkıyle tahlili gerekir. Türkiye, bu prensiplere riayet ettiği günlerde kalkındı. Dünyaya varlığını kabul ettirdi. Dünyayla yarıştı. Dünyaya açıldı. Bugün de o dönemin nimetlerinden faydalanılıyor. Onun için katı kalıplardan kurtulup bu formüle dönmemiz lazım. Yarının siyaset ve devlet adamlarının hata, sevap ve projeleriyle Özal'ı iyi incelemeleri lazım. Cesurdu. Rahattı. Halk adamıydı. Önce vatandaş diyordu. İnsanı öne alıyordu. Kendini zırhlar, duvarlar ve kalıplar arkasına veya içine hapsetmiyordu. Samimiydi. Sevgi doluydu. Onun için çok sevildi. Onun için her fikir ve çevreden insan cenazesine koştu. Özal'ın çocuklarına düşen Turgut Özal'ı aşmaktır. O da tanımak ve çalışmakla olur.