"Kefâ bi’l mevt vâizan". İnsan için, bilen, anlayan için vâiz, nasihat veren olarak ölüm yeter, kâfidir. "Kefâ bi’l mevt vâizan" Sevgili Peygamberimizin -aleyhisselâm- mübarek ve müstesna kutlu sözlerinden biridir.İkinci büyük Halife, adalette zirve isim Hazreti Ömer efendimiz bu hadisi şerifi "kefâ bi’l mevt vâizan yâ Ömer" şeklinde, kullandığı yüzüğe kazıtmıştı. Böyle bir hakikatten daima haberdar olmasına rağmen bunu yapmıştı…
6 Şubat 2023 ve takip eden günlerde 11 ilimiz şiddetle sarsıldı. Küçük bir vilayet nüfusuna denk sayıda ölü, bunun çok daha fazlası kayıp verdik. O kadar ki aile ferdini, akrabasını, arkadaşını, komşusunu, ahbabını kaybetmeyen yok gibi. Bu amansız zelzeleye müşterek bir isimlendirmeyle "Asrın Felâketi" dedik.Tamı tamına böyledir.
Asrın felâketidir.Bir yanda kayıplar verilirken bir yanda da yüce Allah’ın kuvvet ve kudretini gösteren olağanüstülükler yaşandı. 10 gün, hatta daha fazla bir zaman sonra toprak altından sapasağlam yaşlı, genç ve bebekler çıkarıldı. Bazılarının üstü-başı tertemizdi. Aklı aşan manzaralar önünde kurtarıcılar, "Allahü ekber!" diyerek tekbire, olayları nakleden haberciler de o heyecanla âdeta Peygamberimize sığındılar. Kendileri belki farkında değildi ama bu, böyleydi.
"Asrın Felâketi", ölüm olarak da kurtuluş olarak da anlayan için tam bir vâiz, hikmetli bir nasihatçidir. Tahmin ederiz gümüşçülerde bu hadisin yazdığı yüzük satışlarında artış olmuştur.
Hazreti Ömer gibi kutup yıldızı bir dâhi, bir üstün insan, nasihat maksadıyla böyle bir tedbire ihtiyaç duyduğu hâlde milletçe yaşadığımız şu zelzele, bu âfet bazıları için hiçbir etki yapmamış, zerrece ders olmamış görünüyor.
Sosyal medya, tam bir bataklık. Nefrette hudut, sözde dur durak yok. Küfür-kelam, iftira her çeşidiyle almış başını gidiyor. Edeb yerlere düşmüş. Herkes birbirini yeriyor, tehdit ediyor, aşağılıyor. Düşmana layık görülmeyecek tahkir ve tezyifler, aşağılamalar, en sert hakaretler kırılan kılıçlar gibi havada savrulmakta. Politik atışmalar, ekran tartışmaları daha iyi değil.
Doğrusu bu mudur?
Bu yapılanlar makul mudur?
Haklı olmak dahi buna yetki verir mi?
Yanlıştan kurtarmak böyle mi yapılır, doğruyu anlatmak, bu sözlerle, bu kelimelerle mi olur?
Böyle bir tavrın emri mâruf nehyi ani’l münkerle ilgisi olabilir mi?2021-2022’de iki yıl boyunca bütün yerküre gibi Türkiye de Covid salgınıyla uğraşıp durdu. Dünyada 15 milyon, bizde 100 bine yakın insan öldü. Hayat, henüz normalleşirken bu defa da Asrın Felaketi, gök kubbeyi başımıza yıktı. 6 Şubat’tan bu güne 45 bine yakın ölü verdik. Ölüm haberleri, arada bir gelmeye devam ediyor. Bu arada ömür boyu çekilecek ağır yaralanmalar var.
Bizi milletçe aylar boyu evlere hapseden, nice yakınımızın hayatına mal olan Covid-19 salgını herkes için ders olmalıydı. Ama… ne var ki o ders alınmamış.
Bu kez bekledik ki Asrın Felaketi ders olur.
Nefs muhakeme ve muhasebesi yapılır.
Hayata bir çeki-düzen verilir.
Yine iz, eser yok.
İçinde bulunduğumuz ve devam etmekte olan bu felaket de on binlerce ölü ve yaralıya rağmen ders olmamakta. Öfkeler, kalem ve klavyeler asla dizginlenmiyor. Bu da insandır demeden hışımla saldırılar, yakıştırmalar yapılmakta. Bu yazı-çizi ve konuşmalar, insan olmaya da İslâm olmaya da millet olmaya da medenî olmaya da yakışmaz. Kim, kime ne kadar haklı olarak da dese hatadır, yanlıştır, câiz değildir. Seviyeli bir şekilde, usul ve üslubuyla konuşup yazmalı, ikaz etmeli. Ne yapmalı ki her şey çığırından çıkmış gidiyor.
Bir gün herkes, ettiği ve dediğiyle yüzleşecektir.
Bu yolun sonu, Pişmanlık İstasyonu’dur.Kimse, hiç kimse kendine ve sevdiklerine lâyık görmediğini başkasına lâyık görmemeli.
Yazılanı göz görmeli, ağızdan çıkanı kulak duymalı.
Eksikler, yanlışlar, hatalar, günahlar… böyle düzeltilmez.
Yangın benzinle söndürülmez!..
Sevgili Peygamberimizin insanlara İslâmiyet’i tebliğ ettikleri günlerdi. Bir gün Taif’e gitmişlerdi. Halk, nasihat dinlemek yerine kendisini taşladı. Yaralandılar. Kanlar içinde ve üzgün olarak bir kenarda oturdukları sırada Cebrail aleyhiselâm geldi. Dilerse bu zulmedenlerin üzerine dağları devirebileceği haberini getirmişti.
Merhamet Peygamberi, buyurdu ki:-Hayır, bilmiyorlar! Bilseler; böyle yapmazlar.
Merhamet yanımızda eksilme olduğunu görmeliyiz.Yine Peygamberler Peygamberine yönelelim.
Şöyle buyurmaktalar:
-Yerdekilere acırsanız, göktekiler de size acır……
Ana-babamız, vaktiyle, Merhametlilerin En Merhametlisinin güzel isimlerinden hareketle bize bu taşıdığımız adımızı vermişler. Allah, onlardan razı olsun. Bize de böylesi göz gözü görmez cenk ortamında herhâlde bunları demek düşerdi.