SANDIK DARBESİ

Sesli Dinle
A -
A +

Hiç şek ve şüphe yok ki Kürtçü ideolojinin, bir başka ifadeyle Kürtçülerin partisi HDP, silahlı gücü de PKK’dır. Biz, eli kanlı örgüte "terörist" diyoruz ama onlar kahraman gözüyle görmekte, Mehmetçiğin bertaraf ettiklerini -hâşâ- şehit saymaktalar.

 

Kürtçü ideolojinin en nihâî hedefi Türkiye, Suriye ve Irak’ta önce muhtar, otonom, özerk idareler kurmak, sonra merkezî hükûmetle federasyon olup ardından da birkaç sene sonra bu üç memleketteki parçayı birleştirip bağımsız devlet olmaktır.

 

Kürtçü ideolojinin arkasında Soğuk Savaş Dönemi’nde SSCB vardı. PKK, Marksist-Leninist Kürtçü parti olarak kurulmuştu. Şimdi ise ABD ve AB var... Kürtçüler, dün Rusçu iken bugün Amerikancıdır. Washington, Suriye’nin kuzeyinde, Fırat’ın doğusunda PYD/YPG’ye yani PKK’nın Suriye uzantısına çok yüklü miktarda destek vermektedir. Bu iş birliğinin devletleştirmeye doğru bir niyet taşıdığı, Suriye’de kurulacak böyle bir yapının Irak, İran, Türkiye parçaları da dâhil edilerek büyütmeyi hedef aldığı kesindir. Böyle bir oluşum, İsrail’in lehine, Ermenistan’ın menfaatinedir. Washington ve yanındaki devletlerin tanıyacağı bu terör devletinin kurulması, Suriye ve Irak’ı bitmeye yakın küçültür, İran’ı sarsar, Türkiye’nin başına büyük dert açar.

 

HDP’nin maskelerle seçime girmesi, milyonlarca oy alması, TBMM’de bulunması bu gerçeği devam ettirmez. Bu partiye oy veren vatandaşlar, düne kadar kendi hür iradeleriyle rey kullanamıyorlardı. Sandıklar PKK militanlarının rehinesiydi. Böyle olmasa bile seçmenle örgüt farklıdır. Seçmen kan, silah, çatışma, kopma istemiyor. Kendisinin temsilini beklemekte. Nitekim AK Parti, HDP’den daha fazla Kürt oyu almakta ve Kürt vekil çıkarmaktadır. Kürt yoktur iddiası çeyrek asır evvelin kışkırtma sözlerindendir. Kürt vardır fakat her Kürt, Kürtçü değildir. Her Kürt HDP’li değildir. HDP’ye oy verenlerde bile özerklik-federasyon-bağımsızlık peşinde olanların sayısı çok çok düşüktür.

 

İdeoloji ve örgütün teröristbaşı İmralı’da mahkûmdur.

 

Eş genel başkanlardan biri de Edirne’de mahkûmdur.

 

İsme dikkat ediniz. HDP!.. Halkların Demokrasi Partisi. Niyet daha isimden anlaşılmakta. Halk değil, ahali değil, millet değil. Halklar. Bu parti hakkındaki kapatma dâvâsı devam ediyor. Tedbir konan hazine yardımının AYM tarafından serbest bırakılması kimseyi yanıltmasın. Adı geçen parti her ân, seçimlerden önce de kapatılabilir. Veya hazine yardımından mahrum bırakılabilir, birçok kimseye siyaset yasağı gelebilir.

 

Millet İttifakı veya nâm-ı diğer 6’lı Masa, HDP ile birlikte anılıyor, Cumhur İttifakı sözcüleri masanın altında da HDP’nin olduğunu söylüyorlardı. İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener, "Biz, HDP’nin bulunduğu masada olmayız!" demiş olsa da bugün o sözün hiçbir değeri kalmamıştır. Nitekim, CHP-HDP iş birliği önceki seçimlerde ve bir önceki belediye seçimlerinde de yaşanmıştı. Bundan dolayıdır ki HDP temsilcileri CHP’li, İyi Partili vekilleri belediye başkanlarını "Bizim sayemizde orada oturuyorsunuz” diye fena hâlde haşladıkları zamanlar oldu.

 

Bir yıllık bir sürüncemeden sonra 6’lı Masa nihayet adayını açıkladı. Recep Tayyip Erdoğan, Cumhur İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı olduğu gibi Millet İttifakı’nın adayı da Kemal Kılıçdaroğlu’dur. Seçilme şansına gelince. HDP’nin oy desteği olmadan muhal. Kemal Kılıçdaroğlu, hayatının imtihanında sınıfta kaldı. Ya adı geçen politik yapıya "hayır, önce vatanım!" diyecek veya "Sonu her ne olursa olsun yeter ki Cumhurbaşkanı olayım" iştihasıyla HDP’nin kapısını çalacaktı. CHP Genel Başkanı’nda vatanın birlik ve bütünlüğü değil CB olma ihtirası ağır bastı. Mart başında Meral Akşener, masayı dağıtınca HDP "buradayım!" dedi. Kemal Kılıçdaroğlu’nu partilerine davet ettiler. Meral Hanım, CHP adına gidip konuşabilir dedi. HDP eş başkanları "hayır” dediler; “Kılıçdaroğlu, Millet İttifakı’nın CB adayıdır. O’nunla alacağımız karar, 6’lı Masa’yı bağlar.” Tabiî ki böyleydi. Nihayet Kılıçdaroğlu HDP’ye gitti ve görüştüler. Kemal Bey’in tek şartı HDP’nin bir CB adayı çıkarmamasıydı. Buna karşılık muhatap partinin birçok isteği vardı. Bunlardan belli-başlıları şöylece sıralanabilir:

 

-Kürtçenin ikinci resmî dil olması.

 

-Yerel özerklik.

 

-HDP aleyhine açılan kapatma dâvâsının ortadan kaldırılması.

 

-Abdullah Öcalan’a hürriyet verilmesi, Selahattin Demirtaş’ın serbest kalması, HDP’li, PKK’lı tutukluların tahliye edilmesi, KHK’lıların eski haklarına kavuşması… vs.

 

Bunlar olursa HDP kendi adına CB adayı çıkarmayıp Kemal Kılıçdaroğlu’na destek verecekti.

 

Dün HDP Eş Başkanı Pervin Buldan partisinin aday göstermeyerek Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekleyeceklerini açıkladı.

 

Demek oluyor ki Kılıçdaroğlu ve Kılıçdaroğlu’nun CHP’si HDP’nin şartlarını kabul etmiştir. Cumhurbaşkanı olduğunda bu şartlardan bazıları hemen gerçekleşecek ve bazıları alıştıra alıştıra hayat bulacaktır.

 

Türkiye, 14 Mayıs’ta seçime gitmiyor.

 

Türkiye, 14 Mayıs’ta istiklâlini oyluyor!

 

Neredesiniz milliyetçi, ulusalcı CHP’liler, İYİ Partililer ve diğer partilerdeki vatanseverler? Gafil olmayın, uyumayın! 15 Temmuz 2016’da yapılamayan darbe ve işgal, sandıkta yapılmak isteniyor…

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.