Ekrem İmamoğlu, 31 Mart 2019’daki seçimde İBB yarışını kazanmıştı. AK Parti, usulsüzlük iddiasıyla Yüksek Seçim Kuruluna gitti. YSK, şikâyeti haklı bularak 6 Mayıs 2019’da mazbatasını iptal ederek Başkanı görevden aldı…
Sn. İmamoğlu, seçimi, en yakın rakibinden 13 bin küsur oy fazlasıyla kazanmıştı. Seçim, 23 Haziran 2019’da yenilendi. İmamoğlu, yine kazandı. Fark, bu defa 8 yüz bin küsurdu…
Galip gelmek kadar o zafer ve şöhreti idare etmek de zordur.
Sn. İmamoğlu, 23 Haziran 2019’dan bu yana imtihanın kaybedeni.
Seçimi kazandı fakat süreci idare edemedi ve edemiyor.
Anlık kazanç, kalıcı kayıplar içinde…
İBB Başkanı, 4 Kasım 2019’da habercilere konuştu. Bu açıklamadan önce Avrupa kurumlarında Türkiye için incitici sözler etmişti. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, bu sebeple İmamoğlu’na “ahmak” dedi. İBB Başkanı bu yüzden kızgındı. İnsandır. Olabilir. Ama mahkemeler, kendisine de açıktı. Hâlbuki o dâvâ hakkını kullanacağına meseleyi bir başka tarafa taşıdı. YSK’da iptal kararı veren hâkimlere “ahmaklar!” dedi. Kıt akıllı, geri zekâlı gibi anlamlara gelen bu kelimenin muhatap seçerek sarf edilmesi suçtur. TCK-Türk Ceza Kanunu 125. Maddesindeki tarifle Hâkimlere karşı müteselsil, zincirleme bir suç işlenmiş, onların şeref ve haysiyetlerine hakaret edilmişti. Savcı, re’sen iddianame tanzim ederek sanığın TCK 125. ve 53. Maddeleri gereğince cezalandırılmasını talep etti. Dâvâ, Anadolu 7. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. 14 Aralık 2022’deki celsede de muhakeme bitti. Suçu sabit görülen sanık Ekrem İmamoğlu 2 yıl, 7 ay, 15 gün hapis cezasına çarptırıldı. 53. Madde ile de kamu haklarından mahrum edildi. Siyasi yasak da almış oluyordu.
125. Madde, suçun sabit görülmesi hâlinde sanığa 3 aydan 2 yıla kadar ceza verilmesini derpiş etmektedir. Suç, alenen işlenirse ceza 1/6 nisbetinde arttırılmaktadır. Kanun, mahkemeye cezayı adli para cezasına çevirebilme salahiyetini de vermektedir.
Mahkeme, mahkûmiyeti üst dereceden takdir ettiği gibi suç, alenen ika edildiğinden 1/6 hükmünü de işleterek mevzubahis cezayı vermiş olmaktadır. Mahkûmiyet, para cezasına çevrilmemiştir. Bu hüküm, 7. As. Ceza Mahkemesi’nin kararıdır. Nihâî değildir. Sanık, İstinaf Mahkemesi ve Temyiz Mahkemesi’ne gitme haklarına sahiptir. Karar buralarda usul veya esastan bozulabilir vs…
Şunun müzakere edilmesi gerekir:
Mahkeme, bu kararı vermiş fakat diğer yandan da sanığı kollamıştır. Bize göre suç, YSK değil O’nun âzâsı hâkimlere karşı işlenmiş, onlara “ahmak” denmiştir. Bu mahkemede dâvâya bakan 7 üye mevcuttur. 7 üye ayrı ayrı mağdur sayılarak ceza 7 defa verilebilirdi. Hâlbuki Mahkeme, sanki tek mağdur varmış veya hakaret YSK’nın hükmî şahsiyetine yapılmış gibi hüküm kurmuştur. Bu, şu anlama gelir: Ceza, her ne kadar maddenin üst sınırı ve nisbi bir çoğaltmayla takdir edilmiş olsa da 3 yıldan aşağıdır. Herhangi bir tutuklama yoktur. Aksine 2020’de yapılan ceza infaz değişikliğiyle mahkûmiyet 3 yıldan az olduğundan hükmün çekilmesi için cezaevine de girilmeyecektir. CHP İstanbul İl Başkanı Kaftancıoğlu’nun cezasında olduğu gibi, bir defalığına sabah cezaevine gidilip evraklar imzalandıktan sonra geri gelinir. Ayrıca üst dereceli mahkemeler safhası da iki yıl gibi bir zaman süreceği için sanığın siyâsî ve diğer haklardan mahrumiyeti de şimdilik söz konusu değildir. Dâvâ, derecattan geçerek kesinleşirse mahrumiyet doğar.
Vaziyet bu iken Sn. İmamoğlu, kararı öğrenince âdeta deliye döndü! Hayır; üzüntüden değil, sevinçten deliye döndü. Dünya, hapis cezası alıp da sevinçlere gark olan birini ilk defa görüyor. Havalara uçan sanık, karşısına çıkana sarıldı. Sn. Akşener’le şimdiden meşhur olan pozlarında âdeta “nasıl da başardık!!!” deniyor…
Bu gerçekler, sâde vatandaşın uzağındadır.
Mahkûmiyet verildi mi, verildi!
Ekrem İmamoğlu, dört gözle bunu umuyordu.
Umduğu oldu.
Bu ne demektir?
Kahramana Cumhurbaşkanlığı için yol açılıyor.
Geçmiş yazılarımızda Ekrem İmamoğlu’nun ruh hâlini okuyarak bir mahkûmiyet cezası almayı çok ister, demiştik. Bunu her davranışıyla belli edegeliyor. Hatta Pınarhisarı Cezaevi benzeri bir yere girmeyi istediği de söylenebilir. Zira Sn. İmamoğlu’nda Recep Tayyip Erdoğan hayranlığı psikologların sahasına giren cinsten derin bir hâl. Sn. Erdoğan’ı kendine hem rakip, hem rol model olarak seçmiş. Aklı-fikri, Erdoğan’ın başına ne gelmişse onları yaşayarak Cumhurbaşkanı olmak. Hâlbuki herkesin kaderi ayrıdır.
Bütün bu kesin hakikatlere rağmen 6’lı Masa mensubu genel başkanlar, 15 Aralık 2022 akşamı ezan saatinde Saraçhane’deydiler. İmamoğlu’nun takdimciliğiyle her biri 5-10 dakika konuştu. Orada yağmur altında olan binlerce vatandaş da ekran başındakiler de derin hayal kırıklığına uğradılar kanaatindeyiz. Hadise, bir müsamere seviyesindeydi. Yeni hiçbir şey söylenmedi. Yalnızca hamaset ve husumet vardı. Bazıları sırf öfkeydi, bazıları, hatip de değildi. Olayı vicdan ve adalet ölçüleriyle tartmadılar. Sanık İmamoğlu’nun hakaretine hiç temas edilmedi. Hâlbuki yalnızca YSK hâkimlerine değil bir keresinde de meclis üyesi bazı arkadaşlarına da galiz şekilde küfretmişti.
Saraçhane’de bir yağmur çiseleyip geçti.
6’lı Masayla CHP’de ise her ân fırtına kopabilir!
Kahramanı dizginlemeleri zor…
Bilinmesi gereken şudur:
Millet, Saraçhane’de herkese vefa, sadakat, dürüstlük, hitabet, muhteva ve daha birçok noktadan oyunu verdi.