EYT, asgari ücret, etiket fiyatları, Yunanistan’la sürtüşmeler, terör haberleri ve birkaç iç ve dış konuyu bir kenara bırakırsak Türkiye gündemi, on gündür çocuk istismarı, Ekrem İmamoğlu hakkındaki mahkeme kararı, aile kurumunu tahribe yönelik sapkın saldırılar, Taliban’ın kızların tahsiliyle alakalı kararı ve Yıldız Teknik Üniversitesinde bir öğretim görevlisinin Sevgili Peygamberimize -aleyhisselâm- yaptığı ağır saldırıyla meşguldür…
Çocuk istismarı, hiç şüphe yok ki aşağılık bir fiildir. Söz konusu olansa iğrenç bir hadisedir. Ancak mevzubahis istismar çok yıllar sonra ortaya çıkmıştır. Arada Savcılık, takipsizlik kararı vermiştir. Mağdurenin annesiyle iki kız kardeşi iddiaların aksine konuşmaktadır. Olanları, 28 Şubat zorbalığındaki düzmece Fadime Şahin vakasına benzetenler vardır. Olay, adliyeye intikal etmiş, tutuklamalar yapılmıştır. Gerçeğin tam olarak gün yüzüne çıkmasını toplum olarak bekliyoruz…
Devlet ve millet hayatımızın temeli olan ailemizi yoldan çıkarmaya, tahribe dönük dış destekli yıkıcı faaliyetler, son zamanlarda hayli artmış bulunuyor. Bu yüzden anayasada kılık-kıyafetle alâkalı değişiklik yapılırken aile hayatımızı koruyacak tedbirler de ilgili maddeye ilave edilecektir. Buna mutlak zaruret vardır. Hürriyet, evet, bir haktır. Fakat her hak gibi suiistimal edilmesi, hürriyetin başıboşluk olarak telakki edilip keyfîliğe dönüştürülmesi caiz ve mümkün değildir. Meşrû müdafaa tedbirleri hem hâl ve hem de istikbâlimiz için gereklidir.
Ekrem İmamoğlu’nun YSK hâkimlerine “ahmaklar!’’ demesinden dolayı verilen ceza da gündemdedir. Dava, hüküm ve sanık cihetinden tartışılmaktadır. Mahkemenin verdiği karar, suç ve ceza dengesi yönünden tahlil edilmektedir. Ayrıca, hakaret, YSK’nın 7 hâkimine yapıldığı hâlde sanki YSK’ya hakaret edilmiş gibi ceza verilmesi de tartışılacaktır. Diğer yandan adlî ve idarî tarihe geçecek bir gariplik de yaşanmıştır. Sanık, verilen cezayı tebellüğ edince üzülecek yerde sevinçlere gark olmuştur. Kitle psikolojisi tahrik edilerek Saraçhane’de âdeta şenlik yapılmıştır. Henüz ilk dereceli mahkeme karar vermiş ve bu kararı bozdurmak için üst kademe yolları açıkken sanık kendisini mağdur kahraman, işbaşındaki iktidarı da kararın zalim faili gibi göstermiştir.
Bunların gündemi dibe çekmesi yetmezmiş gibi bir çirkin ses daha işitildi. Yıldız Teknik Üniversitesinde bir teknik öğretim görevlisi, kendi saha ve yetkisinde olmadığı hâlde haddini aşarak gündeme girerek istismar üzerinden Şanlı Peygamberimize saldırdı. Kâinatın en üstününün aile hayatı, yüksek ahlâkı ve insanlığa ışık tutan Hadis-i şerîflerine en galiz, edebe aykırı ve tekrarı mümkün olamayan kelimelerle hakaret ve iftiralarda bulundu.
Bu lüzumsuzlukların gündemi kirletmesiyle işgal etmesi yetmezmiş gibi bir de Afganistan’dan bir haber gündeme düştü. İddia eğer doğruysa, bir çarpıtma yapılmıyorsa Taliban, kızların tahsilini yasaklamıştı. Taliban, dün terör örgütü sayılırken bugün Afganistan’da iktidardır. Daha evvel de pek rahat olmayan bu figanlar diyarı 44 yıldan bu yana önce SSC ve sonra da ABD işgalleriyle mahvolmuştur. Konuşulan mevzu, bugün tarifi zor olan bu ülkeye dairdir. Bir iktidarın bir kısım vatandaşlarını ilim öğrenmekten mahrum etmesinin değerlerimizde yeri yokken birdenbire böyle bir tuhaflık ortaya çıkmış bulunuyor.
Bunlar olurken Türkiye’de şunlar yaşanmaktadır:
Kendini kendinden menkul çağdaş, uygar, ilerici sanan ideoloji ile zehirlenmiş birtakım çevreler, İmamoğlu dâvâsında yargılama daha devam eder ve aleyhine karar çıkan sanık, sevinçten havalara sıçrarken hükûmete en sert sözlerle, yakıştırmalarla yüklenmiştir ve buna devam etmektedir. Aynı çevreler, manşet ve ekranlar, aileyi sapkınlara karşı korumaya dair niyet ve azimlerinden dolayı iktidara ve Cumhur İttifakı’na saldırmaktadır. Dahası bu uygar ve laikçi çevreler çocuk istismarı herkes tarafından nefretle karşılandığı hâlde bu sefil hâli bahane ederek dinimize ve Şanlı Peygambere, onun yasak ve emirler manzumesi olan şeriatına yani İslâm hukuk mevzuatına ağız dolu hakaretler etmekte, kinlerini dökmekteler. Sadece bu kadar da değil. Peygamberimize hakaret eden o öğretim üyesini kınayanlara ağır sözlerle sataşmakta ve sapkınlara destek olmaktalar.
Bu beş netameli konu, çok kısa bir süre içinde gündeme boca edildi. Ülke dışarıdan ve içeriden müdahalelerle karıştırılmak, seçimler etkilenmek istenmektedir.
Devamı gelebilir. Daha ağır vakalar yaşanabilir.
Seçimleri, bazıları hesaplaşma olarak görüyor. Oysa seçimde söz ve karar sahibi olan millettir. Millet kimi tercih ederse o iktidar olur. Bu sade gerçeğe rağmen seçim yoluna mayınlar döşenmekte. Kargaşadan medet uman çok.
Dikkat, itidal ve teyakkuz üzere olmalı.