Semerkand’da bugün Türk Devletleri Teşkilatı Dışişleri Bakanları Konseyi toplanıyor. Yarın ise yine aynı yerde zikrettiğimiz teşkilata mensup üye devlet liderlerinin iştirak edeceği TDT 9. Zirvesi yapılacak. Zirvede ticaret, iktisat gibi mes’elelerin yanı sıra Rusya-Ukrayna savaşı, Azerbaycan-Ermenistan ihtilafı, Zengezur Koridorunun açılması gereği, İran ve Pakistan’daki kargaşa gibi mevzuların konuşulması beklenebilir. Bununla birlikte en değerli gündem maddelerinden birinin Kıbrıs Türk Devleti’ni tanımak olmalıdır.
Zirvede "Türk Dünyasına yaptığı hizmetlerden dolayı" T.C. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a TDT "Âli Nişan", Özbekistan Cumhurbaşkanlığı da "Millî Nişan" takdim edecektir…
Bu mes’elelerin dününden haberdâr olanlar için şu malumat, ülkeler arası sıradan vak’alar gibi gelebilir. Hâlbuki bunlar, 30 yıl önce ancak hayal edilebilirdi. Böyle bir yakınlaşma, iki asırlık rüyanın gerçeğin gerçeğe yönelmesidir. Teşkilatın, SSCB’nin dağılmasından sadece 18 yıl sonra 2009’da "Türk Dili Konuşan Ülkeler" fikrinden hareketle doğduğunu unutmamalı. Sovyetler Birliği mevcutken devlet adamlarımız, Azerbaycan’a bile ancak Moskova üzerinden gidebilirlerdi.
Hâfıza tazelemek adına kısaca tekrarlamak gerekirse şunları hatırlamalı:
Aslında Orta Doğu olmadığı gibi Orta Asya da yoktur. Bunlar, sömürgeci devletlerin masabaşında cetvelle harita çizmelerinin bir parçası olarak tespit ettikleri topraklara verdikleri isimlerdir. Orta Asya değil, Türkistan vardır. Türkistan’ın şarkî tarafı Çinliler, garbî tarafı Ruslar tarafından işgal edilmişti. Yekpâre topraklar böylece ikiye ayrılmıştı. 1991’de SSCB dağılınca Batı Türkistan, kendi içinde olsun birliğini muhafaza edemedi. Tek devlet yerine Kırgızistan, Türkmenistan, Özbekistan, Kazakistan diye müstakil Türk Devletleriyle Tacikistan kuruldu. Güney Kafkasya’da ise Azerbaycan istiklaline kavuşmuştu. Müslüman Uygur vatanı Doğu Türkistan ise hâlâ istiklâle hasrettir.
Türk Devletleri Teşkilatı, 30 Ekim 2009’da Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan tarafından kuruldu. 2018’de Özbekistan, tam üye oldu; Macaristan gözlemci olarak kabul edildi. Türkmenistan’ın gözlemci üyelik tarihi 2020’dir. KKTC de KTC olarak teşkilata kabul edilmekle teşkilat, Ceyhun’dan Ceyhan’a, Mâverâ’ün Nehir’den Akdeniz’e ulaşmış olur. Burada da kalınmaması gerekir. İnanç akrabalığı ve kültür kardeşliğimiz olan Bosna ve Tacikistan da teşkilata kabul edilmelidir.
Yukarıda iki asırlık rüya dedik. Hiç mübalağa değil!.. Asla değil. Bu uğurda nice canlar verildi. Boraltan Köprüsü faciası hatırlanmalı. Doğu Türkistan millî kahramanları Osman Batur, İsa Yusuf Alptekin, Aşkâbâd Göktepe’deki 30 bin şehid Türkmen’in varlığından haberdar olunmalı.
Bu derin aşk sebebiyledir ki Kerkük asıllı merhum Ömer Öztürkmen, daha SSCB dönemindeyken "Taşkent’te Sabah Namazı" ismiyle şiir kitabı yayınlamıştı. Yavuz Bülent Bâkiler, "Türkistan Türkistan" adlı eserini kaleme almıştı. O dönemde Orta Asya dedikleri ecdad yurduna gidip "Türkistan" diye konuşmak kelleyi koltuğa almayı gerektirirdi.
Düne göre az mesafe alınmadı ama daha yapacak çok iş var:
Osmanlı zamanında İstanbul’da çıkan bir gazete veya kitap Türkistan’da, Balkanlar’da, Şam’da Mekke ve Medine’de ve Kahire’de okunabiliyordu. Eğer Türk televizyonları bu şuurla hareket etseler hem ortak Türkçenin inşasına ve hem de Türkçenin yaygınlaşmasına hizmet etmiş olurlar. TDT ve herkes, unutmamalı ki Türkçe bugün de BM’de resmî dil değildir. Zirve, bunu da mesele etmelidir.
Diğer taraftan Türkiye Cumhurbaşkanı, iki ay içinde ikinci keredir Semerkand’dadır. Sn. Erdoğan, Şanghay İşbirliği Zirvesi için 15 Eylül’de de buradaydı. O zirveye ilk defa iştirak etmiştik. Cumhurbaşkanımız, Çin, Hindistan, Rusya, Pakistan, Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan ve Tacikistan Devlet adamlarıyla burada iki gün boyunca mahallî ve milletlerarası mes’eleleri müzakere ettikten sonra Semerkand’dan BM toplantısı için New York’a geçmişti…
Semerkand nerenin şehridir, Aşkâbâd hangi başkentimizdir diye yazmadık. Bu tafsilata girmek, artık yadırganır olmalı. Semerkand için "kültür merkezi" de demedik. Türkistan’ın tamamı ve Özbekistan zaten olduğu gibi ilim, irfan iklimi. Silsile-i Aliyye-i Nakşîbendiyye üstadlarından on üçü Özbekistan’dadır. O büyüklerden Ubeydullah-ı Ahrar Hazretleri Semerkand’dadır. Eshab-ı Kiramdan Kusem bin Abbas da buradadır. Bölgede Şah-ı Zinde diye bilinir. Sevgili Peygamberimizin -aleyhisselâm- ebediyete uğurlanmasında son hizmet şerefine kavuşmuş olanlardandır. İslâm ordusuyla tebliğ ve fetih için bu topraklara gelmişti. Şehid düştü. Ayrıca hadis ilminde zirve isim İmamı Buhari Hazretleri ve itikadda iki mezheb imamımızdan birincisi İmam-ı Maturidî Hazretleri de Semerkand’dadır. Emîr Timur ve torunu büyük astronomi âlimi Uluğ Beğ keza Semerkand’da medfunlar.
Türkistan, âlim, evliya yatağı, ilim irfan yuvasıdır…